Diktatörler sokakta devrilirler...
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER

143. gün...

İşgalcibaşının işgal hükümeti gün sayıyor. Kendileri için en iyi ihtimalin bir işgal koalisyonu ile bir-iki yıl daha idare etmek olduğunu biliyorlar. Hazırlıklar bu doğrultuda yapılmakta. Örneğin beşinci parti söylemi birilerini parçalamakla korkutup yanlarına çekme söylemi olabilir. İşgalcibaşı tilkilikleri çeşit çeşit…

Bu arada işgalcibaşı diktatörlüğünü sürdürmek için kan dökmeye devam kararlılığını da sürdürmekte. Düşüş eğilimine giren bir uçakta elbette korku hâkim olur. Burada da öylesine bir korku hâkim. Gemi batıyor ve fareler gemiyi terk ederken; “Beraber siyaset yaptığınız insanlarla aranıza buzdan duvarlar girmeye başlamışsa ara vermenin zamanı gelmiş demektir. Bu yol arkadaşlığı anlayıştan dışarıya çıktıysa, size düşen şey bir kenarda kalmaktır” gibi mesajlar veriyorlar. “Anlayıştan dışarı çıkmak” lafzı ile bir sapmaya işaret edip “ Ben artık o anlayışta değilim” mesajı ile ileride zevahiri kurtarma çabası da olabilir bu açıklamalar.

Bazı fareler ise hâlâ battıklarının farkında değiller, söylemleri sanki gemi yelkenlerini şişirmiş de öyle yol alıyor havasında. İşgalcibaşının artık kendisi bile inanmazken onlar hâlâ bir Başkanlık hayali içindeler. İşgacibaşının başkan olması halinde ‘halife’ olacağı ve Saray’ı ‘Hilafet Temsilciliği’ ilan edeceği görüşünü açık açık beyan ediyorlar.

Ancaakkk… Dönem birden fazla halifeyi kaldırır mı? Kaldırmaz gözüküyor. Yakında hilafet savaşları başlarsa şaşmayın. İşgalcibaşına rakip halife adayları arasında Bağdadiler, El Beşirler ve daha niceleri bulunmakta. Halife adayları kan dökmede yarışıyorlar. Hangisinin eli daha kanlı sorusu abesle iştigal; zira hepsi gırtlaklarına kadar döktükleri kan içindeler.

El Beşir için Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yargılama kararı aldı. İşgalcibaşı, tarihin UCM’de yargılanan ilk diktatörü olma şansını yitirdi (!) Ama ilk tutuklanan olma şansı hâlâ var. Zira El Beşir’in arkasında Çin ve Rusya varken İşgalcibaşının arkasında şimdilik kimse gözükmüyor. Elleri en az dönemin halife adayları kadar kanlı olan ABD veAB’li emperyalistlerin ellerinde önemli kozlar var. İşgalcibaşının Ortadoğu’dan Afrika’ya terör örgütlerini silah, mühimmat ve lojistik destekle beslediğinin kanıtları mevcut. Ayrıca Suriye içinden gelen söylemler de çok açık. Nusret Cephesi ikinci adamı Ebu Elkahtani’nin IŞİD ile Erdoğan’ı karşılaştırdığı yazısında şu ifadeleri kullanıyor; “Türkiye devrimcilerin yaralılarını kurtarıp tedavi etmeye kalkarken Bağdadi ve cemaati devrimcilerin ve mücahitlerin yaralılarını öldürdü.

Bağdadi ve cemaati Irak’ta Rafızilerden kurtulan akıl sahiplerini ve tecrübeli şahsiyetleri öldürdüler. Onları IŞİD'liler öldürdü. Türkiye Hükümeti ise onları destekledi,onlardan istifade etmek içinonları korudu.

Bağdadi rehineleri öldürmüştür çünkü onun bundaki amacı mazlumların devrimini ve ehlisünnetin cihadını ifsat etmektir. Türkiye ise devrimcileri desteklemede ve fasit, kafir ve mücrim olan Alevi hükümetini düşürmede hırslı davranmaktadır.

Görüldüğü üzere her yerde açık açık işgalcibaşının terör desteği dillendirilmekte.

Ancak işgalcibaşının da elinde kozları olmalı ki zaman zaman diklenebiliyor. Belli ki “Açıklarsam hepiniz dökülürsünüz haaa” yollu tehditlerinin yüzsüzlükleri tescillenmiş emperyalistler için vız gelip tırıs gideceğini kestiremiyor. Ama karşılıklı alışveriş bitmeden, diktatörün suyunu adamakıllı çıkarmadan herhalde süpürüp atmayacaklarıdır.

Öte yandan, “Bu eli kanlı emperyalistler her şeye muktedirse bu sandıkta işimiz ne?” sorusu da sorulabilir elbet. Lakin direnen halklar gerçeği ortada iken muktedirin muktedirliği de bir yere kadar. Biteviye diktatörler üreten dikta rejiminin önümüze koyduğu sandık, elbette nihai çözümü işaret etmemekte. Gelin görün ki bugün için boykot da işi çözmemekte. İşgalcibaşı diktasını biraz olsun geriletmek için sandığa gidilecek ve gereken yapılacak. Ammaaa, haklarında 11’er ay 20’şer gün hapis cezası verilen ve ardından hükmün açıklanması ertelenen, ikinci pankarttan ise beraat eden gençlerin astığı ‘Diktatörler sokakta devrilirler’ pankartında olduğu gibi bugünün ve yarının diktatörlerinin sokakta devrilecekleri gerçeğini bilerek…