Demokrasiyi demokratikleştirmek
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY
Sosyalist Parti’yi 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde temsil edecek adayı belirleyecek ön seçimlerin ilk turu 9 Ekim Pazar günü düzenlendi...
Sosyalist Parti’yi 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde temsil edecek adayı belirleyecek ön seçimlerin ilk turu 9 Ekim Pazar günü düzenlendi. Sosyalistler, 2007 seçimleri öncesinde parti içi ön seçimle Ségolène Royal’i adaylığa taşımışlardı. Ancak bu kez, sadece parti militanları değil, oylamayı çok daha geniş bir kitleye yayarak gerçek bir demokrasi dersi verdiler. Öyle ki, Arnaud Montebourg’un önerisiyle örgütlenen bu uygulamaya, seçmen kütüklerine kayıtlı tüm Fransız vatandaşları ile Nisan 2011’den önce partiye üye olmuş yabancılar da oy vermeye davetliydi. Bu uygulama karşısında iktidar partisi ileri gelenleri her ne kadar “vatandaşlar fişleniyor!” diye boşa haykırsa da, Sosyalistlerin bile tahmin edemediği bir ilgiyle 2,5 milyon kişi ilk turda oy vermek için sandık başında birçok yerde kuyruk yapmayı seçti. Zira bu sayede vatandaşlara yepyeni bir siyasi hak tanıyarak, vatandaşı parti içi demokrasiye ortak ettiler.

Bu beklenmedik katılımın yanında bir diğer sürpriz daha çıktı sandıklardan: 2007 adayı Ségolène Royal, yüzde 7 oy alırken, solun solunda yer alan Arnaud Montebourg yüzde 17 ile üçüncü sıraya yerleşiyordu. Solun sağındaki Manuel Valls yüzde 6, Radikal Sol Parti temsilcisi Jean-Michel Baylet ise yüzde birle yetiniyordu. François Hollande’ın yüzde 39, Martine Aubry’nin yüzde 31 oy alması ve 16 Ekim’deki ikinci tura kalacakları bekleniyordu. Ama Montebourg’un bu oranda yer almasıyla, çekişme daha zorlu, ama bir o kadar da ilginç olacağa benzer. Zorlu olmasının bir nedeni ilk turda oy verenlerin büyük bir çoğunluğunun büyük kentlerde yaşayan ve üst ve orta gelir gruplarına mensup kişilerden oluşması. Yani geniş halk kitlelerini seferber etmek için Sosyalistlerin daha çok çaba harcaması gerekecek. Zaten “havyar solu” nitelemesinden kurtulmak için parti ve temsilcilerinin yol katetmeleri gereğine daha önce de deyinmiştik.

Önümüzdeki yıl önce Cumhurbaşkanlığını, ardından da genel seçimleri kazanmak için bu ön seçim iyi bir haberci olsa da, yeterli olmayacak. İkincisi ise, fazla parçalanmışlıkla eleştirilen partinin şimdi tam tersine iyice yek vücut görünmesi gerekecek. 16 Ekim’de kazanan Hollande olsun, Aubry olsun, ardına tüm parti örgütünü, eski rakiplerini ve en önemlisi Fransız halkını almak zorunda. İkinci turda kimlerin oy vereceği de belirsiz. İktidar yanlılarının “oy şaşırtmak” için sandık başına gitmeleri bekleniyor ama Avrupa Ekoloji-Yeşiller ve diğer sol partilerin ikinci turda nasıl tavır alacakları henüz belirsiz.

Valls ve Baylet seçimin akabinde Hollande’ı desteklediklerini açıkladılar. Ama iki aday arasındaki esas yarış, beş oydan birini toplayan  “antiküreselleşme”yi (démondialisation) savunan solun solundaki Montebourg’un seçmenlerini kendi safhına çekmek olacak.

İlk bakışta Hollande’a oranla sol çizgisi daha belirgin Aubry’nin bu işten kazançlı çıkacağı düşünülse de, hiçbir şey kesin değil. Montebourg, her iki adaya bir açık mektup göndereceğini bildirdi. “Krizin ezdiği, siyasetin unuttuğu” kitlelere hitap eden bir çizgide olduğunu belirten Montebourg, mektubunda özellikle iki ana konuda tavırlarını açıkça belirtmelerini isteyecek: biri kendi imzasını taşıyan “antiküreselleşme”, diğeri bankaların vesayet altına alınması. Bu yazının yayınladığı gün (12 Ekim Çarşamba) düzenlenecek televizyon tartışma programında iki adayın mektubunda sorduğu sorulara verecekleri yanıtlara göre desteğine karar verecek.

Umarız ilk turda sandık başında “ülkeyi Sarkozy’den kurtarmak için” oy verenlerin sayısı, ikinci turda daha da kalabalık olarak bu hedefe iyice yaklaşmalarını sağlayacaktır. Sonuç ne olursa olsun, bu hafta Fransız sol siyaseti önemli bir sınav verecek. Bu sınavı yakından izlemek ise gerçek anlamda bir demokrasi dersi niteliğinde. Buralarda kullanılan bir tabirle, sosyalistler “demokrasiyi demokratikleştirdiler”. Türkiye’de olduğu gibi, parti içi demokrasinin esamesi okunmayan yerlerde örnek alınması hayal bile olsa, kulaklara kar suyu kaçırmaya yarar belki...