Demokrasi isteği

İki hafta önce BirGün’de yayımlanan “Yeni Sol ve Bölgesel Eşitsizlik” yazısı ile ilgili aldığım bazı sorular nedeniyle konuyu biraz daha açmak istiyorum. 21. yüzyıldayız ve duvar yıkıldığından beri dünya solunda son dönemde Güney Amerika’da yaşanan bazı özgün denemeler dışında bir yenilik göremiyoruz. Özellikle Avrupa solunun küreselleşme karşısında giderek piyasa mekanizmasına teslim olduğunu, küreselleşme karşısında sendikaların, sivil toplum örgütlerinin bir çıkış yolu aradığını izliyoruz. Her ülkenin kendi öznel koşulları var ve benzer tartışmaları da Türkiye’de yaşıyoruz.
Ancak Türkiye’de yaşadığımız bazı tartışmaların dünya ülkelerinden keskin bir farklılığı var ve bu farklılığı sadece Türkiye’nin öznel koşulları ile de açıklayamıyoruz. Türkiye’de kendisini özgürlükçü ya da liberal olarak ifade eden bazı aydınlar, akademisyenlerin öncelikli taleplerinde şunu görüyoruz. Demokratikleşme, azınlık haklarının verilmesi, inançla ilgili taleplerin kabul edilmesi ve yeni bir anayasal düzenleme. Bu taleplerin dillendirildiği herhangi bir manzumenin ikinci veya üçüncü paragrafında da eksik kalmasın ya da sayfalar boş kalmasın diye “İktisadi adalet” gibi ifadeleri üçüncü sayfa güzeli misali görmek mümkün oluyor. Çok uzun zamandır farklı bir resim görmüyorum.
Farklılığı derinleştiren bir başka unsur ise kendisini ne sosyalist ne de sosyal demokrat sadece yeni sol olarak tanımlayan yeni düşüncenin olmazsa olmaz şartının demokrat olmayı gerektirmesi. Bu doğrultuda, aylarımızı, gecelerimizi ve saatlerimizi verdiğimiz birçok toplantıda özelleştirme yanlısı olabilir bir insan, yeter ki demokrat olsun ifadelerini sıkça işittim. Hatta TEKEL işçilerini soygunculukla suçlayan 3H hareketine kapıları açmayı savunanları bile.
Bu tespitleri yaptıktan sonra önemli bir soru geliyor masaya, belki çok önce tartışmaya başlamamız gereken. Hepimiz demokratikleşmeyi istiyoruz da acaba aynı nedenle mi istiyoruz? Ben demokratikleşmeyi, özgürleşmeyi insanoğlunun en doğal hakkı olduğu için, Fransız Devrimi’nin bizlere bıraktığı en büyük üç mirastan birisi olduğu için istiyorum. Bazı yazarlar ise demokratikleşmeyi daha fazla serbest piyasa daha fazla bireysel özgürlük getireceği için istiyorlar. Yenilenme ile istediğimizin ne olduğu burada çok önemli.
Herkesin demokrasiyi daha fazla istediği açık.  Ama herkesin demokrasiyi ne için istediği açık mı? Bu konuda herkes eteğindeki taşları döktü mü yoksa Ahmet İnsel’in sözlerinden alıntı yaparak bu tartışmanın bitmesi için yenisolun iktidar olmasını beklemeliyiz? Ne demiş Ahmet İnsel, “İktidarda olduğunuz zaman iktidarda olma koşullarınız sizin neyi yapacağınızı belirler. Önceden yaptıklarınız, söyledikleriniz de iktidarda olma koşullarınızı belirler. Onun için iktisadi politikalarınızın ne olacağı konusunu şimdiden tartışmanın, konuşmanın çok önemi yok. Bunlar tamamen teorik boş tartışmalardır. Genel ilkelerden hareket ederek sol, eşitlikle özgürlüğün beraber olabileceği bir iktisadi düzeni tasarlamak zorunda tartışmalardır. Genel ilkelerden hareket ederek sol, eşitlikle özgürlüğün beraber olabileceği bir iktisadi düzeni tasarlamak zorunda.”
Susuyor ve boş teorik tartışmalar yapmak yerine yeni solun iktidarını bekliyoruz. O iktidar gelene kadar solun söyleyeceği bir söz kalırsa elbet.

BİZİ TAKİP EDİN

360,147BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,515TakipçiTakip Et
7,994AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL