Dersim '38'in tarihsel anlamı nedir? - 1
ZAHİT ATAM ZAHİT ATAM

Bu tenkil olayını ilk öğrendiğimde üniversiteye yeni başlamıştım, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde okuyordum ve elbette Dersim diye bir kentten de haberim yoktu. Meğer Tunceli’nin asıl adı Dersim imiş.

Ama tarihsel şifreler gerçek olaylar hakkında asli öğeleri içinde barındırır. Dersim Tenkilinin asıl anlamı da sanıyorum Tunceli isminde gizli: Çünkü olayın içindeki asıl mihenk taşı bölgenin dağlık ve çevreden nispeten özerk bir yerleşim haline dönüştüren dağlarla çevrili coğrafik konumu nedeniyle, aslında Osmanlı’nın hiçbir zaman burayı kendine benzetemeyişinde saklı. Bin yıllık zaman içinde, kısaca 1071’den beri, hatta daha önemlisi Bizanslılar döneminde dahi, Dersim özerk bir yerleşim birimiydi ve etrafındaki kültürden farklıydı. Yani kısaca yalnızca Osmanlı değil, onun öncesinde Bizanslılar da Dersim’e hükmedememişlerdi.

Hatta tarihin ironik gelişimi içinde, Sarıkamış faciasından sonra Rus orduları doğuyu işgal ettiklerinde, onlar da Dersim’i sınır bildiler.

Dersim’in bugünkü son derece kendine özgü kültürel atmosferinin kökenleri binlerce yıl geriye gider ve Dersim’in kendine özgü kültürel direnişinin en önemli nedeni de İslam’ın Sünni yorumunun açık bir şekilde statükocu, iktidar yanlısı ve merkeziyetçi söylemi ile Dersim kültürünün adem-i merkeziyetçi ve hümanist ve sivil toplumcu karakteri arasındaki çatışmadan dolayı, Dersim’e nüfuz edemeyişidir.

Bugün tarihsel olarak biliyoruz ki kendine özgü kültürü olan her kültür, her millet, daha sonradan İslamlaştırılmış olsalar bile, İslam’ın Arap versiyonunu değil, İslam ile farklı bir etkileşim ile dine geçiş yapmışlardır. Bu açıdan Türkler de İslamlaştıktan sonra da Arap kültüründen son derece farklı ve hatta Arapların da “İslam’a pek benzetemedikleri bir özgün bir dinsel kültür” ürettiler. Ama gelin görün ki Osmanlı’da saray Sünnileşti, ama halk Sünnileştirilemedi.

Tam bu anda devreye iki tarihsel gerçek giriyor: Metin-Kemal Kahraman’ın araştırmalarına alması gereken iki unsura baktığımızda,

1. Son bin yıla baktığımızda, geçmişten getirdikleri kültürü şu ya da bu şekilde koruyan ve sivil olan, halkın merkeze ya da iktidara direndiği Anadolu’daki son ve tek kültürel kimlik Dersim’dir. Bunun dışında, Anadolu’da kendi kültürünü korumuş tek bir kent bile yoktur, tek bir kent bile…

2. 1915 Ermeni Tehciri’nde: Dersim temiz kalmıştır, oysa diğer Kürtler bu sürecin içinde aktif olarak yer almışlardır. Ama yalnızca bunlar değil, Dersim iktidara boyun eğmediği için, İktidarın günahlarından da azade olmuştur. 1915 olaylarından önceki tarihsel facia Sarıkamış olayıdır, tehciri Osmanlı iktidarı için zorunlu bir seçenek haline getiren Sarıkamış faciasıdır. Burada Osmanlı Harbiye Nazırlığı kadar, Alman subayların rolü vardır, hem de sanıldığından çok daha fazla. Bizimkilerin dışarıdan gelen akla ne kadar meraklı olduğunu hepimiz biliriz: Hem Sarıkamış faciasında, hem de Ermeni Tehciri konusunda Alman subayların belirleyici rolü oldu. Bu genelde bilinir, ama Dersim ’38 olayında da Nazi subay ve mühendislerin dahli vardır. Dersim adının değiştirilip, daha sonra verildiği haliyle Tunceli adını almasına neden olan bölgenin çok zengin maden yataklarına sahip olmasıdır hem de dünya genelinde önem kazanacak kadar önemli madenlerdir bunlar. O yılların savaş teknolojisinde çelik üretimi için kritik ve harp teknolojisinde dünya ölçeğinde önemli madenlere sahiptiler. Atatürk’ün bir şekilde bölgeye gittiğini biliyoruz, ama bir başka şeyi daha iyi biliyoruz, öncelikle Nazi mühendisleri ve subayları da bölgeye gitmiştiler ve Türkiye’nin 1945 yılında yaklaşık 100 milyon dolar ihracat fazlası vererek elinde dövizle savaştan çıkmasında anahtar rolü savaş sanayi için kritik madenlerin ihracatı oynamıştır. Nazi dönemi Almanyası ile Türkiye’nin ticari ilişkileri çok canlıydı ve Almanların kendi topraklarında olmayan madenleri Türkiye’den (siz bunu özellikle Dersim’den diye okuyun) sağlaması çok belirleyici olmuştur.

Bir başka önemli konu şu: Bütün bir Osmanlı tarihinde iktidarın bir bölge için tenkil kararı aldığı çok kritik tarihsel anlar vardır. Bu TENKİL KARARLARININ ANADOLU’DAKİ TAM KARŞILIĞI TEK YANLIDIR VE ALEVİLERE KARŞI YAPILIR, YÜZYILLARCA GERİYE GİDEREK TENKİL KARARLARININ İZİ SÜRÜLEBİLİR. 1960 yılında, başta öğrenciler olmak üzere, eğitimli kesim Demokratlara karşı isyan ettiklerinde, bizzat Cumhurbaşkanlığında yapılan toplantıda Celal Bayar, protesto eden öğrencilere de Tenkil uygulanmasını istiyordu.

Son olarak, Dersim için anahtar bir gerçeklik de şudur: Anadolu’yu Osmanlı İmparatorluğu hiçbir zaman Müslümanlaştıramadı. Anadolu’nun Müslümanlaştırılması Cumhuriyet döneminde yapılmıştır.

Dersim, Türkiye’nin kendi aydınlanmasını yaşamış ve bunu bağnaz iktidara karşı savunmuş kentidir.