Doç. Dr. Barış Adıbelli: Cibuti hamlesi Çin’in meydan okumasıdır
13.07.2017 08:24 DÜNYA

Özlem Ateş

Çin ülkenin ilk denizaşırı askeri üssünün bulunduğu Cibuti’ye asker gönderdi. Savunma Bakanlığı Cibuti’deki deniz üssünün resmen açıldığını duyururken, Dışişleri Bakanlığı Aden Körfezi kıyısındaki üssün bölgedeki istikrar ve güvenliği artıracağını ve Çin’in Afrika’daki barış süreçlerine daha verimli bir şekilde katkıda bulunmasına imkân vereceğini ifade etti. Çin son yıllarda Afrika ve Hint Okyanusu’nda yatırım ve nüfuzunu artırmıştı. Cibuti’de ABD, Japonya ve Fransa’nın da aralarında olduğu başka ülkelerin askeri üsleri de mevcut. Cibuti, hem Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan Aden Körfezi’ne bakan konumu nedeniyle stratejik bir önemde. Çin üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Dumlupınar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Barış Adıbelli, Çin’in Afrika’ya asker göndermesini BirGün’e değerlendirdi.

»Çin, ilk kez denizaşırı bir ülkeye asker gönderiyor. Ne anlama geliyor?
Çin artık içine kapanık ya da sadece bölgesinde güç denklemini arayan bir ülke değil. Bu hamle Çin’in küresel bir güç haline geldiğini ilan ediyor. Bu da Devlet Başkanı Şi Şinping döneminin genel Çin dış politikasındaki değişimi yansıtıyor. Dış politika 2012’ye kadar içe kapanık ve temkinliydi. Şimdi Şinping, Çin çıkarlarını proaktif ve agresif bir şekilde küresel bir düzeyde takip eden bir politika üzerinde çalışıyor.


doc-dr-baris-adibelli-cibuti-hamlesi-cin-in-meydan-okumasidir-319308-1.Çin yeni dış politikasıyla denizaşırı ülkelerde yeni açılımlar gerçekleştiriyor. Bunu destekleyecek savunma tedbirleri de var; özellikle uçak gemisi yapımına ağırlık vermeye başladılar. Bu da uzun menzilli ve özellikle uzun soluklu denizaşırı operasyonlarda kullanılması anlamına geliyor. “Bir Kuşak Bir Yol” projesi adı altında Çin’in yeni bir dış politika ya da küresel siyaset açılımı var. Bu politika birçok ülkenin işbirliğini önemseyen, birçok ülkeyle alt yapıda, savunmada, ticarette, ekonomide işbirliğini öne çıkaran bir proje.

»Cibuti bu denklemde nerede yer alıyor?
Cibuti bu bağlamda burada önem kazanmış oluyor. Çin’in temel politikaları şunlar; Dünya ile yaptığı ticaretin aksamaması ve Çin’e gelen enerji akışının kesilmemesi. İki önemli aşama ortaya çıkıyor böylece; Basra Körfezi –buradaki enerji Çin için çok önemli- dolayısıyla Basra körfezinin girişinde, Pakistan topraklarında Gwadar’da, Pakistan’la birlikte bir askeri üs kurdu. Şu anda da işletme hakkına ortak. Bu birinci aşama. İkinci aşamada ise Kızıldeniz’in girişi olan Bab’ül Mendep Boğazı jeopolitik olarak çok önemli bir yer. Buranın güney noktasında da Cibuti var. Kuracakları üssün bulunduğu bölge Obskok, Bab’ül Mendep’in girişine, Kızıldeniz’e girişe, Aden Körfezi bölgesine hâkim bir noktada. Çin buralara üsleri kurarken jeopolitik ve stratejik çıkarlarını gözetti. Çin’in Avrupa Birliği ile yaptığı ticaretin neredeyse yüzde 80’i Kızıldeniz üzerinden Akdeniz ve Avrupa Birliği’ne gidiyor. Bu bağlamda Bab’ül Mendep Boğazı, Kızıldeniz, Süveyş Kanalı önemli. Kızıldeniz’den de Çin’e enerji transferi gemiler aracılığıyla gerçekleşiyor. Bu iki önemli noktada şu anda üs kurmuş durumdalar. Gwadar üssü Pakistan egemenliğinde ancak Cibuti’de açıktan ilk kez kendi askerleri ile birlikte orada bulunacaklar.

»Buradaki üssün stratejik önemi nedir?
Cibuti üssünün stratejik olarak Pakistan Gwadar üssünü tamamlayıcı nitelikte olduğunu görüyoruz. Daha önce Aden Körfezi’ndeki korsan saldırılarında da Çin gemileri uluslararası koalisyon ile orada faaliyette bulunmuştu. Artık Afrika operasyonlarında da yakın üs ihtiyaçlarını Cibuti karşılayacak. Çin’in buraya göndereceği askeri donanımları ve gücü ulaştırması lojistik olarak zordu. Gwadar’la bu problemi aşmaya çalıştılar ve olmadı. Büyük ihtimalle Cibuti’yle lojistik askeri bir merkez kurulmuş olacak ve Çin’in ileride Afrika’da veya daha ötesinde yapacağı çeşitli projelere yardımcı olacak. Ortadoğu’da Çinli işçilerin ve yatırımcıların oradaki projeleri düşünüldüğünde, Çin’in bu tip sorunlara karşı vatandaşlarını tahliye edebilmek adına bir lojistik merkeze ihtiyacı olduğu açık. Bir de Çin ordusunun bir özelliği var; sadece oraya göndereceği askerleri askerlik mesleğini yapıyor olarak düşünemeyiz. Çin ordusu aynı zamanda Çin’deki en büyük yatırımcıdır. Genelde Çin; denizaşırı ya da ülke sınırları dışındaki insani birtakım faaliyetlerde, sağlık merkezi açılımı, temiz su ihtiyacının giderilmesi için hep kendi ordu mensuplarını kullanır. Burada çalışan, insani faaliyette bulunan görevliler de genelde hep Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun mensubudur.

»ABD Çin Denizi’ne yönelirken, Çin’in ABD’yi Ortadoğu’da karşılamasını nasıl okumak gerekiyor?
Amerika; Japonya ve Güney Kore ile daha önce Çin’i çevrelemeye çalıştı. Fakat Çin’den yanıt gecikmedi. Çünkü artık Japonya ve Güney Kore’nin yapacakları sınırlı, bölgesel devlet olma vasfını da giderek kaybediyorlar. Amerika’nın desteği ile ayaktalar. Bunu ticari olarak adlandırsak da sivil ve askeri yapının Çin’de çok iç içe olduğunu unutmamalıyız.
Cibuti’de Çin’in yerleşeceği üs, medyada daha önce ABD’nin kullandığı üs olarak nitelendiriliyor. Asya’daki ABD’nin Çin’e baskısı, Kuzey Kore ve Güney Çin Denizi üzerinden gelen baskı gibi. Hava savunma sistemi oraya kurulmaya çalışılıyor. Pakistan’ın Belucistan bölgesinde Gwadar üssü Çin ile ortak çalıştırılmaya başlanınca Amerika hemen bir rapor yayımladı ve Belucistan’ın bağımsız olması gerektiği savunuldu. Cibuti’de gelecekte bir darbe olursa buna hiç şaşırmamalıyız. Bu tip değişimlerde, Tayland’daki gibi dönemin başbakanının Çin ile yakın stratejik ilişkileri vardı. Konuşma için Birleşmiş Milletler’e gidip geldikten sonra darbe oldu ve görevinden uzaklaştırıldı. Çin, bunu Küba’da da denedi. ABD’nin dibinde de ilişkilerini geliştirmeye çalıştı. Amerika da hemen Küba’yla ilişkileri normalleştirdi. Rusya ve Çin tıpkı Soğuk Savaş’ta olduğu gibi tekrar Küba ile yakınlaşmaya başladılar. Bir ara Çin, Küba’ya izleme ve dinleme istasyonları kurmak istiyor söylentileri bile çıktı. Dolayısıyla bu kapsamlı bir strateji. Özellikle Afrika, Çin’in şu an çok avantajlı olduğu bir bölge. Çin ile Amerika’nın burada örtülü bir rekabeti var. Cibuti birinci adım ve bunun arkasından yeni üsler gelecek. Fakat bunların ABD’nin Ortadoğu’da ve dünyanın diğer ülkelerde kurduğu üsler gibi düşünmemek gerek. İç işlerine ve bölge politikalarına müdahale eden üsler gibi olmayacak. Askeri amaçtan çok insani amacı olacak ve lojistik bir merkez özelliği taşıyacak. Çin, buraya ısrarlı bir şekilde geliyorsa muhtemelen Pakistan Gwadar üssünde bir sıkıntı yaşanıyor olabilir. Daha önce de Güney Çin Denizi diye bunu dinliyorduk ama önümüzdeki günlerde Aden Körfezi’nde de çok suların ısınacağı belli.

»Çin’in bu hamlesine küresel siyaset açısından nasıl bakmalıyız?
Çin’in Afrika’da çok büyük yatırımları var. Sadece yatırım da değil, Çin’in şöyle bir özelliği var, bir yerde yatırım yaparken Çin orada altyapı tesisi kuracağı zaman orada çalışacak işçisine kadar kendi ülkesinden vatandaşlarını getirir. Yani oradaki yerli insanlarla pek çalışmaz. Dolayısıyla Çin’in hem oradaki çalışan işçileri hem de yatırımları ve çıkarlarını korumak adına caydırıcılık açısından bir askeri güç bulundurması gerekmektedir. Çin’e karşı Batı’nın “Kendi doğasında süper güç olma imkânı yoktur böyle bir karakter taşımaz” diye bir söylemi var. Hatta bu şöyle de ifade ediliyor: “Evet, Çin 2027’de dünyanın en büyük süper gücü olacak, ABD’yi bile geride bırakacak. Fakat Çin’in geleneklerinde böyle bir şey olmadığı için buna tenezzül etmez.” Ancak bu bize gösteriyor ki Cibuti hamlesi Şinping yönetimi Çin’in dünyada kendi deyimleriyle “sorumlu büyük güç” olma yönünde attıkları en önemli adım. Çin dünyada küresel güç olarak üzerine düşen sorumluluğu küresel dengeyi sağlamak olarak görüyor. Çin’in 1950’den barış içinde bir arada yaşamanın 5 temel ilkesi yönelimi var. Bunun en önemli hedefi şudur: Kimsenin toprak bütünlüğüne dokunmamak ve kimsenin iç işlerine karışmamak. Şimdi burada Cibuti’ye gelirken ilk söyledikleri şey iç işlerine karışmamak oldu. Bu hamleyi tamamıyla Çin’in küresel dengede çıkarlarını korumak ve askeri caydırıcılık olarak görebiliriz. Ama şu bir gerçek Afrika ve Ortadoğu küresel dengelerin yeniden şekillendiği yerler.

»Cibuti üssünün Ortadoğu’daki sorunlar üzerinde nasıl bir etkisi olur?
Şu anda Suriye’deki iç savaş ABD’nin küresel ölçekteki pozisyonunun yavaş yavaş farklı yöne gitmesinden kaynaklanan bir sancı. Suriye meselesi çözüldüğünde Ortadoğu meselesi de çözülecek. Burada iki önemli oyuncu var, Rusya ve Çin. Çin’in diğer ülkelerin çok da önemsemediği yerlerde üsler kurması, yatırımla ‘yumuşak güç’ üzerinden yüklenmesi Çin’in küresel dengede aldığı pozisyonu gösteriyor. Ama şunu da söylemek gerek ki Afrika Çin için çok güvenli bir yer değil. Çin’i destekleyen kadar eleştiren yönetimler de var. Mesele İngilizler Çin için “Güler yüzlü emperyal” kavramını kullanıyor. Afrika’da da yavaş yavaş Çin’in aleyhine dönüyor rüzgâr. Ama Şinping yönetimi modern İpek Yolu’yla, kazan-kazan anlayışıyla Afrika’da yerleşirse bu işler değişecek gibi gözüküyor.