DİSK: Krizi biz işçiler yaratmadık bedelini de biz ödemeyeceğiz
04.07.2018 17:16 ÇALIŞMA YAŞAMI

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) enflasyondaki hızlı yükselişine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Son 15 yılın en yüksek enflasyonunun yaşandığını söylenen açıklamada, Haziran 2018 tüketici fiyatları artışının (TÜFE) aylık yüzde 2,6; yıllık 15,4 olarak gerçekleştiği söylendi. Bu oranın 2004 - 2018 arası 15 yıllık dönemde gerçekleşen en yüksek tüketici fiyatları artışı olduğu vurgulandı

DİSK Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, "Türkiye tekrar yüksek enflasyonlu bir döneme doğru sürüklenmektedir. Gıda ve ev eşyası enflasyonu 18,9 olarak gerçekleşirken, ulaştırma hizmetlerindeki artış ise yüzde 24,3 olarak gerçekleşti.Öte yandan enflasyonun düşük ücretli, yoksul ve emekli tüketiciler açısından daha yüksek olduğunu söylemek mümkündür. Her sene yaz aylarında sebze ve meyve fiyatlarının ucuzlamasıyla enflasyonun düşmesi beklenirken bu sene tam tersi bir tablo ile karşı karşıya kaldık. Aylık en yüksek artış yüzde 5,98 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yaşandı. Yani, gıdanın ucuzlaması beklenen bir dönemde gıda fiyatlarındaki hızlı artış enflasyonu yukarıya çekti. Kısacası Haziran ayında işçilerin, emeklilerin, tüm ücretlilerin ekmeği küçüldü" ifadelerini kullandı

Çerkezoğlu'nun yaptığı açıklamanın tamamı şu şekilde:

"Haziran 2018 tüketici fiyatları artışı (TÜFE) aylık yüzde 2,6; yıllık 15,4 olarak gerçekleşti.

Bu oran 2004-2018 arası 15 yıllık dönemde gerçekleşen en yüksek tüketici fiyatları artışıdır. Türkiye tekrar yüksek enflasyonlu bir döneme doğru sürüklenmektedir.

Gıda ve ev eşyası enflasyonu 18,9 olarak gerçekleşirken, ulaştırma hizmetlerindeki artış ise yüzde 24,3 olarak gerçekleşti.

Öte yandan enflasyonun düşük ücretli, yoksul ve emekli tüketiciler açısından daha yüksek olduğunu söylemek mümkündür. Her sene yaz aylarında sebze ve meyve fiyatlarının ucuzlamasıyla enflasyonun düşmesi beklenirken bu sene tam tersi bir tablo ile karşı karşıya kaldık. Aylık en yüksek artış yüzde 5,98 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yaşandı. Yani, gıdanın ucuzlaması beklenen bir dönemde gıda fiyatlarındaki hızlı artış enflasyonu yukarıya çekti. Kısacası Haziran ayında işçilerin, emeklilerin, tüm ücretlilerin ekmeği küçüldü."

'Enflasyon önümüzdeki aylarda da artış eğilimde olacak​'

"Öte yandan yurtiçi üretici fiyatları artışı (enflasyonu) (ÜFE) yüzde 23,7 olarak gerçekleşti. Üretici fiyatları endeksinde ara malları fiyat artışı yüzde 28,5’a yaklaşırken, enerji fiyatları artışı da yüzde 34,9 oldu.

Enflasyon önümüzdeki aylarda da artış eğilimde olacak.

Üretici fiyatlarındaki artışların kısa bir süre sonra tüketici fiyatlarına da yansıması kaçınılmaz olduğundan enflasyonun temmuz ve ağustos aylarında da artmaya devam etmesi beklenmektedir.

Öte yandan seçim sonrası yapılan zamların henüz istatistiklere yansımadığı dikkate alınacak olursa tüketici fiyatlarında önümüzdeki aylarda önemli artışlar yaşanacaktır.

Dövizdeki tırmanışın etkileri de önümüzdeki aylarda fiyatlara yansımaya devam edecek.

Enflasyondaki hızlı artış 19 milyon civarındaki ücretli ve maaşlı çalışanın gelirlerinin reel olarak erimesine yol açıyor.

Bu nedenle asgari ücret başta olmak ücretler revize edilmeli ve enflasyon kaynaklanan kayıp ile büyüme artışı eklenerek ücretler yeniden belirlenmelidir.

Asgari ücrete 2018 yılı için yapılan yüzde 14 civarındaki zam daha şimdiden enflasyonun altında kalmıştır. Asgari ücret yıl sonu beklenmeden gözden geçirilmeli ve enflasyon artışı ve büyüme dikkate alınarak yeniden hesaplanmalıdır."

'İşsizlikte tırmanma yaşanabilir'

"Enflasyondaki hızlı artış sadece asgari ücretle çalışanların değil tüm çalışanların ücretlerinde reel kayıplara yol açmaktadır. Öte yandan ücret ve maaşla çalışanlar yılın ortasına doğru vergi dilimleri yüzünden kayba uğramaktadır. Böylece çalışanlar bir yandan enflasyon bir yandan da vergi dilimi kaybı nedeniyle yoksullaşmaktadır.

Enflasyondaki rekor artış, vergi dilimi kaybı ve ekonomik büyüme dikkate alınarak ücretler derhal revize edilmeli ve artırılmalıdır.

Türkiye, döviz kurunun ve faizin aynı anda artışının durdurulamadığı, yüksek enflasyon ve yüksek işsizliğin bir arada yaşandığı tehlikeli bir tablo ile karşı karşıyadır.

Bu tablo emekçiler açısından hem işsizlik hem gelir kaybı anlamına gelmektedir.

Yüksek enflasyon ve ekonomik durgunluk, istihdamda daralmayı, iflasları ve işyeri kapanmalarını beraberinde getirebilir. Önümüzdeki aylarda işsizlikte tırmanma yaşanabilir.

Bu krizin faturası her zaman olduğu gibi emekçilerin sırtına yüklenmeye çalışılacaktır.

Nitekim seçimlerin hemen ardından peş peşe gelen zamlar, acı reçetenin uygulanmaya başlandığını gösteriyor.

Israrla sürdürülen sermaye yanlısı neoliberal politikaların ve hükümetin kendi beceriksizliğinin ürünü olan ekonomik krizin faturası emekçilerin sırtına yüklenemez.

Krizi biz işçiler yaratmadık, krizin bedelini de biz ödemeyeceğiz."