Didem Madak anısına-2
SABRİ KUŞKONMAZ SABRİ KUŞKONMAZ
İşin kişiyi ve kişiliği “terörize” eden baskısını yaşayan bir şairdi Didem Madak. Şiirlerinde yer alan mesleklerin böyle bir arkeolojisi vardı...
İşin kişiyi ve kişiliği “terörize” eden baskısını yaşayan bir şairdi Didem Madak. Şiirlerinde yer alan mesleklerin böyle bir arkeolojisi vardı.
 
''İş”e zorunlu, şiire usta şair Didem Madak’ın iki kitabı için 2003 yılında yazdığım yazıya devam… (Grapon Kağıtlar, İnkılap Yay. 2000,  2000 İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü “Ah”lar Ağacı, Everest Yay. 2002)
 
Didem Madak ikinci kitabı “Ah”lar Ağacı ile içimize su serpiyor; ulaşılan şiir düzeyi rastlantı değil. Kendi şiir dünyası. Birinci kitabın devamı gibi bir izlenim edinilmekle birlikte, birinci kitabını çoktan “aşmış” şair. Birinci kitapla olan akrabalık, şairin kişisel biçemi olan somut olay ve kişilerle dayalı anlatı yönteminden öte, birbirini izleyen şiirlerle kuruluyor. Bu süreklilik, sonraki kitaplarında/şiirlerinde aynı düzeyde sürmediği sürece, şiire zarar vermiyor. Tam tersine, sarmal gelişim içinde bir uzun anlatı niteliğini perçinliyor. Yine de, sonu “bayım”la biten bir üçüncü şiirde şairin biraz daha düşünmesi gerekiyor. Ayrıca, günlük dil dolayımındaki düz anlatımda bazen “cennet/cinnet” kolaylıkları doğal akışa fazla kolay geliyor. Neyse ki fazla olmayan bu olumsuz örnekler bir yana, “mutfağa girip domates çorbası pişirdim”den sonra, karşımıza çıkan “çoktandır öksüz olan mutfak” dizesi, birinci dizedeki düz cümleden, anlam katmanlarına ve bu katmanların içinde yer alan ayrı öyküler içeren bir çok yönlü okumayı, anlam zenginliğini sağlıyor.

Grapon Kağıtları on sekiz şiirden oluşmuş, İnkılap 2000 Şiir Ödülü ile ödüllendirilmiş. Ödüllü ilk kitaptan sonra gelen kitapta dokuz şiire yer verilmiş. Her iki kitabı okurken, “Kadın duyarlılığı” açısından bir vurgu yapmak gerekiyor. Hemen belirtelim ki, kadın duyarlığı derken,bunun, erkek egemen dünyanın bir lütfu olarak algılanmamasını diliyoruz. Kısacası, Didem Madak’ın her iki şiirini, şairin adını kapatarak okumuş olsaydık, bu şiirleri bir kadının yazdığını çok kolay anlardık. Bu örnekle de belki cinsiyetçilikle suçlanabiliriz, ama yargımızı değiştirmiyoruz.; şair, cinsiyeti olan şiirler yazıyor.

Kitabın arka sayfasına düştüğümüz derkenardan söz ettik. Şair  esinleyen kişi olduğunu gösterdi ve derkenara, küçük, iki dizelik bir şiirimiz yeni bir derkenar oldu;
 
Hayatın zehrine bulaşmışsın
Kime günaydın dedin bu sabah

Yazının sonunda belki sorulacaktır, ee şiirler nerede, örnek dizeler? Her paragraftan sonra alt alta sıralayarak, değerlendirmelerimize dayanak oluşturacak kanıtlar nerede? Nerede olacak, şairin kitabında elbet.
 
Haftanın Dizesi:

“Maharetin mülkünde sultan”