DEV-GENÇ’li Bülent
NAZIM ALPMAN NAZIM ALPMAN

Türkiye Devriminin önemli isimleri arasında bulunan Bülent Uluer, 1970’li yıllarda ismi çok bilinen politik bir şahsiyet idi. Bu geniş çerçeveli tanımlamaya bakarak O’nun siyasi parti lideri olduğu düşünülebilir, ama öyle değil… Bülent Uluer İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi ve öğrenciler arasında örgütlü dernek yöneticisiydi.

Kamuoyunda tanınır olmasının nedeniyse gazetelerde sıklıkla haber olurdu. O yıllarda yapılan büyük protesto toplantılarında, işgal eylemlerinde ve en çok da cenaze törenlerinde Bülent Uluer konuşurdu. Çok iyi bir hatipti. Metinsiz konuşmasına karşın, yüksel bir ajitasyon gücüne sahipti. Farklı siyasetlerin ortaklaşa eylemlerinde (ki bunların çoğunluğu cenazeler olurdu) yine Bülent’in konuşma yapması üzerine mutabakat sağlanırdı. Sadece kendi siyasetin belgileri, sloganlarıyla konuşmaz daha kapsayıcı bir dille kitlelere seslenirdi. Zaten bu yüzden de farklı siyasetler Uluer üzerinde kolayca anlaşma sağlayabilirlerdi.

Bülent Uluer’i 1970’lerden beri tanımama karşın, ilk kez bir araya gelmemiz ancak 2014’te mümkün olabildi. Artı 1 TV için hazırladığım Zaman Mekan İnsan kuşağında onun hayatını kendi anlatımıyla belgeselleştirmiştik.

Bülent Uluer 1952 yılında Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde dünyaya geldi. Babası Bahattin Uluer asker olduğu için ilkokulun her sınıfını bir başka yerleşimde okumak zorunda kaldı. Birinci sınıfı Karadeniz Ereğli’de, ikinci sınıfı İnebolu’da, üçüncü sınıfı Çankırı’da dördüncü ve beşinci sınıfı İstanbul Tuzla’da okudu ve mezun oldu. Ortaokula Edirne Uzunköprü’de başladı, Mardin Kızıltepe’de bitirdi. Liseye de Mardin’de başladı ama bitirmek kısmet olamadı. Kendi anlatımıyla “huysuz bir öğrenciydim, itiraz ediyordum her şeye, sonunda atıldım” diye anlatıyor o günleri. Bunun üzerine İnebolu’ya anneannesinin yanına gönderilip İnebolu Lisesi’nden diplomasını alabiliyor.

İnebolu’da futbola da başlıyor Bülent Uluer. İneboluspor 1968-69 ve 1969-70 sezonlarında Kastamonu şampiyonu olan takımın yıldız oyuncusu olmuştur. İyi bir futbolcu olduğunu kendisi de söylüyor.

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni kazanıp büyük şehre geliyor. İlk örgütlü olarak çalıştığı yer ise Kastamonulular Derneği oluyor. Hatta 17 yaşında dernek başkanı seçiliyor. 12 Mart 1971 Muhtırası Bülent’in uzağından geçiyor. Ama bir süre sonra hemşehri derneği de sıkıyönetime tosluyor ve kapatılıyor.

1974 Affı’yla birlikte hayat hızlanmaya başlıyor. Eczacılık ikinci sınıfta okuyan Bülent sadece merkez binada olmak için yeniden sınava girip iktisat fakültesini kazanıyor:

-Artık okuyup eczacı olmak gibi bir fikrim yoktu. Sadece merkez binada olmak için iktisat fakültesini yazmıştım. Ama birinci ve ikinci sınıflar merkez binasının dışındaymış, bilseydim hukuk falan yazardım. Kazanırdım da…

Bülent Uluer bu yıllarda İstanbul Üniversitesinin siyasi liderlerinden biri haline gelmiştir.

Pek çok öğrenci derneği kurulup, bölünüyor; yeni yapılar ortaya çıkıyor, Türkiye son hızla 12 Eylül’e doğru gidiyordu.

Bülent Uluer’in genel sekreteri olduğu DEV-GENÇ de kendi içinde ayrışmalar yaşıyor. Devrimci Yol’dan (DEV-YOL) ayrılan İstanbul kanadı Devrimci Sol (DEV-SOL) adını alıyor.

Bülent Uluer İstanbul kanadında olmasına karşın DEV-SOL’un önderleri arasında yoktur. Zaten üzerine atılı suçlar nedeniyle de arama kararları çıkmıştır. 12 Eylül 1980 Darbesi yapıldığında Bülent Uluer de Suriye üzerinden Filistin’e geçmektedir.

İki yıl çok sıkı gerilla eğitiminden sonra 1982’de İsrail’in Lübnan’ı işgali sırasında gelişmiş silahlarla donatılmış İsrail ordusuna karşı savaşan Filistinli gerillalar arasında Bülent Uluer de vardır. Hem de ön saflarda…

Bu büyük çatışmalar sırasında İsrailli bir keskin nişancı Bülent’i hedef seçer ve onu tam belinden vurur. Bu halde canını kurtarır. Hastaneye götürülür. Ama kurşun çıkarılamaz. Çünkü felç olma riski çok yüksektir. Kurşun orada bırakılır.

Bülent Uluer belgesel sırasında bu bölümün kurgu dışı bırakılmasını istedi. İsrail istihbaratı bu türden bilgileri değerlendirip, mutlaka bir öç alma-cezalandırma eylemi yapıyormuş.

Şimdi ilk kez yazıyorum. Çünkü Bülent Uluer 22 Ağustos 2017 günü akşamüstü İstanbul Kozyatağı Acıbadem Hastanesinde akciğer embolisi tedavisi görünken hayatını kaybetti.

Bülent Uluer 1960’larda ve 1970’lerde devrimci gençlerde var olan “fedai” ruhuna sahip olanlardandı. Ülkeleri için kendilerini feda etmekten asla çekinmeyen bir kuşak. Sadece ülkeleri için değil. Dünyanın neresinde olursa olsun baskı gören, ezilen, haksızlığa uğrayan halkların yanında olmayı görev olarak kabul etmişlerdi.

Bülent Uluer o kuşağın bu özellikleri taşıyan yiğit bir temsilcisi olarak yaşadı ve mücadele etti. Çizgisi hiç değişmedi. Her zaman emperyalizme karşı ezilen halkların yanında yer aldı.

Uzun sürgün yıllarından sonra döndüğü Türkiye’de özgürlük yönünde yürüdü. Halkların Demokratik Kongresi Danışma Kurulu üyesi olarak gözlerini kapadı.

O bugün Karacaahmet’teki cenaze töreninden sonra toprağın altında olmayacak. Bir özgürlük rüzgârı olarak Türkiye’nin üzerinde esmeye devam edecek, ilk gençlik yıllarındaki adıyla:

DEV-GENÇ’li Bülent!