Anasayfa KÜLTÜR SANAT Dijital hazlar bahçesi

Dijital hazlar bahçesi

Kıyıdan denize uzanan iskelenin en ucuna doğru yürüdüm; derin ve soğuk sulara kendimi bırakmak istiyordum sadece. Hiçbir şeyin şok etkisi yaratmadığı bir dünyada kendi şokumu kendim yaratmak; kayıtsızlığın, aldırmazlığın yüzer-gezerliğinden kurtulmak; yara alıp sulara batmak. Yaralanmak yaşadığını duyumsamak ve yaşadığımız dünyada olup bitenlere şaşırmaktır. Atladım sulara. İmge bombardımanı altında kor gibi kızarmış bedenimin soğuk sulara değdiğinde çıkardığı “cozzz!” sesini sahildekilerin işiteceğini düşünerek etrafıma bakındım, ama herkes kendi âlemindeydi, sadece ben işitmiştim. Kişisel şokum ne bende ne de ötekilerde şok etkisi yarattı. Şaşırmadım.

dijital-hazlar-bahcesi-172438-1.

Şoklara karşı bağışıklık kazandık; hiçbir şey şaşırtmıyor ve şok etmiyor. Şoklardan etkilenmeyen bedenlerin yaşadığı bir dünyada avangardların, şok yöntemiyle bizi kendimize getireceklerini düşünmeleri biraz değil, bayağı safdilliliktir. Gerçekliği parçalara ayırıp montaj yöntemiyle yan yana getirerek kolajlarla şok etkisi yaratma ve gizli anlamı bu kolajlar sayesinde ortaya çıkarma çabası, her şeyin yıkıldığı bir coğrafyada işe yarar mı gerçekten? Önce parçalamalı, sonra da montajlamalıydık. Fakat bizden önce davrandılar ve şimdi hep yıkım aşamasındayız; fiziksel çevremiz, doğamız, konutlarımız, kentler, kurumlar, ilişkilerimiz yıkılıyor; bir inşaat şirketi Picasso’nun mottosunu, kendi mottosu yapmış ve Picasso’yu müteahhitleştirmiştir: “Her yaratıcı hareket, öncesinde bir yıkımla başlar” ve en avangard sloganlar egemenlerin sloganı olunca yıkımın propagandasını yapmak onlara, bu yıkımdan nasıl bir yapım çıkaracağımızı düşünmek de bize düşmüştür.

Olumsuzladığımız hiçlik ya da boşluk, atomların yoldan çıkarak çarpıştıkları, ilişki kurdukları, yeni dünyalar yarattıkları deneyim alanıdır.

Çıktım sudan. Çıplak ayaklarıma batan çakıllarda yürüyerek bahçe içine girdiğimde, bizi şoktan koruyan koruyucu kılıfın bahçe olduğunu fark ettim. Zeytin ağaçlarının altında ağustos böceklerinin çiftleşmek için deli deli çıkardıkları sesleri dinledim bir süre, sonra birden dijital dünyanın “techno beat”lerine dönüşüverdiler. Bahçe, deneyimden kaçarak sığındığımız sığınak. Cennet bahçesinden kovulduğumuzdan beri yeryüzünde sahte cennetler yaratmaktan asla vazgeçmedik. Mutlak deneyimsizliğin göksel ve kutsal bahçesinden bedenli varlıklar olduğumuzu fark ettiğimizde kovulmuş ve bahçeyi incir yapraklarıyla örtünerek terk etmek zorunda kalmıştık. Ama geçmişin özlemi olarak bedensiz bir bahçe düşü hiçbir zaman yakamızı bırakmadı. Şimdi dijital bahçenin bedensiz varlıklarıyız, ne yeryüzü ne de başka bedenler nüfus edebiliyor bize. Yapay olarak iklimlendirilmiş ve ışıklandırılmış dijital bahçelerde evcil doğa imgeleriyle oyalanıyoruz; ağustos böceklerinin çıkardıkları ve sürekli ritim değiştiren bedensel sesleri, dijital ortama aktarılıp “loop”a alındıklarında, durmadan yinelenen tekno-müziğin tekdüze ritmidir ve bedenlerimiz bu tekno ritimle devinen parlak yüzeyli ekranlar gibi.


Dünyevi hazlar bahçesinden dijital hazlar bahçesine geçerken pek zorlanmadık. Doğadan bahçeye adım atar atmaz, zaten bedenlerimizin kudretini temsilcilere teslim etmiş ve dijitalleşmeye hazırdık. İçerisi: bahçe; dışarısı: doğa. “En dikkatlilerin bile aklına eşikte durup düşünmek gelmemiştir, en çok düşünmeleri gereken yerde” diye yazıyor Nietzsche. Evet, eşikte, bahçeyi doğadan, düzeni yıkımdan, varlığı hiçlikten, anlamı anlamsızlıktan ayıran eşikte durup düşünmemiz gerekiyor şimdi. Deneyimsizlik ile deneyimi ayıran o ince çizgide. Demokritos’tan beri varlığı bölünmez, yok olmaz olarak tanımladık ama bu haliyle varlık deneyimsizdir ve filozof varlığın deneyim alanı olarak boşluğu, hiçliği, anlamsızlığı önermişti, duymadık. Olumsuzladığımız hiçlik ya da boşluk, atomların yoldan çıkarak çarpıştıkları, ilişki kurdukları, yeni dünyalar yarattıkları deneyim alanıdır. İlişkisizliğin, deneyimsizliğin dijital otoyollarında seyrediyoruz şimdi. Hippokrates’in tıbbında “krisis” terimi, hastalıkların seyrini belirlemeye yarayan ani değişimleri ifade eder. Ve şimdi bir kriz durumunda, deneyim ile deneyimsizlik arasındaki o ince çizgideyiz: İlişkisizliğin dijital otoyolları mı, birbirimize dokunacağımız doğanın deneyim alanı mı? Bir hekim olarak yoldan çıkmayı öneriyorum.

dijital-hazlar-bahcesi-172439-1.

SON HABERLER

Kulüpler Birliği’nden ‘yabancı sınırı’ açıklaması

Kulüpler Birliği Başkanı Fikret Orman, futboldaki yabancı sınırıyla ilgili olarak "2019-2020'de sistemin...

2019 yılının son Süper Ay’ı gözlemlendi

2019 yılının son Süper Ay'ı olan 'Süper Kanlı Kurt Ay' olarak...

Irak’ta feribot battı: En az 40 ölü

Irak'ta Dicle Nehri'nde aşırı yüklemeden dolayı bir tekne battı. Olayda en az...

İzmir’de Newroz kutlaması

Newroz bayramı kutlamaları için İzmir’de Gündoğdu Meydanı’nda miting düzenlendi.

Sarai Sierra’nın katilinin cezası 11 yıl 8 aya çıktı

Fotoğraf çekmek için geldiği İstanbul surlarında cansız bedeni bulunan ABD’li Sarai Sierra’nın...

Gazetecilik Saldırı Altında: İfade Özgürlüğünü Korumak İçin Bilgi Üretimi e-kitabı yayımlandı

Ulla Carlsson ve Reeta Pöyhtari tarafından derlenen Gazetecilik Saldırı Altında: İfade Özgürlüğünü...

Uzaydan çekilen Dünya görüntüleri

NASA, dünyanın güzelliğini ve harikasını gözlemlemek için yayınladığı Dünya isimli serisiyle 4,5...

Sergen Yalçın’a 2 maç ceza

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) kararları belli oldu....

Yeni Zelanda’da silah kulübünde yangın

Yeni Zelanda’da bir silah kulübünde yangın çıktı. Polis, çıkan yangını ‘şüpheli’ bulduğunu...

‘Faşizm ve Popülizm’ tartışmaları 25 Mart’ta başlıyor

Mimar Sinan Üniversitesi öğrencileri 25 Mart-15 Nisan tarihleri arasında dört hafta sürecek...