‘Dıkşın’ politikaları
UĞUR KUTAY UĞUR KUTAY

En büyük sıçramalarını 1929 Buhranı ve ikinci Dünya Savaşı gibi karanlık dönemlerde yaşayan western sinemasının iki temel işlevi vardı: ABD’nin ‘vaatler ülkesi’ olarak portresini yeniden çizmek ve toplumu sembolik bir ‘erginlenme ayini’ne davet etmek. Buna göre, kovboy (Amerikalı beyaz erkek) yeni kasabalar kurup onları düzene uygun biçimde geliştirebildiği, umutların tükendiği anda yeni bir girişimle ekonomik-politik düzeni yeniden inşa edebildiği ölçüde erginlik ayinini başarmış demekti.
Kriterleri erkek-egemen toplumsal yapı tarafından belirlenen bu erginlenme ayini, iktidar ilişkileri nedeniyle kaçınılmaz olarak kapitalist -ne kadar finans-kapital, o kadar erginlik! Bu nedenle ‘iyi kovboy’lar banka soymaz!- ama daha ileri düzeyde cinsiyetçidir. Western filmlerinde kadın ancak a) kocasının destekçisi eş, b) anne, c) babasının/ağabeylerinin yanında duran kız çocuğu, d) erginleşme törenleri sırasında erkeğin erkekliğini belirginleştiren fahişe olarak ortaya çıkabilir. İstisnalar vardır elbet; Calamity Jane -erkekler genellikle yetenek ve fiziksel görünümden hareketle ‘yılan göz’, ‘kaşınan parmak’, ‘eyer yarası’ gibi lakaplarla anılırken bir kadının ‘felaket’ şeklinde anılması bu erginlenme ayininin doğasına cuk oturuyor!- ya da Sam Raimi’nin muhteşem filmi The Quick and the Dead/Hızlı ve Ölü’de Sharon Stone’un canlandırdığı Ellen gibi… Ne var ki, ilki gerçek ikincisi kurmaca bu kadınların erginleşmesine, erkekleşebildikleri -Calamity Jane sadece davranış açısından değil bir süre sonra fiziksel açıdan da erkeğe benzemişti- ve babanın yasasını kabul ettikleri -Ellen babasının intikamını almak için yola çıkarken erkek gibi davranıyor, ama sonra bir rahibin (father) yardımıyla kadınlığını ortaya çıkarıyordu- oranda izin verilir.

Bu haftanın filmlerinden Slow West/Sakin Batı’da da toplumsal ve cinsel roller üzerinden bir erginleşme ayini izliyoruz. Jay isimli genç asilzade, babasıyla birlikte Amerika’ya kaçan platonik aşkı Rose’u bulmak için İskoçya’dan yeni dünyaya geliyor. Ama bu sefer oğlan çocuğu (genç Jay) değil onu koruyan ve yönlendiren sembolik baba (Silas) erginlenme ayinini tamamlayıp düzeni inşa ediyor.
Kadınlar söz konusu olduğunda ise, önce başarısız anneler -oğluna sahip çıkmayan Lady Cavendish (kendisini bir kere bile görmüyoruz, bu yüzden Jay sembolik anne olarak Rose’un peşine takılıyor), çocukları için bir soygun yapmayı bile beceremeyen İsveçli göçmen kadın, Jay’i bırakıp giden Rose-; sonra Jay’i baştan çıkaran ve zamansız bir erginlenmeye zorlayan fahişe -yine Rose-; babasının sözünü dinleyen kız çocuğu -bir kez daha Rose- ve nihayet başarılı anne -tabii ki Rose!- şeklinde ortaya çıkıyor. Filmde Calamity Jane prototipi de var, ama etkisiz eleman olarak...

Erginlenme konusunda bir türlü başarılı olamadığı için başta savaş olmak üzere her şeyi oyun gibi görüp atlayan bir ülkede yaşıyorsanız, bugünlerde seyretmek için daha uygun bir film bulabileceğinizi sanmıyorum.

•••

‘Kovboyculuk’ ergenlik öncesi oğlan çocukların oyunudur. İzledikleri western filmleri kendilerini belli belirsiz farkına vardıkları erginlenme ayininin bir parçası gibi algılamalarını sağlarken oyun da bu çocukları ritüeller dünyasıyla tanıştırır. Bu yüzden oyun sırasında ‘tabancayı elinde tutmak’tan keyif alırlar, çünkü böylece pipileri farklı bir işlevsellik kazanmaktadır.

Oyunun en ilginç yanı, sonucun baştan belli olmasıdır: İyi kovboy olan çocuk her zaman kazanır, kötü kovboy veya kızılderililer daima kaybeder. Kötü kovboy/kızılderili olan çocuklar bunu baştan kabul etmiştir çünkü bir başka turda kendileri iyi kovboy olacaktır.

Ama oğlan çocuk hep çocuk olarak kalırsa durum kötü; annesizlikten, sağlıklı bir baba figürünün olmayışından, negatif ödipal çözülmeden vs. bir bakmışsınız çocukluğun gelişim aşamalarından biri bir türlü aşılamamış, kovboyculuk oyunu hayatın kendisi oluvermiş!

Yetişkinlerin oynadığı kovboyculuk oyunları bu yüzden çok çirkin ve tehlikelidir: Koca koca adamlar ellerindeki silahlarla oradan oraya koşturup birbirlerine ‘dıkşın’ (ağızla yapılan tabanca sesi) çeker. Ve o sırada, ister Türk olsun ister Rus, ister Amerikalı olsun ister Arap, emin olun hepsi de iyi kovboy olduğunu sanmaktadır.