Dindar nesil, nasip işi
GÖZDE BEDELOĞLU GÖZDE BEDELOĞLU

İnsanın geldiği yeri övmesi yadırganacak bir şey değil. Kendinde sevdiği özellikleri oraya atfetmesi de… Erdoğan’ın yaptığını düşündüğü şey kısaca bu. Okulunu seviyor, imam hatip liseli olduğu için gurur duyuyor. Onu Başbakan’lığa taşıyan yolun önemli bir kısmında payı, okuluna ve orada aldığı eğitime veriyor. Bugünkü ‘başarılarında’ dünün izleri olduğunu söyleyip minnetini sunuyor. Bazen doğduğu şehri, bazen yaşadığı mahalleyi, geleneklerini-göreneklerini öven pek çoğumuz gibi... Buraya kadar sorun yok.

Sorun, Erdoğan’ın meseledeki ‘herkes’ kısmını gözden kaçırmasında. En doğrunun, en güzelin, en iyinin hep kendisinde ve çevresinde olduğuna inanmasında. “İmam hatip okullarından terörist yetişmediği için mi imam hatip okullarını kapattınız? Anarşistler yetişmediği için mi imam hatip okullarını kapattınız? Vatana hizmet aşkıyla yandıkları için mi imam hatip okullarını kapattınız?” Ona bu sözleri söyleten şey, geldiği yeri överken duyduğu gururdan öte, gelmediği her yeri yermesine neden olan kibir!

***

Erdoğan’ın okulunu överken yaptığı karşılaştırma tam anlamıyla ayrımcılık içeriyor. ‘İmam hatipler çok güzel okullardır; ama onun dışında kalanlar kötü!’ Elbette ki bu toplu övmeyle toplu yermenin ne kadar yanlış bir yöntem olduğu, Başbakan’ın imam hatipli olmayan herkesi terörist ilan etmesinden sonra yapılan haberlerle bir kez daha anlaşıldı. Cumhuriyet’ten Işık Kansu ve BirGün’den Onurkan Avcı, aydın ve gazetecileri öldürmekten hüküm giymiş ya da aranan Hizbullah üyelerinin imam hatip okullarında eğitim almış insanlar olduğunu yazdı. Şimdi memleketçe Başbakan’dan ‘istisnalar kaideyi bozmaz’ açıklaması bekliyoruz.

Bunun yanında, Erdoğan’ın birilerini terörist ilan etme kriterlerini geniş tuttuğunu da hatırlamakta fayda var. Misal, basılmamış bir kitabın bombadan daha tehlikeli olabileceğinin altını çizmişti. Aynı şekilde, parasız eğitim isteyen öğrencileri ve dönüşsüz zararlara neden olan HES ve altın madenlerine karşı çıkan doğaseverleri de terörist ilan etmişti. Dolayısıyla Başbakan’ın imam hatipten terörist çıkmayacağı sözüne bu açıdan da bakmak gerek.

***

Parasız eğitim isteyerek eğitim hakkından, altın madenlerine karşı çıkarak temiz bir çevrede yaşama hakkından, HES’lere karşı çıkarak suya ücretsiz ulaşma hakkından bahseden; taşeronlaştırmaya, ticarileştirmeye karşı çıkan; ana dilde eğitimi, hukukun üstünlüğünü savunan; insan hakları temelinde bir yaşam isteğini dile getiren her kim varsa Başbakan’ın terörist/anarşist listesinin üyeleri.

Erdoğan’ın ayrımcı dilinin altında yatan şey baş kaldırmayan, biat eden, ‘nasip kısmet’i başucundan eksik etmeyen gençlere karşı duyduğu koşulsuz sempati. Bunun dışında kalanlar, haksızlığa karşı baş kaldıran, biat etmeyip sorgulayan, nasip kısmetten önce aklına başvuranlar, otoriteye boyun eğmeyenler; ‘sorun çıkaranlar, anarşistler, teröristler’…

***

Görüldüğü gibi, seçen seçmeyen herkesin Başbakan’ı olduğu iddiasındaki biri için ‘bizden, sizden’ diyerek bölen, çok sorunlu bir bakış. Mesajı açık, diyor ki Başbakan dindar insanlar iyi, dindar olmayanlar kötüdür. ‘Annem sarışın, annem iyi, o zaman bütün sarışınlar anne ve iyi’ demek kadar okul öncesi zamanlarda kalmış safça bir tümdengelim.

Otoriter düzenler, sorun çıkaran asileri sevmez. Erdoğan iktidarı da sevmiyor. Bunda şaşılacak bir şey yok. Asıl şaşırtıcı olan, baskıyla bir halkın tek tipleştirilemeyeceğini savunan ve bütün savaşını bunu değiştirmek için verdiğini söyleyen Başbakan’ın aynı şeyi, aynı araçlarla dindarlık temelinde inşa etmeye hevesli olması. Ne diyelim? Nasip.