Dipten gelen yanlışlar!
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

Hepimiz biliyoruz: BirGün gazetesi, gönüllü emekle ve büyük özveriyle okura ulaşıyor. Üstelik BirGün’ün “zamanla yarış”ı, öteki gazetelerden daha zorlu geçiyor. Dışarıda basılan gazetenin, öğleye değin baskıya hazır olması isteniyor...Ama bütün bunlar, nitelikli gazeteciliği ve doğru Türkçeyi göz ardı etmemizi gerektirmiyor. Yeri geldikçe BirGün’deki dil ve yazım yanlışlarını eleştiriyoruz. Bunu, daha iyi bir gazeteyi hak ettiğimiz için yapıyoruz…


BİR SAYIDA BUNCA YANLIŞ…

BirGün’ün 20 Nisan 2012 günlü sayısı, “Dilin Kemiği” açısından oldukça bereketli bir kaynaktı! Ne denli hoşgörülü davranmaya çalışsam da, öyle kolay kolay es geçilebilecek türden değildi bu yanlışlıklar. Şimdi hepsini sayıp dökerek arkadaşların moralini bozmak istemiyorum. Ama en önemlilerine değineceğim…

Birinci sayfadan girilen “Dipten Gelen Dalga” haberinde, bu adı taşıyan kitabın Bakırköy L Tipi Cezaevi’nde yasaklandığına ilişkin bir spot vardı. Spotun altında ise, haberin 6. sayfada olduğu belirtiliyordu. İlgimi çektiği için önce bu haberi okumak istedim. Ama ara ki 6. sayfada bulasın! Tek tek sayfaları çevirmeye başladım. Sonunda, 10. sayfanın tepesinde buldum haberi. “Buna da şükür!” dedim, hepten unutulmuş da olabilirdi çünkü. İçeride “Dipten gelen dalga yasak!” başlığıyla verilmişti haber. Sözcüklerin baş harfleri küçük yazıldığı için bir an duraksama geçirdim. Acaba ünlü romana gönderme yapılarak başka bir şey mi anlatılmak istenmişti? Ama metni okumaya başlayınca, haberin doğrudan Ehrenburg’un kitabıyla ilgili olduğunu anladım. Ne var ki, yalnız başlıkta değil, haber metninde de küçük harflerle yazılmıştı kitabın adı. Üstelik cezaevine sokulmadığı belirtilen öteki kitapların adları da aynı biçimdeydi. Buna karşılık, “sakıncalı” sözcüğünün baş harfi nedense büyük yazılmıştı…

HANGİSİNİ DÜZELTELİM?

Yanlış yazılan, yalnızca kitap adları mıydı?

Hayır, İlya Ehrenburg’un soyadı bile haberde sürekli olarak “Eyrenburg” diye geçiyordu. Oysa sayfa sekreteri, bu haberi süsleyen fotoğraftaki kitap kapağına baksa, orada “İlya Ehrenburg” yazdığını görecekti.

Üzgünüm ama bitmedi! En bağışlanmaz yanlışı sona bıraktım.

Tüm dünyanın tanıdığı, severek okuduğu ünlü Sovyet yazarı İlya Ehrenburg’u, “Fransız” yapmıştı habercimiz!

 

Kimse kusura bakmasın, ben de bu kadar yanlışa “Fransız kalamadım!”  

 

Ama bilinmesini isterim ki, benim eleştirim, bu haberi cezaevi koşullarında bin bir güçlükle hazırlayıp gazetesine ulaştıran özverili arkadaşımıza değil, önüne gelen metni okuyup düzeltmeden sayfaya koyan editöredir…

BAŞKA YANLIŞLAR, ÖZENSİZLİKLER…

Haberlerdeki yazım özensizlikleri, daha çok, tümce içinde aynı sözcüklerin yinelenmesi biçiminde ortaya çıkıyor. Bu durum yazıda hem dil kirliliği yaratıyor, hem anlamı bulanıklaştırıyor. Haber metinlerindeki böylesi ayrıkotlarını ayıklamak ise editörlere düşüyor…

20 Nisan 2012 günlü BirGün’ün birinci sayfasında yer alan “CD’deki parmak izi sanıkların değil” başlıklı haberden aktaracağım bir tümce, bu yargımızı destekliyor: “Hard disk üzerinde yapılan parmak izi incelemesinde, üzerinde bulunan parmak izinin hiçbir sanığa ait olmadığı belirlendi.”

Görüldüğü gibi, “üzerinde” ve “parmak izi” sözcüklerinin tümcede gereksiz yere yinelenmesi, bu kirliliğin kaynağını oluşturuyor. 

-Aynı tarihli BirGün’ün “Çalışma Yaşamı” sayfasında yayımlanan “Marmara’da ‘sarı köpek sözleşmesi’ne karşı suç duyurusunda bulunuldu” başlıklı haberin içinde “Sarı Köpek Sözleşmesi” diye bir tanımlama geçmiyor. Daha önceki yazılarımızda belirmiştik: Haberin başlığı ile metni arasında özdeşlik olmalıdır. Haber metninde yer almayan hiçbir söz ve öğe, başlıkta kullanılamaz. Başlıkta “Sarı Köpek” tanımlamasını okuyanlar, doğal olarak bu sözün açıklamasını metnin içinde görmek isteyeceklerdir. Orada eğer böyle bir açıklama yoksa, temel bir habercilik kuralı göz ardı edilmiş demektir.

-Yine aynı sayının 8. sayfadaki “Güncel” bölümünde şöyle bir spot dikkati çekiyor: “Meclis’te 2’si CHP’li, 1’i MHP’li, 5 tanesi de BDP’den olmak üzere, milletvekili seçilerek yemin edemeyen 8 tutuklu vekil bulunuyor.” Bu özette sorunlu olan sözcük, “tane”dir. Bilindiği gibi, insanları “adet” ya da “tane” diye nitelemek, onları “şeyleştirmek” anlamına gelir; dolayısıyla kaçınılması gereken yakışıksız bir söylemdir. Böyle bir niteleme ancak AKP’nin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e yakışır!

-“Televizyon” sayfasında, dünyaca ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin yaşamöyküsüyle ilgili bir belgeselin haberi var. Haberin başlığı, “Polisiye romanlarının kraliçesi”…

“Polis romanlarının kraliçesi” dense, Türkçe açısından sorun olmayacak. Ama “Polisiye romanlarının…” tanımlaması doğru Türkçe değil. Başlıktaki niteleme, “Polisiye romanların…” diye olmalıydı. Tıpkı “tarihsel romanların”, “belgesel romanların”, “kurgubilim romanların”, “fantastik romanların” dediğimiz gibi…

-15 Nisan 2012 günlü BirGün’ün  birinci sayfasında şöyle bir başlık görüyoruz: “Yüzyıllık TÜSTAV çatısı altında”… Bu başlıkta bir şeylerin eksik olduğunu anlıyor ve hemen söyleşinin 10. sayfadaki devamına göz atıyoruz. Evet, başlık orada değişmiş, eksik olan özne yerine konmuş ve “Yüzyıllık tarih TÜSTAV çatısı altında” diye düzeltilmiş. Düzeltilmiş ama, yine de değişik okumalara açık bir başlık olmuş. Anlam karışıklığına yol açmamak için, özneden, yani “Yüzyıllık tarih”ten sonra virgül konması doğru olurdu.

-21 Nisan 2012 günlü BirGün’ün “Kültür-Sanat” sayfasında yer alan “Kitabın Ege yolculuğu devam ediyor” haberinde de yazım özensizlikleri  “devam ediyor” ne yazık ki! Hepi topu üç tümcelik bu haberin ilk iki tümcesi dilbilgisi açısından yanlış kurulmuş. İlk tümcede “fuar” sözcüğü iki ayrı özne gibi kullanılmış. İkinci tümcede ise “fuarda” denilmesi gerekirken, sözcüğün yalın hali kullanılarak anlam yitimine yol açılmış...

* * *

BirGün’de “Dilin Kemiği”ne takılan bu tür yanlışlardan kaçınmak çok güç değil. Biraz özen, biraz titizlenme, biraz merak, sorunu çözmek için yeter de artar diye düşünüyorum.