Devamı gelmezse eksik kalır
Barış Akpolat Barış Akpolat
Önceki akşam Islandman projesiyle bilinen Tolga Böyük ve Hey! Douglas projesiyle bilinen, Mode XL’in kurucularından Veyasin’in Türk müziğinin köklerini araştırdıkları Searching For Sound: Islandman adlı belgesellerinin lansmanına gittim. Yorumlarımı paylaşıyorum

Şanslı bir çocukluk geçirdim. Babamın müzisyen dostları vardı. İster istemez benim hayatım da böyle gelişti. Ortaokul ve lise hayatım boyunca yakın arkadaşım dediğim pek çoğu şu an memleketin müzik piyasasında tanınan bilinen isimler.

Demek ki kan çekmiş. Bunlardan biri lise arkadaşım Tolga Böyük. Kendisini Islandman projesiyle tanıyorsunuz.

Islandman uzun zamandır memlekette dinlemekten en keyif aldığım işlerden biri. Onun uzun süredir birlikte çalıştığı bir diğer isimse Yasin Vural, Nam-ı diğer Veyasin. Hey! Douglas projesiyle biliniyor hani. Üniversitedeyken Ankara’da kurdukları Mode XL grubuyla keşfetmiştim onu. En saygı duyduğum tarafını Mode XL kliplerini izleyerek de hemen anlayabilirsiniz. Kliplerdeki keskin renk, atmosfer, alt metinleri ve verdiği hissiyatla gerçekten farklı bir vizyonu olduğunu gösteriyor Yasin ve Evren Besta. Bu isimlerin hepsi keskin zekâya sahip pırıl pırıl adamlar. Müzikleri de öyle.

Önceki akşam Tolga ve Veyasin’in Red Bull TV’de yayınlanacak “Searching For Sound: Islandman” belgeselini izledik.

Lansman Babylon’da yapıldı. Belgeselde müzisyen ikili Türk müziğinin köklerini araştırıyor ve her duraklarında duydukları müzikleri bizlerle paylaşıyor. Yolculuklarını dört duraktan oluşturmuşlar. Cahit Berkay’a gidiyor önce ikili.

Anadolu saykodelik folk/pop -artık nasıl isterseniz öyle adlandırın- gruplarının en başında gelen, bu yıl 50. yılını kutlayan Moğollar’ın kurucusu Cahit Berkay ikiliyle önce müzik yapıp sonra Aşıklara yönlendiriyor. Detayları siz kendiniz izlerseniz daha iyi olur ben sadece ilk 2 dakikada görünen bazı detaylardan bahsettim, internet diliyle konuşacak olursam eğer: “spoiler vermeyeyim.”

Belgesele dair ilk notum çok enerjik ve dinamik olması. Geçişler, kurgu dili, gayet yüksek enerjili. Yalnız 27 dakikalık süresi böyle derin bir konu için gayet yetersiz. İkinci bölümünün kesinlikle gelmesi gerekir. Çıktıktan sonra pek çok kişinin “Devamı gelecek herhalde”, “Bu izlediğimiz giriş bölümüydü değil mi” konuşmalarına şahit olduğumu buradan bildireyim. Elçiye zeval olmaz.

Belgeselin fikrinin çıkış noktası gayet doğru, izlemesiyse çok keyifli fakat dediğim gibi uygulamada hafif tekleyen yerler var. Belgeselin editöryal bağlamda bir takım eksiklikleri var. Öncelikle belgeselin hazırlık aşaması ne kadar sürdü, kayıtlarında ne kadar için ne kadar uğraşıldı, röportaj yapılan isimler/topluluklar nasıl seçildiği gibi detayları ben bir belgeselde görmek isterim. Çünkü bence belgeselin en önemli özelliği bilgileri kayıt altına alması ve bilimsel bağlamda sunmasıdır. Videonun üstünde giden konuşma metninde birkaç ufak kelime ve cümle eklemeleriyle yani ufak editöryal dokunuşlarla belgeselin temeli hakkında biraz daha detay verilebilirdi. Yalnız ekibin elinde daha çok görüntü olduğu ve süreye sığabilmek adına özetin özetini verdiklerine neredeyse eminim. Bazı merak ettiklerimi Tolga Böyük’e sordum. İki haftada çekilen belgesel için 3 ay hazırlık yapılmış. Belgesel için kaydedilen şarkıların ekibi şu sıralar kayıtta. O kayıtlar albüm olarak yayınlandığında belgesel biraz daha temele oturmuş olacak. Ama yine de 2. ve hatta belki 3. bölüme ihtiyaç var. Red Bull’un bu gibi projelere destek vermesi gerçekten çok büyük bir açığı kapattı. Devamının gelmesi dileğiyle.

***

Baba Sahne’de Baba Konserler

devami-gelmezse-eksik-kalir-421995-1.

Tiyatrocu Şevket Çoruh’un Kadıköy’de bin bir emekle açtığı Baba Sahne’den haberiniz vardır. Daha bina yapılırken Şevket Çoruh ve müzisyen dostu Can Şengün’ün ne kadar uğraş verdiğini bizzat biliyorum. İnanılmaz fedakârlıklar ve emekle açılan mekânda müthiş konserler olacağını Şengün yıllar önce söylemişti daha mekân ortada yokken. Şimdi o konserler başlıyor. 6 Şubat’ta Çağrı Sertel Instant sahne alacak. Ekip görülmeye değer: Volkan Öktem, Volkan Hürsever, Engin Recepoğulları ve Sarp Maden. Mart ve Nisan boyunca her salı günü caz ve fusion geceleri ilan edilmiş durumda. 20 Şubat’ta MÖE yani Maden, Öktem, Ersönmez üçlüsü var. 12 Mart’ta ise Cem Tuncer Quartet sahnede olacak. Muhteşem konserler için Baba Sahne’yi yakından takibe almanızı öneririm.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız