Anasayfa SİYASET Depolitizasyon + anayasasızlaştırma= Totalitarizm (mi?)

Depolitizasyon + anayasasızlaştırma= Totalitarizm (mi?)

Depolitizasyon, toplumu siyasetten uzaklaştırma,

Dekonstitüsyonalizasyon ise, anayasasızlaştırma anlamında kullanılmakta.

Totalitarizm, toplumun bütün katmanlarına yönelik toptancı yönetim tarzı: Resmi ideoloji, tek adam, tek parti, amaç meşruiyeti, devlet/parti polisi, genel bir gözetim ve denetim, kontrol edilen silahlı kuvvetler, iktisadın merkezden yönetimi ve denetimi.

Siyasetten uzaklaştırma
Üç özelliği öne çıkıyor:

-Seçilmişlerin tekeli ve toplumun siyasetten dışlanması,

-Toplu özgürlüklerin bastırılması ve bireylerin atomize olması (birbirinden soyutlanması),

-Yönetenler ve yönetilenler ayrımının derinleştirilmesi.

Depolitizasyon, 1970’ler Türkiyesi’nde gündeme geldi; 1980’lerde zirve yaptı. Yaklaşık 20-25 yıllık ‘siyasallaşma’ süreci ardından, 2011’den itibaren, yeniden ağır basmaya başladı; iç güvenlik yasası ile genelleştirildi; 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası, devlet politikası haline getirilme eğilimi baskın.

Anayasasızlaştırma
Özellikle son iki yıl Türkiyesine damgasını vuran bu süreç, 15 Temmuz Darbe Girişimi ile bütün anayasal düzenleme alanlarına genişletildi:

-Yasama, yürütme ve yargı,

-Hak ve özgürlükler,

-Anayasa’nın ülkesel boyutu: Çevre, doğal kaynaklar, ormanlar.

Yasaklar koyarak toplumu siyaset dışı tutmayı hedefleyen depolitizasyondan farkı, başta Anayasa gelmek üzere yürürlükteki hukuk kurallarına saygı duymama, Anayasa’nın emredici hükümlerinin gereklerini yerine getirmeme, anayasal yasakları aşma şeklinde, devleti giderek hukuktan arındırmak…

Totaliter rejime doğru mu?
Toplumu siyasetten arındırma veya devleti anayasasızlaştırma tek başına uygulandığında, yönetim otoriterleşir. Buna karşılık, birlikte uygulamaya konduğunda, otoriter yönetim, totaliter siyasal rejime kaymaya başlar. Nasıl? Toplumu bir parti ve/ya kişi programı ve eğilimleri doğrultusunda şekillendirme ve toplumun bütün katmanlarına farklı yol ve araçlarla müdahale yoluyla.

Söylem, eylem ve uygulamalar, sadece anayasa dışı ve hukuk ötesi değil, dünyevi olmama özelliği de taşıyor: bunlar Müslüman olamazlar, öbür dünyada hesabını verecekler, cehennemi boylayacaklar vb… Oysa, bu anlayış ve pratiği ülkeyi 15 Temmuz gecesine getirmede etkili oldu.


“Hukuk mu, yoksa inanç mı hâkim olmalı?” sorusu yerine “Benim inancım mı, yoksa seninki mi?” sorulmaya devam ediyor.

İlk temel ayrışma şu halde, dünyevi düzen ile inanca dayalı bir başka yaşam tasavvuru arasında.

İkincisi ise, “Cumhuriyet mi, Osmanlı mı?” ayrışması. Bu da ilkine bağlı: Dünyevi bir referans mı, yoksa mezhebe ilişkin mi?

Üçüncüsü ise, Doğu ve Batı ayrımı. Doğu (Osmanlı ve İslam tarihi) sahiplenilmesi, Batı’nın toptan reddiyesi eşiğine varabiliyor.

Bu üçlü ayrışma neyi getiriyor?

-Yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin tek kişinin iradesine kayması, ‘iktidarın kişiselleşmesi’: Ölüm cezasından OHAL’in ne kadar uzatılacağına; bir genel müdürün görev alanına giren karardan yasama yetkisine kadar devletin ve hayatın bütün alanlarında tek kişinin öne çıkması.

-Eğitim ve hastaneler dâhil, temel kurumların, Anayasa ve hukuk dışı yollarla yeniden şekillendirilmesi,

-Demokratik kitle örgütlerine, sendika, dernek ve vakıflara, Anayasa dışı yaptırımlar uygulanması,

-Çoğulcu siyasal toplumu kurucu özelliği olan görsel-işitsel iletişim özgürlükleri üzerinde tam bir denetim/ yasaklamalar halkasının günbegün genişlemesi,

-Hak ve özgürlükler bütününe, Anayasa dışı yol ve yöntemlerle müdahale,

-Herkes için her zaman ve her yerde geçerli insan haklarının sert çekirdeğine dokunmak.

Bunlar, insan haklarına dayanan demokratik bir devlet yerine, devlet eliyle tek biçimli bir toplum yaratmanın araçları görünümünde.

Tarihte, faşizm için ‘kara’, komünizm için ‘kızıl’ totalitarizm nitelemeleri yapıldı; İran mollaları, ‘yeşil’ olanını denedi. Ama hiçbiri başarılı olamadıysa da, ağır bedeller ödendi…

Türkiye, rengi belli olan bir totaliter rejime sürüklenir mi?

17-25 Aralık 2013 süreci ve özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası, devlet yönetiminde, ‘liyakat, dünyevilik ve hukuk’ dillendirilmeye başlamış olsa da, AK Parti iktidarının tercihi, ‘dinsel referanslar’ ölçütünü açık veya örtülü biçimde sahiplenmek ve sürdürmek.

Doğru; ‘15 Temmuz’ asla unutulmamalı, ama 15 Temmuz’a giden yol da. Bununla birlikte, 15 Temmuz sonrası uygulamalar, daha yakından izlenmeli; Türkiye toplumunu iç savaşa sürükleyecek politikalara karşı, ‘siyaset ve anayasa’ yoluyla güçlü demokratik mevziler örülmeli…

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,005AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Babacan başkanlık mı istiyor?

Bizim başkanlık sisteminin tam olarak ne olduğunu anlamak için YSK’nın İstanbul seçimi ile ilgili gerekçeli...

Yeni bir Nevin Yıldırım vakası daha

Isparta, Yalvaç’ta kendisine tecavüz eden Nurettin Gider'i av tüfeği ile öldürüp başını...

Sınır vizyonda: İnsanlar, insansılar ve hayvanlar

İki ülke arasındaki hayali çizgidir sınır. Bizle ötekileri ayırır. Ama başka sınırlar...

Leyton Orient FC: Amatör futbol candır

Leyton Orient FC… Londra’nın Fulham’dan sonra en eski takımı, 117 seneden sonra 2016-17...

İmamoğlu: İBB’de kibir ve partizanlık üzerine kurulu bir düzen var

Halkın oylarıyla seçilen ancak YSK tarafından mazbatası alınan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı...

Mağluptur bu 
yolda galip!

Yunis AlaçamSüper Lig’de geçen hafta Başakşehir’i yenerek...

Erdoğan: Bizim literatürümüzde UBER diye bir şey yoktur

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da esnaf ve sanatkarlar ile bir araya...

Endonezya’da Agung Yanardağı’nda patlama

Endonezya'nın Bali Adası'ndaki Agung Yanardağı'nda patlama meydana geldi.

İptal oyu veren YSK üyesinin eşi AKP aday adayı çıktı

İBB seçimlerinin iptali yönünde oy kullanan YSK üyesi İlhan Hanağası'nın eşi Avukat...

Selçuk Kozağaçlı’ya ‘Lawyers For Lawyers’ ödülü

‘Lawyers For Lawyers’ ödülü tutuklu Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’ya...

Sonraki haber