Dele Alli: Geleceği Parlak…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Milton Keynes… Başkent Londra’nın 72 kilometre kuzeybatısında Buckinghamshire bölgesinde yer alan 230 bin nüfuslu kendi halinde bir kasaba… Kasabanın futbolla anılmasını sağlayan, baş harflerini kasabasından almış takımı MK Dons… Yeri gelmişken hatırlatalım hikâyelerini. Takımın atası Wimbledon FC’yi yeni futbol nesilleri bilmez ama 80’li senelerde büyüklerin belalısıydı sarı lacivertliler, 1977 senesinde profesyonel liglere giriş yapmışlar dört sezonda dört küme atlayarak Ada futbolunun en üst ligine tırmanmışlardı. Ancak onlar da zaman içinde düşüşe geçti ve 2000 senesinin Mayıs ayında Premier Lig’e veda etti. 2004 senesinde kulüp yönetimi 100 kilometre ötede yer alan Milton Keynes kasabasına taşınacaklarını, kulübün yeni adının “MK Dons” olacağını duyurdu futbolseverlere.

İşte o kasabada, 11 Nisan 1996’da dünyaya gözlerini açmış Dele Alli, Premier Lig’in bu sezon yıldızı parlayan ofansif orta saha oyuncusu. Çocuklukları zorluklarla geçen niceleri gibi, o da zor zamanlardan geçmiş ilk yıllarında. Nijeryalı babası Kenny onun dünyaya gelişinin hemen sonrasında Amerika’ya göç etmiş. Dört farklı ilişkiden dört çocuk sahibi alkolik bir annenin elinde, okul sıraları yerine neredeyse tüm zamanlarını parkta top oynayarak geçirdiği zamanlar o yıllara dair hatırladıkları. 13 yaşında kasabadaki bir aileye evlatlık verilmiş. Futbol delisi çocuğun o yıllardaki kahramanları Steven Gerrard, Jason Puncheon ve Yaya Toure. 11 yaşında katıldığı MK Dons’un miniklerinde en göze batan oyunculardanmış. Beş sezon sonra, 16 yaşına bastığı zamanlarda, 2012-2013 sezonunda ‘A’ takıma yükselmiş. O yıllardaki hocası şöyle anlatıyor oyuncusunu:

“Bir antrenmanda kornerleri çalışıyorduk. Henüz 16 yaşına basmış ve takıma yeni katılmış çocuktan ön direğe koşu yapmasını ve kafayla topu arka direğe aşırmasını istedim. Ancak köşe atışında top kafa hizasında değil, bel hizasında gelince şık bir topuk vuruşuyla topu ağlara gönderdi. Hepimiz o enfes golü alkışlarken, o yüzünde hınzır bir gülümsemeyle ağzındaki sakızı dizine düşürüp dizlerinde ve ayaklarında bir kaç kez saydırdıktan sonra sert bir voleyle havalandırıp ağzıyla yakaladı!”

“Delstroyer” (destroyer, yok edici) lakabıyla bilinirmiş takım arkadaşları arasında. Yetenek büyük olunca büyüklerin de ilgisi o derece büyüyor haliyle. 2015 senesinin Şubatında Tottenham beş milyon Sterlin ödeyerek beş senelik sözleşmeyle saflarına katmış genç oyuncuyu. 2014-2015 sezonunun geri kalanını eski takımında kiralık olarak geçirmiş. Tottenham’daki ilk sezonunda sezonun en iyi genç yeteneği seçilmesi, 2016 ayının Ocak ayında dünya futbolunun en iyi elli ‘U20’ oyuncusu arasında gösterilmesi genç yaşında yakaladığı başarıların göstergesi. Ayrıca İngiltere Milli Takımının U17’den itibaren tüm yaş gruplarında forma giymiş olması, A takımla Euro 2016’da yer alması da tarihe düşen notlar…

Bu sezon 34 maçta 2.283 dakika forma giyen 1.88 boyundaki orta saha oyuncusunun 11 golü ve 2 asisti bulunuyor. Maç başına şut ortalaması 2,8... Geçen haftalarda Tottenham’ın 2-0 kazandığı Chelsea maçının golleri onun kafasından gelirken fırsatçılığını konuşturuyor, maçtan sonra teknik direktörü Pochettino onu son yıllarda İngiltere’nin yetiştirdiği en önemli oyuncu olarak tanımlıyordu. Bu sezon Southampton, Watford ve Chelsea karşısında ikişer gol kaydederken onun gol attığı lig maçlarında takımı hiç kaybetmemiş. 2015-2016 sezonunun başından beri Premier Lig’de en fazla gol atan orta saha oyuncusu (20 gol) olurken, Avrupa’nın beş büyük liginde 23 yaş altı hiçbir futbolcu onun kadar çok gol kaydetmemiş. Ada futbolunun son 20 senede çıkardığı orta saha yıldızları Scholes 74, Beckham 90, Lampard 140 ve Gerrard 169 maçta 20 gole erişirken, o bu sayıyı 52 maçta yakalamış.

•••

Ocak ayının ortalarına yaklaşırken, insanın içini titreten soğukta Dele’li Tottenham 31.613 taraftarının önünde ligin sert takımı West Bromwich Albion karşısında. İki takım arasındaki son yedi maçın beşinde puanlar paylaşılmış. Son dört maçında yedi golü bulunan 20 numara, hücum üçlüsünün solunda başlıyor maça. Topa sahip olan, oyunu rakip alana yıkan ev sahibi beklenen golü 11. dakikada buluyor. Eriksen’in ceza sahasına bıraktığı ara topunu ağlara gönderen Kane. Bu sezon 13. golü 10 numaranın. Üçlü savunmanın önünde Dembele ve Wanyama, West Brom’un tehlikeli hücumcusu Phillips’e göz açtırmıyor. 26’de Eriksen ceza sahası dışından vuruyor, savunmaya çarpan top kaleci Foster’ı çaresiz bırakıyor, 2-0. Tottenham’ın topa yüzde 77 sahip olduğu, 10 kez kaleyi yokladığı, Dele’nin rakip sahada ataklara yön verdiği ilk yarı 2-0 kapanıyor.

Tony Pullis’in ilk yarıda varlık gösteremeyen takımı 2. yarının başında daha çok rakip alanda. 50. dakikada Dele’nin iki savunma oyuncusunun arasından topla çıkışı görülmeye değer. Misafir takım, rakibin 3. bölgede yaptığı pres karşısında “B” planı olmayışının sıkıntısını yaşıyor. Rakip sahada top tutacak oyuncularının olmaması, rakip alanda top kazanamamaları ve hücumda çoğalamamaları maçtaki eksileri. Tottenham tempoyu yükselttiği anlarda silindir misali. Nitekim 76’da Walker’ın ortaladığı topu şık bir vuruşla gol yapıyor Kane, o dakikaya kadar kaleyi dokuz kez yoklamış Tottenham’ın golcüsü. 82’de Kane’nin 3. golünü “Hary Kane he is one of our own” (alt yapıdan yetişmiş olduğunu hatırlatarak) tezahüratı ile hatırlatıyor tribünler. Golün asistini yapan Dele’nin özgüveni, o gol pasının şıklığı bir yükselişin hikâyesini anlatıyor. Velhasıl Tottenham zorlanmadığı maçı 4-0 kazanırken, genç topçuları Dele ve Kane ayakta alkışlanıyor…