Devlet ihaleleri kime, nasıl gidiyor: Pazarlık usulü soygun

Cumhuriyet Halk Partisi, Pazartesi günü TBMM’de Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan hakkında “Kanuni sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamunun zarara uğratılmasına göz yumduğu” gerekçesiyle bir soru önergesi verdi. Önerge doğal olarak kabul edilmedi ama CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın kürsüde iktidarın ihale düzeni hakkında yaptığı konuşma, bir kez daha gözlerin rejimin ekonomi-politiğine ve işleyiş biçimine çevrilmesine neden oldu.

Biz de, daha önce bu köşede çok kez yaptığımız üzere bu konuşmadan yola çıkarak bir kez daha bu işleyiş biçimi üzerinde duralım, hafızasızlığın toplumun temel özelliklerinden biri haline getirildiği günümüz Türkiyesi’nde, olan biteni bir kez daha hatırlayalım.

Öztrak konuşmasına 2003’ten bu yana iktidarın Kamu İhale Kanunu’nu tam 43 kez değiştirdiğini hatırlatarak başlıyor. İşte bu, “rejimin ekonomi politiği” dediğimiz şeyle doğrudan bağlantılı: Kamu kaynaklarının dağıtımında iktidarı ve tepesindeki ismi tek yetkili haline getiren ve üstelik bu yetkiyi her türlü denetlemeden, sorgulamadan muaf tutan anlayışın doğrudan yansıması kanunda bu kadar çok değişiklik yapılması olarak karşımıza çıkıyor.


Kanunun 18. Maddesi’ne göre kamu ihalelerinde üç temel yöntem var: Açık ihale usulü, belli istekliler arasında ihale usulü ve pazarlık usulü. 5. Madde’de ise “temel ilkeler”den söz edilirken, “Bu kanuna göre yapılacak ihalelerde açık ihale usulü ve belli istekliler arasında ihale usulü temel usullerdir. Diğer ihale usulleri Kanunda belirtilen özel hallerde kullanılabilir” deniyor.

O “özel haller”e iki örnek verelim hemen. Kanunun 21. Maddesi’nde pazarlık usulünün hangi durumlarda söz konusu olabileceği anlatılırken örneğin “doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya idare tarafından önceden öngörülemeyen olayların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olması”ndan veya “savunma ve güvenlikle ilgili özel durumların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olması”ndan söz ediliyor.

Yani üçüncü usul ancak istisnai durumlarda söz konusu olabiliyor, daha doğrusu kanunen öyle olması gerekiyor ama iktidar Öztrak’ın da hatırlattığı üzere istisnai olanı kural haline getiriyor ve birçok ihale artık “pazarlık usulü”yle yapılıyor. Gensoru önergesinde de yer verilen rakamlara yakından baktığımızda söz konusu ihalelerdeki çarpıcı artışı bütün çıplaklığıyla görebiliyoruz.

Devletin bu usulle açtığı ihaleler 2016’da bir önceki seneye göre % 86 artarken, bu yılın ilk altı ayı döneminde geçen yıl aynı döneme nazaran artış % 175 olmuş ve 6.1 milyar TL’den 16.8 milyar TL’ye çıkmış. İşin ilginç yanı, iktidar artık icraatlarına hukuki bir kılıf aramaktan dahi vazgeçtiği için olsa gerek bu ihalelerin % 81’i, yukarıda sözünü ettiğimiz 21. Madde’nin b fıkrasına dayanarak yapılmış: Yani “doğal afetler, salgın hastalıklar, can ve mal kaybı tehlikesi gibi…” diye başlayan fıkraya.

İlginizi çekebilir:  Dışişleri'nden Hollanda'daki saldırıya ilişkin açıklama

Türkiye’de 2017 yılında doğal afet ve salgın hastalık olmadığına göre, “can kaybı” da geçerli bir neden olamayacağına göre, geriye “mal kaybı” kalıyor. “Yandaş sermaye grupları kârlarına kâr katmazlarsa olmaz, sonra dava komisyonunu nereden alırız ve rejimi nasıl fonlarız” diye düşünüldüğünden olsa gerek, ilana çıkılmaksızın istenen firmalar ihaleye davet ediliyor ve aralarından uygun görülene de ihaleler bahşediliyor.

Peki bu ihale yöntemi en çok nerede kullanılıyor? Öztrak’ın verdiği bilgilere göre 2017’nin ilk dokuz ayında Karayolları pazarlık usulüyle 13 milyar 577 milyon 486 bin 731 lira ve 83 kuruş, yani eski parayla yaklaşık 14 katrilyonluk ihale açmış. Bu ihalelerin sayısı 63’müş ve bunlardan 56’sı, yani % 93’ü yine az önce sözünü ettiğimiz aynı fıkraya dayandırılmış.

Peki bu yöntemle açılan ihaleler kime gitmiş? Rakamlar müthiş: 13,6 milyar TL’lik ihalenin yüzde 61’i, yani en az 8,3 milyar TL’lik kısmı havuzu fonlayan müteahhitlere verilmiş. Bu müteahhitlerden bir tanesi ise bayağı sivrilmiş. Öztrak’ın “Milletimizin iffetli analarına ettiği edepten yoksun lafla meşhur bir işadamı” diye tarif ettiği müteahhide Karayolları’nın pazarlık usulüyle verdiği ihalelerin sadece bu seneki tutarı 1,1 milyar TL olmuş. TCDD ise aynı kişiye yıl içerisinde pazarlık usulüyle 1,7 milyar TL’lik ihale vermiş, yani Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na bağlı bu iki kurum sadece bu yıl bu işadamına bu usulle 2,8 milyar TL’lik ihale vermiş. Aynı ismin aynı bakanlıktan 2017 yılı içerisinde aldığı tüm ihalelerin toplamı ise 7,9 milyar TL olmuş.

Bu rakamlarda başta da söylediğimiz gibi rejimin ekonomi politiği gizli ama aynı zamanda yönetim zihniyeti de gizli. Hazine garantili projelerle, pazarlık usulüyle, silinen vergi borçlarıyla semirtilen, palazlandırılan yeni bir sermaye fraksiyonu, o fraksiyonun da rejimi bunun karşılığında fonlaması ve böylelikle ortaya bir tür “haraç mekanizması”nın çıkması işin ekonomi politik yönünü oluşturuyor. Tüm bu harcamaların herhangi bir denetimden yoksun oluşu, örneğin artık Sayıştay raporlarının Meclis gündemine gelememesi ya da raporda kimi harcamaların yer alamaması ise yönetim zihniyetinin ve fiili parti-devletinin bir yansıması.

İlginizi çekebilir:  Alper Taş, Kadın Dostu Kentler Taahhütnamesi'ni imzaladı

Peki, rejim kendisini ancak halkın cebinden alınan paraların bir avuç sermayedarın cebine konması üzerinden var edebiliyorken ve bu da genel ekonomik durumu giderek ağırlaştırıyorken, tam da buna itiraz edecek, buraya yüklenecek, buradan toplumsallaşmayı ve güçlenmeyi hedefleyecek bir muhalif siyaseti inşa etmek imkânsız mı? Olmasa gerek.

BİZİ TAKİP EDİN

360,676BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,094,847TakipçiTakip Et
8,360AbonelerAbone

Tepebaşı Belediye Başkan Adayı Ahmet Ataç: Projelerimiz insana dokunacak

CHP’nin Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkan Adayı mevcut Başkan Ahmet Ataç, belediye başkanlığı...

Mersin CHP için sürpriz olmaktan çıktı

31 Mart yerel seçimlerine sayılı günler kala, TBMM’de temsil edilen beş siyasi...

Çılgın projeleri ve işsizlik rakamlarını Prof. Dr. Çolak’a sorduk: ‘Halk tüketmesin biz tüketelim’ diyorlar

İşsizlik oranının son 9 yılın en yüksek oranına yükselerek yüzde 13.5’e çıkması...

Tedavisi bulunmayan kalıtsal hastalık DMD: ‘Artık sesimiz duyulsun’

Duchenne Musküler Distrofi (DMD) kas hastalıkları arasında sık karşılaşılan en ölümcül, kalıtsal...

Okullar seçime alet ediliyor: Bakanlığın seçim sessizliği

Cumhur İttifakı’nın belediye başkan adaylarının tüm tepkilere karşın okullarda yürüttüğü seçim çalışmalarına...

SON HABERLER

Öğrenci pansiyonunda yangın: “Merdivenler kitlenmiş, atlamak zorunda kaldık”

Burdur'da, 3 katlı erkek öğrenci pansiyonunun bodrum katındaki kumaş dikim atölyesinde çıkan yangın...

17 yaşındaki Ayten’i bıçaklayıp daha sonra boğarak öldüren şahsa ağırlaştırılmış müebbet

Burdur'un Ağlasun ilçesinde Ayten Keklik'i (17) önce bıçaklayıp, sonra da boğazını sıkarak...

Kılıçdaroğlu: Kimlik üzerinden politika yapılamaz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, NTV canlı yayınında Ahmed Arpat ve Seda...

Erdoğan’dan Ayasofya açıklaması: İbadete açılmasının faturası çok ağır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Zelanda'daki saldırılara ilişkin, "50 Müslüman orada şehit...

Dışişleri’nden Hollanda’daki saldırıya ilişkin açıklama

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "Hollanda'nın Utrecht kentinde bugün meydana gelen saldırıyı, faili...

Mansur Yavaş: Trafolara kedi değil fil soksalar fayda etmeyecek

Millet İttifakı'nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş, seçim çalışmaları kapsamında...