Direnmek ve dayanışma içinde olmak
07.05.2017 13:07 BİRGÜN PAZAR
Sol sendikaların üyeleri, işyeri temsilcilerinden başlayarak ihraç edilme olasılığı ile karşı karşıya. İhraç edilenlerin yanında yer alan sendikalı kurum çalışanları bir sonraki KHK ile ihraç ediliyor. Bu da gösteriyor ki direniş ve dayanışmadan çok korkuyorlar. Bizleri yalnızlaştırmak istiyorlar

PELİN BUZLUK

Birçoğunuzun bildiği gibi son kanun hükmünde kararname ile ihraç edilen kamu emekçileri arasındayım. Bu süreci başlangıcından itibaren sizlerle paylaşırsam şu anda benimle aynı eziyet, yalnızlaştırma, kriminalize etme, manevi linç durumlarını paylaşan ve bununla tek başına mücadele etmeye çalışan arkadaşlara naçizane yol gösterici ve bir nevi destek olacağımı düşünüyorum. Bu nedenle bana verilen söz hakkını bu yönde kullanmak istedim.

İktidar partisi yandaşı yöneticiler, ki çoğunluktadırlar, bir sonraki KHK ile ihraç edilmesi muhtemel personelden çok önce haberdar oluyorlar. Hatta baskıyla kendilerinden isim istendiği bile söyleniyor. Böyleyken listeden işe yarar, çalışkan birinin adını sildirmek elbette çok zor. Kendince vicdanlı yöneticiler devletin suç işlediğinin farkında. Ancak bu suçu da inançlarına göre gerekçelendirerek vicdanlarını rahatlatmaya çalışıyorlar. Derin bir huzursuzluk duyduklarına, rahat uyuyamadıklarına eminim. Suça ortak olmanın verdiği huzursuzluk bu. Bu insanların bazıları gündelik hayatta gayet vicdanlı ve iyiliksever. Torpilsiz, dişiyle, tırnağıyla bir yere gelmiş, titiz çalışan, dürüst insanların devlet eliyle mağdur edilmesinden bir bakıma rahatsızlar. Bizlere duydukları hassasiyeti kılıflandırırken aslında çok dürüst ve milliyetçi insanlar olduğumuzu, saf olduğumuz için kandırıldığımızı söylüyorlar. Yurtseverlik gibi bir kavramları yok. Dürüstlüğü ve iyiliği sadece dinin ödüllendirmesine ya da biat kültürüne bağlı görmüşler belki de. Bizi en baştan inançsız ilan etmişler. İnançlarını onlar gibi yaşamayan herkes yanlış, yalnız kendileri doğru. Böyle olunca sonuç olarak içlerini rahatlatmış oluyorlar. Biz iyi ve onurlu insanlar bile olsak yanlış yoldayız onlara göre. Başımıza gelenlerin nedenini de böyle görüyorlar. Yakın bir iş arkadaşım bana “temizliğimin kurbanı” olduğumu yazdı. Bu da itibarsızlaştırmanın bir yolu belki. “İyisin ama kafan çalışmıyor, kötü amaçlara alet oldun. Zamanın ruhunu bilmiyor ve adapte olamıyorsun, köşe kapamazsın bu gidişle” demektir bu. Elbette biliyoruz, iyiliğin nerede ve nasıl örgütlendiği çok önemli. Suça sessiz kalarak iştirak eden bu insanlar kendilerince gerekçe bulduklarında temizlenmiyorlar. İyi olma cesaretini göstermek, insan olma cesaretini göstermek bugünün anlamıyla direkt olarak politik bir duruş demek oluyor.

Sol sendikaların üyeleri, işyeri temsilcilerinden başlayarak ihraç edilme olasılığı ile karşı karşıya. İhraç edilenlerin yanında yer alan sendikalı kurum çalışanları bir sonraki KHK ile ihraç ediliyor. Bu da gösteriyor ki direniş ve dayanışmadan çok korkuyorlar. Bizleri yalnızlaştırmak istiyorlar. Böyleyken sendikaların dayanışmayı güçsüz bırakmaması çok önemli. Hukuk dışı KHK’ler yüzünden haksızlığa uğrayan emekçiler ile sendikalar üzerinden elimden geldiğince dayanışma içinde oldum. Bu dayanışmayı büyütmek için yollardan sadece biri.

Barış imzacılarına karşı büyük bir kin olduğunu görüyorum. İmzalarımızı bağışlanmaz görüyorlar. Elbette ve yine barıştan yanayız. Barış, barışarak gelecek. Bunun başka bir yolu yok. Kin gütmeyi sürdürerek savaşa son verilmez. Elbette savaşa son verme cesaretini gösterecek bir iktidar bu coğrafyaya da gelecektir. Birörnek bir halk değiliz, olamayız. Bu topraklar en çok iç içe geçmiş kültür, din ve düşünce yapılarıyla güzel. Güzellik için her zaman birileri cüretkâr olacaktır.

Sürekli aklımızda tutmamız gereken en önemli şey şu: Asla, hiçbir şekilde suç işlemedik, hiçbir suça ortak olmadık. Haklıyız. Geç de olsa adalet yerini bulacak. Bizleri elbette zor bir süreç bekliyor. Yalnızca ihraç edilenleri değil, kurumlarda kalanları da. Hatta kalanlar bizden daha yoğun bir baskı altındalar. Her birimiz bulunduğumuz yerde direnmeyi sürdürmek zorundayız.

Kurumlarda baskı görenlerin bu durumu hemen yakınlarıyla paylaşmaları, varsa sendikalarını haberdar etmeleri rahatlatıcı olacaktır. Bir kez ihraç edildikten sonra çalıştığınız yerlerdeki özel eşyalarınızı, bilgisayarınızdaki özel dosyalarınızı almanız zorlaşıyor. Güvenlik elemanları eşliğinde kısıtlı bir zaman ve yerde kurumlara girebiliyorsunuz. Bu örgütlü kötülükten olabildiğince zarar görmemek için öngörülü olmak gerekiyor.

Bir arada ve iletişim halinde olmak, dayanışmayı sürdürmek, kalkıp devam etmek için enerji veriyor. Bizlerin en iyi bildiği şey bu: direnmek ve daima dayanışma içinde olmak. Devam edeceğiz.

Bu yazıyı okuyan herkesi dayanışma duygularıyla selamlıyorum.