Dengenizi yitirmeden yürüyemezsiniz
RAHMİ ÖĞDÜL RAHMİ ÖĞDÜL
İktidarın kancasında asılı kalanlar, ne hayatta ve sanatta ne de düşüncede yürüyebilirler oysa. Dengeyi bozmak gerek; aynadaki imgenizin arkasına bakın, dengesizliği göreceksiniz

Duvarda asılı, biçim, renk ve kompozisyon bakımından dengeli bir tablonun arkasını çevirin; dengeden uzak bir durumla karşılaşırsanız, sakın şaşırmayın. Tablonun arkasında, dengesini her an yitirebilecek, ip üzerinde dans eden bir sanatçı vardır. Banksy, yaşamın denge bozucu kaotik kuvvetleriyle dans eden bir ip cambazı olarak sanatçının portresini çizmiş bir tablonun arkasına.

Bir sanatçı, sonsuzca dengede duran, bildik, klişe imgelere sarılmak yerine, yaşamın kaotik kuvvetleriyle dans eden ve yapıtıyla bizleri de ip üstünde dans ettirendir. Klişeleri terk etmek ve kendine ait bir elmayı çizebilmek için durmadan tökezleyen Van Gogh’un tabloları nasıl da bozar dengemizi. Elmaları her an patlayacak gibidir. Sanatçı, dengesizlikten denge çıkaracaktır yine de ya da Prigogine ve Stengers’in dedikleri gibi, “dengesizlik, kaostan düzen yaratır” (bkz Kaostan Düzene). Ama bu, kaosu tamamen terk ettiğimiz ve sabit bir düzene geçtiğimiz anlamına da gelmemeli. Kaos ya da dengesizlik içkin olarak hep vardır, yapıtta da bizde de. Örgütlü madde, kendisini yeniden ve yeniden örgütlerken kaos kuvvetleri hep içindedir. Madde, iki yoldan birini seçeceği yol ağızlarına her geldiğinde, yani çatallanma noktalarında kaotik içkin kuvvetler devreye girecektir. Ve ortaya çıkan yeni yapı, yine içinde kaotik kuvvetler barındıran ve dengesi her an bozulacak yeni bir denge durumudur. Yürümek gibi.

dengenizi-yitirmeden-yuruyemezsiniz-95339-1.Düşmemek için düşünmeli

Sanatçı da malzemesiyle birlikte yürür. Üretim sürecinde, dengesi bozuldukça yeni bir denge konumu arar kendine ve ortaya çıkan yapıt, bizim de dengemizi bozmalı, düşmemek için düşünmek zorunda bırakmalıdır bizi. Sanatçının yaşadığını ve yaşattığını, bizler yürüme eyleminde hep yapıyoruz. Yürümek, yaşama açılmaktır. Uzamı taşıt içinde geçmek ile yürüyerek katetmek arasındaki farkı düşünsenize. Taşıt içindeyken, korunaklı bir kutunun içindesinizdir ve bir olay olmadığı takdirde oturduğunuz yerde sonsuza kadar denge durumunda kalabilirsiniz. Dışarıdaki yaşam, monitörün ekranındaki görüntüler gibi akacaktır taşıtın camından. Oysa yaşam, dengeleri bozarak iş görür, sürekli dengenin bozulup yeniden denge kurmak zorunda kaldığımız, bitmeyen bir ip cambazlığı. Yürürken, yaşamın kuvvetlerine maruz kalan bedeniniz, denge yitimine karşı dengeyle yanıt vererek yol alır uzamda. Attığımız her adım dengemizin bozulmasına yol açar ve bir sonraki adımda yeniden toparlanıp dengemizi kurmak için çabalarız. Rastlantısal tökezlemeleri de hesaba kattığınızda yürüyüş, denge ile dengesizliğin bitimsiz dansıdır, tıpkı yaşam gibi. Yürümek, yaşamın kaotik kuvvetleriyle dans edebilmektir.

Bildik duraklar

Düşünce de yürür ve düşüncede yürümekten korkanlar, iktidarın çizdiği güzergâhlar boyunca metaforlar içinde yolculuk edeceklerdir. Seçtikleri sözcükler, kavramlar, akıl yürütmeleri hep dengededir. Haritalanmış yollarda ilerlerlerken, bildik sözcükleri birbiri ardı sıra sıralayarak düşünür gibi yaparlar. Modern Atina’da toplutaşıma araçlarına “metaphorai” denmesi boşuna değil (bkz Michel de Certau, Gündelik Hayatın Keşfi, Dost). Dilde bir bütünün anlamını başka bir bütüne taşımaya yarayan metafor, kentin içinde bizleri de bir yerden başka bir yere taşıyor. Güzergâhları belli metaforlara binip hep aynı yollardan geçiyor ve bildik duraklarda iniyoruz. Ve metaforlardan inip yaşamın ara yollarına saptığımızda dilimiz tökezleyecektir; dengesini yitirir ve kekelemeye başlarız. Kekelemek iyidir.
Kekelemek, ara yollara saparak olmadık şeylerle karşılaşmamıza ve yan yana gelmeyecek şeyler arasında yeni bağlar kurmamıza yol açar. İktidarın ana yoldan dışladığı etnik, dinsel ve cinsel varoluşlarla karşılaştığımızda, varlığımız tökezler ve kekelemeye başlarız; ardından nefret nesnesine dönüştürülmüş ötekilerle birlikte yürümeyi başardığımızda, yeni bir denge durumuna geçmişiz demektir. İktidarın kancasında asılı kalanlar, ne hayatta ve sanatta ne de düşüncede yürüyebilirler oysa. Dengeyi bozmak gerek; aynadaki imgenizin arkasına bakın, dengesizliği göreceksiniz.