Denizli’nin inişli çıkışlı tansiyon problemi!
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

4 Haziran 2010 tarihli sevgili Hürser Tekinoktayın, Mustafa Denizli’nin Beşiktaş’tan ayrılışıyla ilgili yazdıklarıyla başlamak istedim.

Çünkü ayrılma gerekçesi ve açıklamaları oldukça ilginçti.
“Burada en büyük hayal kırıklığı Mustafa Denizli’ydi.
İnsan meslek hayatını bitirebilecek yüksek tansiyon hastalığını anlatan, 4 köşe bir basın toplantısı hiç yapar mı hocam?
Şayet görev yapamayacak kadar yüksek tansiyonun varsa, Çeşme’de güneşin altına gidip kendini niye riske atıyorsun sayın hocam?
Ayrıca sen iki sezondur ne heyecanlara dayandın. Nereden çıktı şimdi bu yüksek tansiyon?
Üstelik bizler gitti gidecek gözüyle bakılan Milli Takım Teknik Direktörü Hiddink’in yerine seni düşünürken!
Aslında bomba gibi de gözüküyordun. Bir de daha güçlenip döneceğim(!) de ne demek oluyor hocam?
3-5 yıl sonra daha da yaşlanmayacak mısın? Neticede ‘Benjamin Button’ bir hayatımız yok ki!”
O gün güle oynaya yapılan basın toplantısında herkes son derece memnundu, nedense...
Sanki alan satan memnuniyeti herkesin kalbine soğuk su dökmüş gibiydi ki; Denizli’nin kalbi sıkışmasına rağmen.
Tabii işin ilginç yanı Beşiktaş Başkanı’nın o dönemde tazminatla ilgili problemi de TV yorumculuğu üzerinden halletmesi. O zaman bile işin ehli olduğu belliydi.
Komik olan, daha Denizli’nin (Beşiktaş’ın tazminattan yırtmak için) yorumculuğu ortada yokken, bu durum hakkında Sevgili Tekinoktay’ın öngörüde bulunması işin vahametini daha da artırıyor.
Gene 4 Haziran 2010 tarihine dönersek:
“Scala’dan sonra erken emekli edilme gayretleriyle, antrenörlük hayatı bitirilme aşamasına getirilen ve bir TV’ye yeni sezonda iyi bir kontratla yorumculuk için hazırlanan 3’lü konsensüs kararlı Mustafa Denizli vakasını…”
Ve aynen öyle de oldu.
Denizli tansiyon ve kalp problemini TV yorumculuğu sayesinde atlattı ve bugünlere gelerek, tekrar Galatasaray’a hoca olabilme sağlığına kavuştu.
Tansiyon ve kalp sıkışması ile bıraktığı görevini, yıllık 2 milyon avro ile anlaşma yaparak dönebilecek kadar sağlıklı olduğunu ortaya koydu.
O Beşiktaş’taki mizansenden sonra günümüze gelirken de birtakım konulara açıklık getirmekte yarar var.
Birincisi: Şu 2 milyon avroluk anlaşma.
Löw yıllık 2.4 milyon avro ile çalışıyor.
Del Bosqe yıllık 2.1 milyon avro ile çalışıyor. Her ikisinin de Ulusal Takımlarını Dünya Şampiyonu yaptığını da bir kenara yazalım ki; küçük ayrıntı!
Yeniden yapılanan Fransa Ulusal Takımı’nı çalıştıran Deschamps ise yıllık 1.2 milyon avro ile çalışıyor.
Ulusal futbolları ekol olmuş takımların Ulusal Takım teknik direktörlerinin %40 vergi ödediklerini de muhasebe kayıtlarına geçirelim.
İkincisi; antrenörlerin olay karşısındaki konumları…
Türkiye’de yaklaşık 19 bin belgeli futbol antrenörü var. Ve her yıl bu sayı ciddi bir şekilde artış gösteriyor.
Ayrıca üniversitelerin BESYO’larında futbol ihtisas sınıflarında okuyan yüzlerce öğrenci de mevcut.
Şimdi; sağlık problemleri yüzünden antrenörlük hayatına ara verip veya emekli olup sonra tekrar “Ben sağlığıma kavuştum” deyip görev alan sayın Denizli mesleğin ne halde olduğunu da ortaya koyuyor.
Futboldaki gelişim ve yeni formatlardaki bilgi açığını kapatmak, öyle TV’lerde yorum yaparak olmaz.
70 milyonluk ülkede, 19 bin antrenör ve yüzlerce aday öğrenci olmasına rağmen, işin dönüp dolaşıp 70 yaşındaki (sağlık problemli?) bir kişiye verilmesi, durumumuzun içler acısı halini anlatıyor.
İdealist tüm antrenörler diplomasını askıya almalı ve BESYO’lardaki eğitime ara verilmelidir!
Durumun izahı budur, başka hiçbir şey bu hamleyi açıklayamaz.
Dünya futbolu nelerle uğraşıp nerelere giderken ve nasıl yeni adaylar ve başarılı genç insanları ortaya çıkarma gayreti ve çabası içindeyken, bir de bize bakar mısınız! Halimiz; arşiv dairesi durumundadır.
Ha hamleleri belli, 3 tane 30-35 yaş aralığında futbolcu transferiyle bu sene şampiyonluk hamlesi.
Seneye; oldu oldu, olmadı tazminat ve TV yorumculuğuna geri dönüş.
Sonrası Galatasaray’ın sorunu, o düşünsün.
Einstein’ın sözüyle bitireyim bu ıstırabı: “Sürekli aynı şeyi yaparak farklı sonuç beklemek deliliktir” hem de daniskasıdır.