Diktatör aranıyor
EVRİM COŞAR BİLGİN EVRİM COŞAR BİLGİN
Stockholm’e bahar gelmiyor. Kış bitti ama bahar da daha kendini gösteremedi. Uzmanların yaptığı açıklamalara göre, son yirmi

Stockholm’e bahar gelmiyor. Kış bitti ama bahar da daha kendini gösteremedi. Uzmanların yaptığı açıklamalara göre, son yirmi yılın en sert kışını geride bıraktı İsveçliler. Sadece İsveç değil, bütün Avrupa, bu yıl, kötü hava koşullarıyla mücadele etmeye çalıştı. Sert geçen kış doğayı öyle bir yormuş ki, ağaçlar ne çiçek açtı ne de yeşil yapraklarını gösterdi daha. Her 1 Mayıs’ı bembeyaz çiçekleriyle bir gelin güzelliğinde karşılayan, bizim evin önündeki kiraz ağacı, tek bir tomurcuk açmadı daha, nazlanıyor.
2010 yılının kara kışı hiç unutulacak gibi değildi. Sadece doğa için değil, Stockholmlüler için de bu kış, özellikle şubat ayının son haftası, kötü sürprizlerle doluydu. Başkentliler, 22 Şubat’ta, çok iyi bildikleri karın, farklı bir yüzüyle, ‘beyaz afet’le tanıştılar. O pazartesi, aşırı kar yağışı, Stockholm trafiğini, kaosa teslim etti. Şehirler arası trenler ve şehir içi ulaşımda metro durdu. Başkentte toplutaşımayı yürüten SL şirketi, tren raylarının kar yağışı ve aşırı soğuk nedeniyle çalışamaz hale geldiğini, rayları temizleyemediklerini duyurdu. İki milyonluk kentte, şehir merkezine girmek, imkânsız hale geldi. Olağanüstü koşulların aşılması için, ikinci gün, hükümet kararıyla İsveç ordusu devreye sokuldu.
Papazı dama çıkartacak kadar kar yağarsa neler yapılması gerektiğinin dersini alan SL şirketi, geride bıraktığımız şubat ayının bilançosunu önüne koymuş. Baharsız geçirdiğimiz nisan ayının son günlerinde SL’den bu konuyla ilgili olarak şaşırtıcı bir açıklama geldi. SL, kar kaosunun yaşandığı dönemde, nerede hata yapıldığını bulmuş. Şirketin yönetim kurulu başkanı Christer G Wennerholm tarafından duyurulan, kriz zamanında alınacak önlemler konusunda, bir madde var ki hiç de İsveçli işi değil. “Aşırı kar yağışının yaşandığı günlerde karar almakta yetkili ve güçlü biri yoktu” diyen Wennerholm, SL’nin karar sürecini hızlandırmak için hazır durumda bekleyen bir memur atayacağını söyledi. Bu kişi olağanüstü durumlarda yönetimi toplantıya çağırmaksızın, kimseye danışmadan karar alabilecek. Yani aşırı kar yağışlarında yetki tek bir kişide toplanacak.  Şirket bir çeşit diktatör arıyor. En azından bu açıklama üzerine İsveç basınının yorumu bu yolda oldu.
Kimseye danışmadan tek başına karar vermek, bir İsveçli için pek mümkün değil. Hele de iş ortamında. SL şirketi, aradığı ‘kar diktatörünü’ bulmakta çok zorlanacak. Benim gözlemim, İsveçliler, her şeyi, mümkün olan herkese danışır. Kimse, tek başına karar vermek istemez ve bunun sorumluğunu üstlenmez. Sağlanabilinecek en üst düzeyde uzlaşma gerçekleşmeden, adım atılmaz. Bu durumda SL, aradığı memuru bulamayacak gibi. Süper güçlerle ve süper yetkilerle donatılacak aranan ‘diktatör’ için iki adayım var. Biri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, diğeri de Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım. Pek çok aday arasından beğendiğim bu ikili, özellikle bu hafta gösterdikleri performanslar sayesinde ‘diktatörlüğü’ hak ediyorlar.
İşte kentçilik ve ulaşımda kimseye sormadan karar veren iki yönetici örneği. Kadir Topbaş, projesini kendisinin çizdiği, hop diye inşaatına başladığı, Haliç üzerinde metronun geçeceği köprüsüyle, aranan ‘diktatör’e en yakın adaydı, ta ki Bakan Yıldırım’ın 3’üncü boğaz köprüsü açıklaması gelene kadar. İstanbul’un bir yıl önce kabul edilen yüz binlik kent planlarında olmadığı halde, 3’üncü Boğaz köprüsünü yapacağını duyuran Bakan Binali Yıldırım, köprü güzergâhı için Garipçe-Poyrazköy hattını uygun gördüklerini söyledi.  Tabii ki bakan buyurduğu için, köprü güzergâhında yapılacak orman katliamının da bir önemi yok. Öte yandan Topbaş’ın elcikleriyle çizdiği projede, metro istasyonu köprünün tam ortasında olacakmış. Durakta inenler, köprünün geçmek istedikleri yakasına yürümek durumundalar. Bu ikili, tam da SL’in aradığı kurtuluş. Hiçbir İsveçli, bu kadar “Ben yaptım, oldu”cu olamaz. Beyin göçü yaşıyoruz iyi olmuyor ama iki ‘diktatörü’ göç ettirmeyi başarsak, koca İstanbul’u ellerinden kurtaracağız. Gerisi, diktatör aramak da ısrar eden Stockholm’ün sorunu.