‘Ders’ almayan bakanlık!
ALİ MURAT İRAT ALİ MURAT İRAT
Eğiti
Eğitim Sen'in açtığı davada, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Ders Kitapları Yönetmeliği'nin bazı maddelerinin yürütmesini durdurdu. Bununla ilgili haberleri Birgün'de okudunuz; yan sütunlarda da incelememizi bulacaksınız; ayrıntılarına girmeyeceğim. Ancak üzerinde durulması gereken noktalar var: Bakanlığın, yeni müfredata uygun ders kitaplarının yazılması için özel sektöre yaptığı davetin, yani teknik adıyla "yarışma"nın hukuki temeli kalmadı. Yargı, yarışmaya, sadece belli koşulları taşıyan yayınevlerinin girmesine olanak sağlayan, öğretmenlere kitap yazarı ve editörü olmayı yasaklayan yönetmelik maddesinin yürütmesini durdurdu. Şimdi söz yine Danıştay 8. Dairesi'nde…
Danıştay'ın kararı; Birgün'ün yeni programlarla ilgili yaptığı uyarılarda ne kadar haklı olduğunu gösterdi. Aylar önce, bu köşede, programın ve yeni kitapların hazırlığının aceleye getirildiğini, gerekli hazırlıklar yapılmadan uygulamanın sorun yaratacağını, ilköğretimin tüm sınıflarına yönelik program değişikliğinin bitirilmesinin beklenmesi gerektiğini belirtmiştik. O dönemde, yeni programların uygulanmasının bir yıl daha ertelenmesini önermiştik.

GELİNEN NOKTA
Bakanlık, her zamanki gibi inatçı tutumunu sürdürdü. Bugün de sürdürüyor. Yeni programların uygulamasını bir yıl daha geciktirerek herkesi rahatlatacak kararı almıyor. Neden? Hüseyin Çelik, bu noktadan sonra yapılacak bir ertelemenin kendisine zarar vereceğini görüyor da ondan.
Anımsayacaksınız: Bakanlık, bu öğretim yılı için müfredat değişmemesine karşın öğrencilerin elindeki kitapları toplamamıştı. Böylece yaklaşık 200 trilyonu –bir kez daha- hepimizin ortak olduğu devlet bütçesinden harcamıştı. Bir okulun maliyeti ortalama 1.7 trilyon lira. 200 trilyon liranın yarısı, öğrencilerden toplanan kitaplarla kurtarılsa, Türkiye'de yaklaşık 60 tane okul yaptırılırdı.
Şimdi Danıştay'ın kararıyla yeniden başa dönülmüş gibi görünüyor. Çünkü yargı kararıyla, özel sektörün kitaplarının teslimi için verilen 1 Mart süresi de ortadan kalkmış oldu.
Bakanlık günlerdir ne yapacağını düşünüyor. Talim ve Terbiye Kurulu (TTK) Başkanı Ziya Selçuk'un kafasında bir "formül" var. Bunu bizimle paylaşmadı. Ama ne olduğunu tahmin etmek zor değil:
Yeni bir yarışma açılacak. 20 gün, bilemediniz 1 ay gibi bir süre verilecek ve yeni yarışma bireysel başvurulara, yani öğretmenlere ve akademisyenlerin kitaplarına da açık olacak. Bu kadar kısa sürede kitap yazılabilir mı? Tabii ki hayır! Elbette bunu bakanlık da biliyor ama yeni bir dava tamamlanana kadar "atı alan Üsküdar'ı geçer" diye düşünüyor.
Açık ki, böyle bir yola gidilirse yargıya karşı "hile" yapılmış olur. Şimdiden uyaralım.

DEVLET KENDİ KİTABINA GÜVENMİYOR
Burada tartışılması gereken bir başka nokta, TTK'da oluşturulan komisyonlarda hazırlanmakta olan kitapların, yani yalnızca "devlet" kitaplarının gelecek yıl için kullanılmasının düşünülmemesi… Bunun nedeni basit: Komisyonlarda gerçekten titiz bir çalışma yapılmıyor. Bakanlık yeni kitaplar için özel sektöre güveniyordu. Bu noktadan sonra özel sektörün devreden çıkma olasılığı doğunca, hem bakanlık hem özel yayınevleri panikledi.
Özel yayınevlerinin her biri hazırladıkları kitaplar için 100 milyar ile 2 trilyon lira arasında paralar harcadılar. Üstelik "bedava" dağıtılan kitapların bu kez öğrencilere beş yıllığına verilmesi planlanıyor. Yani beş yıl boyunca kitaplar toplanarak bir üst sınıfa geçen öğrencilere verilecek. Önlerinin beş yıl süreyle kapanacağını gören özel yayıncılar, işte bu nedenle "kıyameti kopardı." Ama hiç merak etmesinler, yukarıda da değindiğimiz gibi bakanlık onları üzmeyecek.
Üç kuruş maaş alan öğretmenler kitap piyasasında devre dışı bırakılınca Birgün ve Eğitim Sen dışında kıyameti koparan olmamıştı…
Ne yapalım? Bakanlık öğretmenleri üzmekte sakınca görmüyor.