Dersim’in kayıp kızları

Yönetmen Nezahat Gündoğan’ın, Adıyaman, Tunceli (Dersim) Bursa ve İstanbul’da çektiği “İki Tutam Saç- Dersim’in Kayıp Kızları” adlı belgesel filmin galası 2 Mart’ta Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda  yapılacak…
1937-38 Dersim harekâtıyla birlikte ailelerinden alınarak rütbeli askerlere verilen kızlar, yıllar sonra bir belgesel film aracılığıyla aileleriyle buluştu. Nezahat ve Kazım Gündoğan’ın üç yıl boyunca yürüttüğü çalışmalar sonucunda bugün 80’li yaşlarını süren Huriye ve Fatma Hanım’ların askerler tarafından alınışları,  travmaları, suskunlukları ve ailelerine kavuşma sürecini anlatan belgeselde, halen köklerini arayan başka kızlar ve kızlarını arayan başka ailelerin duyguları da perdeye yansıyor…
Filmde, evlatlık verilen kızlarla yapılan röportajların yanı sıra, şimdiye kadar gün yüzüne çıkmayan  pek çok gerçek, belge ve fotoğraf da yer alıyor. Müziklerini Mikail Aslan’ın yaptığı, metinlerini Sema Kaygusuz’un yazdığı  belgesel filmde  Şevval Sam’ da kendi bestesini seslendiriyor…
Bu çalışmayı henüz kaba kurgu aşamasındayken izleme şansı bulanlardan birisiyim. Yaşamım boyunca tanıklık ettiğim hiç bir olay beni bu kadar ağlatmamıştı. Günlerce aklımdan ve yüreğimden çıkıp gitmedi. Ne kadar çok acı ve günah biriktirmişiz diye düşündüm.
Huriye’nin besleme olarak köleleştirildiği, türlü eza, cefaya uğratıldığı yılları tanımlarken söylediği bir söz kulaklarımda çınladı durdu: “Taş olsaydım erirdim, toprak oldum dayandım!” diyordu Huriye…
Bir milletin tarihini özetlerken anahtar sözcüğün “dayanmak” olması ve her vesile ile tekrarlanması, bu meseleye empati kanalları oluşturamayan yürekler için emsalsiz bir açıklayıcılık içeriyor.
Bu harekât, resmi tarihte “tedip ve tenkil” yani günümüz türkçesiyle terbiye etmek ve herkese örnek olacak bir ceza vermek şeklinde yer alır.  Terbiye ve edepten ne anladıklarını ben size anlatamam, terbiyem elvermez. Bunu ancak Huriye ve Fatma Teyze’leri izlerken, yüreğinizi sıkan mengene hissiyle anlayabilirsiniz.
Bu belgeseli mutlaka izleyin. İnsanlık onurunun kıymetini bir kez daha hatırlayacaksınız.
Bu haftanın çalısını, bu büyük trajediye sebep olanların tümünün şahsında, bu zulmü meclis kürsüsünden büyük bir pişkinlikle savunan Onur Öymen’e armağan ediyorum.
Çırpısını, ceddini savunmak için önce küçük bir hareket çekip sonra da korkudan dili büzüşen Kemal Kılıçdaroğlu’na armağan ediyorum. Nereye isterlerse oraya diksinler.
Gülünü Nezahat ve Kazım Gündoğan başta olmak üzere, bu çalışmayı kamuoyuna ilk duyuran gazeteci Sevilay Yükselir ve emeklerini esirgemeyen Elif Ergezen, Sema Kaygusuz, Mikail Aslan ve Şevval Sam’ın da içinde bulunduğu bütün emeği geçenlere  armağan etmek istiyorum.
Tabii ki bütün yetimleri ve “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana ders oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” diyen dedeleri Seyit Rıza’yı da unutmadan…

BİZİ TAKİP EDİN

360,158BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,349TakipçiTakip Et
7,986AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL