#didnothappen
NEVŞİN MENGÜ NEVŞİN MENGÜ

Yenişafak yazarı Fatma Barbarosoğlu, geçen hafta başından geçtiğini iddia ettiği olaylardan bir tweet dizisi yaptı.Tweetler şu şekilde.

“Nükseden vertigomdan dolayı bir haftadır sokağa çıkamıyordum.Bu gün çıktım.

Sokaklar beni hep ağlattı.

Önce balıkçının başındaki 70 yaşlarındaki kınalı saçlı kadın.Balıklara bakıp şükrediyordu: “Rabbim imdat senden.Çok balık ver bize. Fakir fukara doysun.”

Yüreğim kabardı.

Markete girdim.Kasada dört ayrı paketteki etlerin parasını ödeyen şile bezi,askılı elbiseli kadın “Herşey ateş pahası.Kimsede tık yok.Bir eylem yapın ya” dedi.

Kadın gitti.Kasadaki esmer çocuk “Her şeyin parasal karşılığı var, sadece susmak bedava” dedi duyulmaz bir ses ile.”

Tweetler çokça paylaşıldı. Tahmin edebileceğiniz üzere bir kesim, Barbarosoğlu’na destek verirken, diğer taraf Barbarosoğlu’nun olmamış bir şeyi olmuş gibi yazdığını, klişeler üzerinden seküler kesimi kötülemeye çalıştığını yazdı. Barbarosoğlu, gelen tepkiler üzerine daha sonra şu tweeti attı:

“Türkiyede sadece alınganlar korusu var.Sıradan bir tasvire alınanlar kendilerini fikir sahibi zannediyor.

En aşağılık ve faşist yorumlar da “hayat tarzı tacirleri”nden geliyor.”

Bu aslında 28 Şubattan bu yana uygulanan bir taktik, ve aslına bakarsanız işte aşağı yukarı 20 yıldır da iş yarıyor. Yaşanan tecrübelerde, ya da üretilen hikâyelerde, her zaman sekülerlerin, çok zengin olduğu, seküler olmayanlara tepeden baktığı, muhafazakâr, dindar insanların hep sessiz, mazbut, ezilen, mahçup, iyi insanlar olduğu. Bu söylem aslına bakarsanız 28 şubat sonrası süreçte hepimizin adım adım kafasına kazındı.

Gülüp geçmeyin, Barbarosoğlu’nun yazdığı bu hikaye şimdi bize gülünç geliyor belki ama, koca bir seküler Cumhuriyet, adım adım bu söylemlerle yıkıldı. 2000lerin başından aslında aşağı yukarı gezi dönemine kadar sekülerler kendinden şüphe eder, yahu biz de öyle yapmasaydık, böyle yapmasaydık der hale geldi. Muhafazakârlar bu hikâyeler üzerinden aslında son derece akılcı ve gerçekçi olmak gerekirse başarılı da bir propaganda süreci yürüttü.

Dünyada Barbarosoğlu gibi tweet atanlar için kullanılan bir yöntem var aslında. Tweeti alıntılayıp “#didnothappen” (böyle bir şey olmadı) heştegiyle paylaşıyorsunuz. Barbarosoğlu da gelen tepkilere hayret etmiş, normal, on yıllardır işleyen taktik bu kez garipsendi, alay konusu oldu. Bu anlamda artık iktidarda olan siyasal islamın ezberi bozuluyor.

Bugüne kadar siyasal islam, iktidardayken de muhalefetteymiş gibi söylem üretti. “Onlar beyaz biz zenci, onlar zengin biz gariban, onlar kötü, bir iyi” ikilemiyle siyaset üretmeye devam etti, hala da ediyor. Fakat ne var ki, şu an iktidardaki siyasal islam artık zenginlik ve kötülük içinde yüzdüğünü gizleyemiyor. Otağ atmosferi gibi dizayn edilmiş kır düğünleri, binlerce dolar harcanarak dizayn edilen araçlar, taraklı süslü, ekstravagant ev dekorasyonları…Siyasal islam ezilenlerin ideolojisi gibi söylem üretmeye devam ederken, daha da obezleşiyor. Ortaya garabet bir durum çıkıyor. Halihazırda siyasal islam için bu propaganda yöntemi hala kazandırmakta, ancak bir nokta var. iktidardaki siyasal islam, artık bu söylemiyle kitlesini genişletemiyor, ancak kendi tabanını konsolide edebiliyor. Emekli öğretmene zengin, elit, şeytan yaftası yapıştırmak, işini iyi yapan büyükelçiye monşer demek, her laik kadına hafifmeşrep iması yapmak, harekete sempati değil antipati üretiyor. Siyasal islam, geldiği noktada tıkandı, aşırı milliyetçilerle ittifakla iktidara tutunuyor.

Önümüzdeki dönemde, siyasal islama alternatif olarak, şeytanlaştıran, ayrıştıran değil, kapsayıcı ve bütünleştirici siyaset üretmek gerekecek.