Davud ve Golyat
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Eski Ahit’te geçen mitolojik bir hikâyenin kahramanlarıdır Davud ile Golyat (Davıd and Golıath). M.Ö. 11. yüzyılda Kenan ülkesinde, bugünkü Filistin, geçtiği rivayet edilir. Tarihler boyunca anlatıla gelen meşhur düelloya tutuşan Davud ve Golyat’ın hikâyesi aynı soydan gelen İsrailoğullarıyla Filistinlilerin savaşı sırasında yaşanır.

Kral Talut liderliğindeki İsrailoğulları Filistinlilerle Elah Vadisi’nde karşı karşıya gelir. Filistinlilerin en güçlü askeri olan Golyat her gün İsrailoğullarına meydan okur ve karşısına çıkabilecek güçlü biri olup olmadığını haykırır. Kendisine bu kadar güvenmesinin nedeni çok uzun ve iri cüsseli bir savaşçı olmasıdır. Golyat üç metrelik cüssesiyle adeta bir “dev”dir.

Golyat kırk gün boyunca kendisi ile dövüşebilecek bir İsrailliyi savaş meydanına çağırır, “Benimle dövüşecek bir savaşçı seçin. Eğer beni yenerse biz sizin köleniz oluruz. Fakat ben onu yener ve öldürürsem, siz bizim kölemiz olursunuz” der. Ama hiç bir İsrailli dev cüssesinden ötürü cesaret edemez. Golyat, 40 gün boyunca her sabah ve akşam bunu yapar.

O sıralarda henüz bir çocuk olan ve savaştaki görevi yiyecek taşımak olan Davud gönüllü olur. Askerlere “Bu Filistinyi öldürecek ve İsrail’i bu utanç verici durumdan kurtaracak adama ne verilecek?’ diye sorar. Askerler ona, “Kral Talut onu zengin edecek ve kızını ona verecek” derler. Askerler krala gidip Davud’un Golyat ile savaşmak istediğini söylerler. Kral Talut, Davud’un cesaretine hayran olur ama yine de onu vazgeçirmek ister. Kral Talut, Davud’a “Bu Filistinli ile savaşamazsın. Sen bir çocuksun, o ise, ömrü boyunca askerlik yapmıştır” der.

Ve bir gün bir Davud çıkar...

Bunun üzerine Davud, ‘Babamın bazı koyunlarını kapmak istedikleri zaman bir ayıyı ve bir aslanı öldürdüm. Bu Filistinli de onlar gibi olacak. Yehova bana yardım edecek” der. O zaman Talut ona, “Git ve Yehova seninle beraber olsun” der.

Davud ısrar edince ona bir zırh ve silah sunar. Davud bunu da kabul etmez. Golyat’ın karşısına bir sapan ve bir kaç taş ile çıkar. Golyat onu gördüğü zaman gözlerine inanamaz. Davud’u çok kolayca öldürebileceğini zanneder.

Golyat saldırıya geçmeden önce Davud hızlı bir şekilde görünmeden saklanarak sapanıyla bir taş fırlatır ve Golyat’ı alnından yaralayarak yere düşürür. Ardından sersemlettiği Golyat’ın kafasını keser, düelloyu kazanır.

En büyük savaşçıları Golyat’ın öldürülmesiyle Filistinliler dağılır, savaşı kaybeder. Davud’un küçük yaşı ve cüssesine rağmen koca bir devi yenmesi kendisini efsaneleştirirken, sonrasında İsrail Krallığı’nın da başına geçer.

Devler göründükleri kadar güçlü değildir

Davud ile Golyat’ın savaş arenasındaki meşhur düellosunun anlatıldığı hikayenin verdiği mesaj şudur; “dev”ler esasında göründükleri kadar güçlü değildir, yenilmez sanılanlar da yenilmez değiller. Buradaki “dev” ile kastedilen kimi zaman iri cüsseli bir savaşçıdır, kimi zaman bir diktatördür, kimi zaman da yenilmez sanılan ordulardır.

Onları güçlü gösteren tüm özellikler, aynı zamanda zayıflıklarının da kaynağı. Kimi zaman küçük bir strateji, bir hamle, bir dokunuş bütün bir büyüyü yıkabilir. Yeter ki devin karşısına çıkma cesareti bulunsun.

Golyatlara karşı Davudlaşmalı

24 Haziran itibariyle artık yeni bir dönem başlamış oldu. 16 Nisan referandumuyla kurulmak istenen tek adam rejimi artık kurumsallaştı. Bundan on altı yıl önce işbaşına gelen siyasal İslamcılar istedikleri rejim değişikliğini resmen gerçekleştirdiler. Bütün bir memleketin kaderi tek bir adamın eline terk edildi. Bundan böyle yeni bir memleket sathı mahalli söz konusu. Haliyle oyunun da kuralları değişti. Yeni taktikler, yeni stratejiler yeni mücadele biçimlerine kuşkusuz ki acilen ihtiyaç var.

Baskın seçim sonuçları kimseyi yılgınlığa sevketmemeli. Güven Gürkan Öztan hoca dün yazısını şu sözlerle bağlamıştı, “24 Haziran baskın seçimleri sonuçları itibariyle karamsarlığın yayılmasına, havlu atılmasına sebebiyet vermemeli. Bugünün Türkiye’sinde AKP iktidarının 16 yıllık baskısına rağmen halen toplumun ilerici güçleri miting alanlarında, sandık başında buluşuyorsa, işsiz kalmayı, özgürlüğünden mahrum kalmayı göze alarak mücadeleye devam ediyorsa umutlanmak için yeteri kadar nedenimiz mevcuttur. Bu tablo bizlere mücadelenin olmazsa olmazlarını da göstermektedir. 25 Haziran sabahı daha çok çalışma, özgüveni koruma, ümidi büyütme anlamında dünden çok daha hayatidir.”

Evet şimdi ümidi de umudu da cesareti de büyütme zamanı. Günümüzün Golyatlarına karşı Davud’un cesaretini kuşanmalı. Başka çıkar yolumuz yok.