Diyabet teknolojilerindeki son gelişmeler ve yapay pankreas çalışmaları
20.05.2017 20:40 BİRGÜN PAZAR

Kevser Başkara
Diyetisyen

Yayımlanan Dünya Diyabet Atlası’na göre 2015 yılında 415 milyon olan diyabetli sayısı, 2040 yılında 642 milyon olacak. Türkiye’de ise durum pek iç açıcı değil: 12 yılda diyabet %90 arttı. Ancak, diyabet bu denli hızla artarken diyabetle ilgili teknolojilerin gelişimi de hız kazanıyor.

Kan şekeri ölçüm aletleri:

Sürekli kan şekeri ölçen sistemler (CGMS):

Kan şekeri ölçümü, diyabet yönetiminin önemli bir parçasıdır. Özellikle tip 1 diyabetliler günde 4-5 kez parmaktan kan şekeri ölçümü yapmak zorundadır. Önceden kan şekeri ölçümü epey zordu. Ancak, günümüzde cilde yerleştirilen ince bir silikon vasıtasıyla sürekli kan şekeri ölçmek mümkün. Veriler cep telefonu ya da bilgisayara aktarılıyor. Böylece özellikle yaşlı, çocuk ve sporcu diyabetlilerin hayatı kolaylaşıyor. Aileler ve hekimler diyabetlinin kan şekerlerini an be an kontrol edebiliyorlar. Sinyal sistemleri aynı zamanda kan şekeri konusunda uyarılar yapıyor.

Sürekli ölçüm cihazlarıyla daha fazla sayıda ölçüm parmak delmeden gerçekleştirilebiliyor. Bu da daha kolay diyabet yönetimi sağlıyor. 5 dakikalık ortalama kan şekeri verisi diyabetin seyri için çok kıymetli.

Akıllı insülinler

Şu anda kan şekerine göre davranıp vücudun insülin dozunu artırıp azaltacak insülinlere sahip değiliz. Ancak, yakın gelecekte bu insülinler hayatımızı kolaylaştıracak en önemli araçlardan biri haline gelecek. Bu şekilde diyabetli vücuduna daha az insülin uygulayacak. İnsülini her gün değil örneğin bir haftalık uygulayacak. Devam eden kök hücre çalışmalarındaki kilit nokta kök hücrelerin insülini kan şekerine göre azaltıp artırma özelliğinin olmayışı. Akıllı insülinler bu noktada da diyabetlilere oldukça yardımcı olacak.

T hücreleri

Tip 1 diyabettte otoimmüniteye neden olan etken, savaşçı T hücrelerinin insülin hücrelerine saldırmasıdır. Hatta Erol Çerasi Hoca’nın da belirttiği gibi diyabette çözüme varılması gereken en önemli durum budur. Savaşçı T hücrelerinin istilası engellenmeden adacık nakli çalışmaları da bir yere kadar etkili olabiliyor.

Kök hücre çalışmaları

Kök hücre çalışmaları hızla devam ederken şunu belirtmekte fayda var: Kök hücreler insanın kendi hücreleri olduğundan adacık naklindeki gibi reddetme ya da immün sistemin baskılanması gerektiği gibi bir durum söz konusu değil.

Yapay pankreas

Diyabetli olmayanlarda pankreas hem kan şekerini sürekli ölçer hem de bu ölçüm sonucuna göre insülin dozunu artırır ya da azaltır. Diyabette hedeflenen, kan şekerine göre insülin dozu ayarlamadır. Pankreasın görevini henüz %100 yerine getiremese de yapay pankreas, diyabetlilerin hayatını kolaylaştıracak çok önemli bir çalışma.

Dünyada yapay pankreas konusunda çalışmalar yapan iki önemli merkezden biri olan Yale Üniversitesi’nden Doç. Dr. Eda Cengiz’in mayıs ayında Koç Üniversitesi’nde yaptığı sunumunu canlı dinlemiştim. Sunumda yapay pankreas için 2018 yılını vermişti Dr. Cengiz. FDA onayı alınması bekleniyordu ve yenilerde FDA (Food Drug Association) yapay pankreası onayladı.

Yara bandı ve kol saati şeklinde olacak yapay pankreas sistemi üç aşamadan oluşuyor: Glikoz sensörü, insülin dozu ihtiyacını hesaplayan sistem, insülin dozunu azaltıp artıran akıllı pompa.

Pompa, pankreasın en önemli işlevlerinden biri olan kan şekeri düzeyine göre insülin ayarlamasını yapmaya yarayacak.

İnsülin dozu hesaplayan sistem: Vücudun ne kadar insüline ihtiyacı olduğunu hesaplamaya yarıyor. Bu sistem pompaya ne kadar insülin göndermesi gerektiğine dair işaret gönderiyor. Bu şekilde diyabetlinin vücudunun ihtiyacı olan insülin ihtiyacı karşılanıyor.

Glikoz sensörü: Kan şekerini ayarlayan sistem.

Şu anda deri üstünde denenen yapay pankreas, 10 yıl içinde deri altına inecek. Yapay pankreas telefon, yara bandı ve kol saati şeklinde olacak.

Bunların yanısıra insülin pompası gibi taşıma zorluğu olan aparatların yerine deriye yapışan ve bozuk para büyüklüğündeki aletlerle kan şekerleri yönetilebiliyor. İnsülinleri normalde +4 santigrat derecede tutmak için buzdolabı kapağına koymak gerekiyor. İnsülin taşıma çantaları ile insülin bozulabiliyor, donabiliyor. Yeni üretilen bir insülin saklama aracı ile insülinler daha kolay korunabilecek.

Tüm bu teknolojilere rağmen diyabetliler beslenmelerine ve fiziksel aktivitelerine dikkat etmelidir. Tüm tedaviler düzenli uygulanan bir beslenme tedavisi ve fiziksel aktivite temeline oturtulmalıdır.