Daha demokratik, daha az otokratik Türkiye
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ

Türkiye uzun bir aradan sonra daha demokratik bir yönetim daha az otoriterlik ve daha iyi bir demokratik temsiliyet istediğini gösteren bir seçim yaptı. Herkes bir yorum yapacaktır durduğu yerden. Benim yorumum da çok değişik olmayabilir.HDP barajı geçerek ve başarılı bir seçim kampanyası yürüterek tüm saldırılara karşın parlamenter siyasetin içinde kalmayı ve daha güçlü bir ses olmayı başardı. Türkiye siyaseti açısından en önemli katkısı nedir derseniz; birincisi, Meclis’e 40 kadın milletvekili göndermesi, ikincisi, en az TİP kadar çok sayıda sosyalisti Meclis’e gönderdi.

Bu sosyalist vekilleri bir anlamda CHP’nin sol kanat ödünç oylarına karşılık sayarsak belki de HDP’ye oy vermiş CHP’lilerin de yüreğine su serpilmiş olur. HDP’den seçim sonuçlarının ardından yapılan açıklamalarda bu ödünç seçmene özellikle teşekkür edildi.

CHP oy oranı bir puan aşağı düşmüş olmasına karşın başarılı bir sonuç aldı. Seçmen sayısında artış var ve HDP’ye ödünç verilmiş yüzde 3-5 puan dolayında bir oyun varlığı da düşünülerek yüzler gülüyor olabilir. Benim kanaatim CHP’nin HDP’ye ödünç seçmen verirken, AKP’den de küçük de olsa bir miktar oy çalabilmiş olduğu yönünde. Yani seçim sonrası yorumcuların aksine HDP’nin barajı aşmasının arkasında geçmişte AKP’ye oy vermiş Kürt seçmen yanında en az onun kadar geçmişte CHP’ye oy vermiş seçmenin desteğini almış olması yatıyor. Bir başka ifadeyle Doğu ve Güneydoğu illerinde AKP’den HDP’ye kayma olurken Batı illerinde ve büyükşehirlerde CHP’den HDP’ye ödünç oy verildiğini düşünüyorum. Neden böyle derseniz. Doğu’da manzara net. Batı’da ise İzmirli birisi olarak tamamen kendi çevremdeki insanların tavrını esas alıyorum.

CHP ve HDP arasındaki geçirgenliği ve kan bağını zaten yıllardır yazıp duruyorum. Dolayısıyla beni şaşırtan bir durum yok. İki partinin şimdi çok ciddi kafa kafaya verip uzlaşıp yola birlikte devam etmesi lazım. Geçmişte de bu iki partinin veya bu partilerde yer almış kişilerin birlikte olduğunu unutmamak gerek. Bunun sembol örneklerinden birisi 1974-1980 ve 1987-94 arası CHP milletvekili olan 1980 sonrası bütün Kürt partilerinde yer alan Ahmet Türk’tür.

Seçim döneminde Kılıçdaroğlu gayet hassas davranarak HDP’ye yönelik negatif dil kullanmaktan kaçındı. Tabanı da bu yönde yatıştırmaya çalıştılar. Sandık müşahitliği düzeyinde de birbirine yakınlaşmış bu iki parti tabanının artık barışma vakti gelmiş görünüyor. MHP’nin de desteğini alarak asgari müştereklerde otoriter gidişe dur deme ihtimalleri yüksek. Erken seçim ihtimali karşısında da açık ittifaka giderlerse iki partinin 7 Haziran seçimlerinde aldığı 211 milletvekilinde daha fazla çıkaracağını görmeleri gerekli. Bu aynı oy oranlarını alsalar bir seçim sistemi aritmetiği nedeniyle böyle. Daha da önemlisi ise bu iki partinin başarılı kampanyaları üzerine daha geniş bir seçmen tabanına hitap etmesi pek muhtemeldir. CHP’nin ve HDP’nin kavrayıcı söylemleri AKP’ye destek vermiş ama vicdan muhasebesi yapan bir kısım seçmenden ciddi teveccüh görebilir.

Üç parti de oy sayılarını ciddi oranda artırmış durumdalar. AKP’nin kaybettiği yüzde 9 dolayındaki oyun Doğu illerinde HDP’ye, Orta Anadolu’da MHP’ye ve Batı’da CHP’ye ve MHP’ye gittiğini düşünüyorum. Bu da yukarıdaki senaryoları daha olası kılıyor. Seçmen sayıları artmasına karşın yaklaşık 3 milyon seçmen AKP’den uzaklaşmıştır. Yeni seçmenler özellikle CHP ve HDP ve daha az olarak da MHP’yi tercih etmiş görünüyor. Bu da gelecekteki erken ya da geç seçimlerde bu partilerin desteğini artıracağını gösteriyor. Bunları tam olarak seçim sonrası araştırmalarla görme imkânımız olacak diye umuyorum. Eğer yanılmıyorsak, bunun da Türkiye’nin demokratik geleceği için umut verici bir tablo olacağını söylemek gerek.

Bundan sonra iktidarın yasalar ve yönetmelikler üzerinden iktidarda kalma çabası olası bir senaryo. Erken seçim de o kadar olası. Koalisyon olasılıkları muhtelif ancak zor görünüyor. Onu da önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Türkiye iyi yoldasın, yola devam.