Diktatörün son çırpınışları!
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Seçime sayılı günler kala açık savaş halinde olunmayan komşu bir ülkeye ait askeri uçağın düşürülmesi askeri angajman kuralları ile açıklanabilecek teknik bir karar değil, olsa olsa siyasi bir tercihtir. Bu tercihte yolsuzluk, rüşvet ve talan üzerine kurulu müesses nizamını sürdürme gayretindeki AKP’nin içerideki sıkışmışlığı mezhepçi, militarist, savaş kışkırtıcısı politikalarıyla bertaraf etme arayışı yatıyor.

Alman Die Welt gazetesi, “Türkiye Baş-bakanı kendisi için var olma savaşı haline gelen seçimlerin son dönemecini başlattı. Tam da böyle bir dönemde bir Suriye uçağı hedef alındı ve Erdoğan zafer ilan etti. Bu durum, sürekli olarak ordunun sempatisini kazanmaya çabalayan, baskı altındaki Erdoğan için bir tesadüf olamaz” derken bu gerçekliğe dikkat çekiyordu.

• • •

AKP’nin üstünü örtemediği yolsuzluk skandalları nedeniyle içeride iyice sıkıştığı, ciddi bir oy kaybıyla karşı karşıya olduğu herkesin malumu. Toplumsal muhalefetin yükselişi, Cemaat ile yaşanan çatışma ve ekonomik durgunluk belirtilerinin nüksetmeye başlamasıyla birlikte yaşanan kan kaybını önlemek için Erdoğan’ın bu tür bir hamlede
bulunması bekleniyordu. Savaş uçağının vurulması bu nedenle çok da şaşırtıcı olmadı.

Uçak düşürülmemiş olsaydı, Halep sınırları içerisinde kalan Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik bir operasyon gündeme gelecekti. Hem Dışişleri Bakanı Davutoğlu hem de Enerji Bakanı Yıldız gerekirse sınır ötesi bir operasyonun yapılabileceğini açıkça deklare etmişti. Seçim öncesi olası bir operasyon beklentisi yaratıldı ve milliyetçi dürtüler okşandı. Her iki hamle de milliyetçi dürtüleri okşama, muhafazakâr sağ oyları konsolide etme gayretkeşliğinin ürünü.

• • •

Uçağın düşürülmesi sadece iş politikaya dair bir hamle değil. Suriye uçağının düşürülmesi, bir haftadır Hatay sınırından geçirilerek Ermeni kasabası Keseb’i işgal etmeye çalışan cihatçı çeteleri korumaya dönük hava deste-ğidir. Suriye’de çokuluslu cihatçıların eliyle sürdürülen iç savaş dördüncü yılına girerken, rejim birçok noktada üstünlük kazandı. Güneyde önemli mevziler kaybeden cihatçılar ülkenin kuzeyinde aktif hale getirildi ve kapsamlı bir saldırı başlatıldı. El Nusra ve İslam Ordusu günlerdir Yayladağı’nın karşısındaki Keseb’i almak için bastırıyor.

Hiç kuşkunuz olmasın ki bunlar diktatörün son çırpınışları. Bu manevralar da onu kurtaramayacak. Ortadoğu’ya giydirilmek istenen ılımlı İslam projesi iflas etti. ABD emperyalizmi bölgede yeni yönelimler içinde. Bu yönelim içinde İhvan ve türevlerine ihtiyaç yok. Kullanıldılar ve şimdi de bir kenara atıldılar. Yeni figüranlar, taşeronlar bulundu çoktan. AKP, çöküşü “değerli yalnızlık” olarak formüle etmeye çalışsa da “stratejik derinlik”in iflası bu partiyi içeride
ve dışarıda krize sürükledi.

• • •

Ortadoğu’daki tüm AKP’ler birer birer kaybetti. Sıra, bölgeye rol model olarak pazarlanmaya çalışılan Erdoğan’ın AKP’sinde. Kibir, fetih fantezisi ve şark kurnazlığı üzerine inşa edilen neo-Osmanlıcı dış politika çöktü. On bir yıl önce ekonomik krizin etkisi ve küresel güçlerin icazetiyle işbaşına gelen AKP, Suriye hattında kurulan yeni soğuk
savaş dengesi ve bölgedeki iç dinamikler nedeniyle yıkıma uğradı.

Savaş tamtamları çalsa da AKP’nin Ortadoğu’daki “değerli yalnızlığı” derinleşiyor. Ortadoğu’yu emperyalizmle uyumlu İslamcılık ekseninde yeniden inşa etme arayışında bölgeye dönük bir model olarak sunulan AKP, artık eskisi kadar işlevsel değil. İdeolojik kardeşi Müslüman Kardeşler, Suudi Arabistan ve Mısır’da terör örgütü listesine alındı, faaliyetleri yasaklandı. Küçük kardeş Hamas’ı ülkeden kovan Mısır dün 528 Müslüman Kardeşler üyesine idam verdi.

Suriye’de iç savaş 15 Mart itibariyle üçüncü yılını doldurdu. “Üç gün içinde Şam’da oluruz” diyen neo-Osmanlıcılar
El Kaide’nin “üç gün içinde türbeyi terk edin” ültimatomuyla karşılaşıyor artık. Çamura batmış bir liderden ulusal kahraman yaratmak için tüm yollar itinayla dö-şense de Erdoğan içine düştüğü bataklıktan çıkamayacak. Bunlar son çırpınışları!