Deli Aşk: Hem komik hem seviyeli olmak mümkün
TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ
Filmin arkasında ciddi bir masa çalışması olduğu anlaşılıyor. Onca absürt komik sahne içerisinde hiçbir bayağılığa kaçmayan Deli Aşk filmi diğer pek çok yerli komediden daha başarılı

Son yıllarda çekilen komedi filmlerimizin çoğu seviyesiz. Geğirmek, yellenmek, abazanlığın abartılı halleri, bitmek bilmeyen bel altı küfürler, hakaret içeren tanımlamalar, ırkçılık, cinsiyetçilik, ayrımcılıkla beslenen bu filmler o kadar çok çekildi ve çekilmeye devam ediliyor ki seyirci bu seviyesizliğe alıştırıldı. Tüm bunları eleştirenler de her zamanki gibi seçkinci olmakla suçlandı. Bazı insanlar kendi kendilerini kandırmanın ustasıdır. Birisini elitlikle suçlarken kendisinin hoşgörüsüz ve yargılayıcı olduğunu fark etmez. Halbuki ‘farkında olmak ve uygar olmak’ ilişkisini görmezden gelmenin kimseye faydası olmadığı gibi sinemamıza hiç yoktur.

Abartmamak gerek
Ne kadar abartılı oynanırsa o kadar komik olur algısı, sanki tek seçenekmiş gibi yerli komedi filmlere iyice sirayet etmiş durumda. Bu tavrın ülkemizde öncüleri de var artçıları da. Şu bir gerçek ki bu abartı, komik ve kepaze olmak arasında ince bir tuzak.

deli-ask-hem-komik-hem-seviyeli-olmak-mumkun-257168-1.

Ünlü komedyenlerin de dediği gibi aslında yazılan komik bir metni ciddiye alıp ciddi bir şekilde oynamak komedi için yeterlidir. Ne güzel ki pek çok saygın isim bahsettiğim bu seviyesizlik ve kepaze abartılar içerisinde birer umut ışığı oluyor bizlere. Emrah Kaman ve Murat Kaman'ın senaryosunu yazdığı, Cem Yılmaz'ın yapımcılığını üstlendiği Deli Aşk filmi de bu umut ışıklarından bir tanesi. İlk filminde Yozgat’tan İstanbul’a kaçan bir gencin Taksim’de kaybolma macerasını izlediğimiz Emrah Kaman bu sefer Adanalı Maraş dondurmacısı tiplemesi ile karşımızda. Hemen her sahnede yer alan, bir saniye olsun susmayan bu karakterin işi oldukça zordu. Yerli komedilerde cezbedici bir konu olmadığından seyirci aslında bir şov ve bir performans izlemeye gelir. Bu açıdan esprilerin zamanlamaları ve filmin temposu yerli yerindeydi diyebilirim. Ancak bir kez daha tekrarlıyorum bu kadar abartılı rol yapmaya hiç gerek yoktu. Tipleme ve diyaloglar yeterince komikti zaten.

Mekân ve hikâye uyumu
Filmin arkasında ciddi bir masa çalışması olduğu anlaşılıyor. Onca absürt komik sahne içerisinde hiçbir bayağılığa kaçmayan Deli Aşk filmi diğer pek çok yerli komediden daha başarılı. Filmin geçtiği şehirle uyum göstermesi de hoşuma gitti. Adanalı bir Maraş dondurmacısı, Adanalı laik muhafazakâr ailenin bir kızı ve Adana’nın İncirlik Üssünden Amerikalı F16 pilotunun hikâyede yer alması, mekân ve hikâye uyumunu doğurmuş.
Maraş dondurmacısı Ekrem’in sevdiği kız Neşe’nin kalbini kazanmaya çalışırken başına gelen komik olayları konu eden film bu ana hattından ziyade yan hikâyeleri ile de çok güldürüyor. Komedi filmlerimiz yanlış anlaşmalar, kaba el şakaları, anlamsız tesadüflerle doludur. Hikâyedeki boşlukları doldurmaya yaratan bu unsurlar adeta bir şablon haline dönüşmüştür. Bu şablonun bir kenarında ise hep bir mafya babası ve mafya hikâyesi bulunur. Ve film içine zoraki olarak yerleştirilen mafya hikâyesi üzerinden bir finale bağlanır. Deli Aşk filmin pavyon sahnesinde bir an korktum ve mafyanın bu filme de dahil edileceğini düşündüm. Ama hayır bu ucuzluğa bu film kaçmadı. Şükürler olsun.

Tiplemeler
Filmdeki her bir karakter için titizlikle çalışılmış ve karakterlere ayırt edici özellikler yerleştirilmiş ki bu titizlik yerli komedilerin yan karakterlerinde pek alışık olmadığımız bir detaylandırmadır. Psikolog rolünde Cem Yılmaz, Amerikalı Carol rolüyle Zafer Alagöz, popo kaldırma ameliyatı yaptıran çakal arkadaş rolünde Toygan Avanoğlu ve kendini oynayan Hakan Altun’un renkli tiplemeleriyle filme katkıları çok büyük. Her şeyin uğruna yapıldığı kız Neşe rolü aslında önemli bir roldü ancak filmin ete kemiğe bürünemeyen tek karakteri olarak kaldı. Özellikle ilk kez izlediğim ve filmin en dikkat çeken komedi kadın oyuncusu olduğunu düşündüğüm Nilperi Şahinkaya ters yüz edilen pamuk tarlası yan hikâyesiyle filmin en komik dakikalarını yaşattı. Ama bir kez daha söylüyorum, zaten o kadar komikti ki bu kadar abartarak oynamasına hiç gerek yoktu. Şafak Pekdemir’in esprisi kaçmasın diye söylemeyeceğim ters köşe mesleği ise şahane düşünülmüş bir ayrıntıydı. Komediye güçlü ve çılgın kadın karakter tiplemeleri ne kadar da yakışıyor!