Dön dolaş aynı mı?
MURAT YAYKIN MURAT YAYKIN

Felsefesi olmayan ya da toplumsal dayanaktan uzaklaşmış, günübirlik politikalarla şekillenen ya da hamaset üzerine kurgulanan yaşam, siyaset ve sanat kısırdöngüsünde debeleniyor muyuz? Bu sorunu yanıtlamaya çabalamadan önce şu masala bir gözatalım.

İnek, beygir ve eşek dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler. Üç yıl sonra perişan bir şekilde inek ve beygir buluşurlar. İnek; “Sorma beygir kardeş insanlar bana çok kötü davrandı. Birbirlerine sattılar. Sürekli sütümü sağdılar. Yanıma bir inek daha koyup tarla sürdürdüler. Az kalsın beni keseceklerdi, zor kurtuldum ellerinden,” der. Beygir; “Benim ağzıma bir demir geçirdiler. Biri indi öbürü bindi. Binmedikleri zaman zincire bağladılar. Çok acı çektim inek kardeş,” der. Beygirle inek konuşurlarken eşek ıslık çala çala, hoplaya zıplaya yanlarına gelir. Çok şaşırırlar. Merakla dinlerler.

Eşek; “Sizden ayrıldıktan sonra uzakta bir memlekete vardım. Birisi yukarı çıkmış bağırıyor, bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu. Ulen dedim ben bunlardan daha iyi bağırırım. Çıktım bir tepenin üstüne. Başladım bağırmaya. Bilirsiniz bağırdığım zaman yeri göğü inletirim. Sesimi duyan yanıma koştu, duyan duymayana haber verdi. Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım. Haktan, hukuktan, refahtan, adaletten falan söz ettim. Meğer bunlar bağıranı pek severmiş.
“Eee, sonra ne oldu?”
“Beni başkan seçtiler. Ben bağırdıkça onlar alkışladılar. Yedim yedim bağırdım.”
“Peki kimse anlamadı mı eşek olduğunu?”
“Valla yarısı anladı ama diğer yarısına anlatamadı.” (M.Ö 600 Ezop)

Evet, yıllardır döngü devam etmekte. Kimin sesi çok çıkarsa onun borusu ötüyor, sanatta da siyasette de bu böyle. Çarkını öyle döndürüyor. Tam bir kısırdöngü. 'Kısırdöngü' TDK'de, bir önermeyi ikinci bir önermeyle, bunu da birincisiyle tanıtlayan mantıksal yanılgı, ya da aynı olumsuz sonucu veren, çözüm getirmeyen durumların yinelenmesi, sürdürülmesi diye tanımlanıyor.

Tabii ki; görünüşlerin akla getirdiği gibi bir çember, bir döngü yok karşımızda, ama tarihsel gelişme diye adlandıracağımız bir gelişme süreci var. Tarih, zamanda iz bırakmadan geçip gitmez. Zaman geçer, ama yeniden ortaya çıkan durum aynı gelişme değildir. Dünya, doğa, toplum, bir gelişme oluştururlar ki, bu tarihsel bir gelişmedir. Felsefede buna 'sarmal' (spiral) gelişme denir.

Bir yandan filozof Heraclitus’un “bir nehre iki kere giremezsin”sözünü dikkate alsak da -ki bu yüzden birden çok kere aynı döngüye, aynı çarka giremezsin-, diğer yandan azgelişmiş ya da gelişmekte olan ne derseniz deyin, bu ülkenin birçok kısırdöngüsü var ve bunlardan kurtulup gelişmeye başlaması zorlu bir süreç.
Kısırdöngü gelişmeyi, değişimi ve hareketi görmez, bir süre sonra, bıkkınlık, yorgunluk, biçime dair kısır tartışmalar üzerinde yükselen tıkanma hali, iç tartışmaların giderek nesnelliğini yitirerek öznelleşip kişiselleştiği bir seviyeye doğru düşer.

Eleştirel eğitim eksikliği, kalıplaşmış, tabulaşmış değer ve bilgiye hapsolan tekdüze, ezberci tarz, tarihsel şartların göz ardı edilmesi, koşullanmış düşünme, bilinçsizce sürüklenen gruplaşma, “biz”ve “onlar” tanımlaması, kişisel bilinçten yoksun olma kısırdöngünün nedenlerinden.

Aslında tüm bu kısırdöngüler neden ve sonuç ilişkilerine bağlı olarak bir araya geliyor ve genel ve döngüsel olan kısırdöngüyü oluşturuyor. Biraz önce bahsedilen tüm faktörler hem kısırdöngülerin sonuçları hem de onların nedenleridir. Sonuçta, ortaya etkileşime, değişime ve gelişime kapalı, yarattığı kısırdöngülerle yerinde sayan bir toplum ortaya çıkmış, kültürel çeşitlilik göz ardı edilmiş, hoşgörü ve sağduyu hak ettiği yeri bulamamıştır.
Öncelikle eleştirel bir bakışa sahip olmalı, ideolojilerin kökenleri hakkında daha derinlemesine bilgilenmeli ve tarihsel şartları asla göz ardı etmemeli, koşullanmışlıktan kaçınmalı, bilinçsiz gruplaşmalardan ve kutuplaşmalardan uzak durmalı, eleştirel düşünceyi öncülemeli ve kendini yenilemeli. İşte o zaman kısırdöngülerin prangalarından kurtuluruz, gerçek düşünce özgürlüğüne kavuşuruz, yani dön dolaş aynı kalmayız.

***

Tarih, zamanda iz bırakmadan geçip gitmez. Zaman geçer, ama yeniden ortaya çıkan durum aynı gelişme değildir. Dünya, doğa, toplum, bir gelişme oluştururlar ki, bu tarihsel bir gelişmedir. Felsefede buna 'sarmal' (spiral) gelişme denir.