Dönersem yol yapma, ıslık çal
KAAN SEZYUM KAAN SEZYUM

Hep aynı yerlerde mi dönüyoruz? Hep aynı şeylere mi takılıyoruz? Nerede yanlış yaptık acaba? Doğru bir şeyimiz yok mu ya bizim? Neler oluyor da her gün bir derdimiz biterken bin derdimiz başlıyor? Buradaki yanlış ne? Yoksa biz mi yanlışız? Kimse kimseyi neden dinlemiyor? Sorunların kaynağı neresi? Sorunun bir kaynağı yok mu yoksa? Ne zaman kendi kendine tarımda yetebilen bir ülke olmaktan, kendi kendine nefretiyle kendini yiyebilen bir ortam haline geldik?

Siz de biraz partiden sıkılmadınız mı? Siz de kendinizi her haber okuduğunuzda yalnız, karanlıkta ve bunalımda hissetmiyor musunuz? Siz de televizyonda aynı suratları aynı anda her yerde görmekten bi fenalaşmadınız mı? Siz de çoktan televizyonunuzu sadece bilgisayarınıza bağlamak için açmadınız mı? Yoksa hâlâ haber izliyor musunuz? Ben artık sadece aşırı zenginlere özel yapılan magazin programları var, Bloomberg’de, onu izliyorum. Çünkü orada dünyalar en güzel halde. Kimsenin keyfi kaçık değil. Tamam bazıları yaşlı ve pek sağlıklı değil ama en azından onların dünyaları bizimkinden çok daha farklı. Hesapta aynı şehirde ya da ülkedeyiz ama ayrı sokakların insanlarıyız. Onların sokaklarına girmek için kapıdan izin alınıyordur kesin. Tam bilemiyorum. Ben Zevk Villaları No: 13’te oturan Altın Platinoğlu’na gelmiştim, adım Kaan, listede yazıyor olması lazım.

Bir yandan da mega masalarda insanlar yemekten zehirlenirken şov üzerine şov. Bunu eleştirmek bana düşmez diyemeyeceğim, çünkü biraz da görgüsüzlük sınırlarını zorluyoruz. Herkes zengin ekrandaki artık. Zenginler zenginlerle zengince zenginlik yapıyorlar… Neyse bu kadar servet düşmanlığı yeter. Çalış sen de kazan. Mesela Aaaoolu’nun ekip, bu babalar gününde Rolls Royce’a girmiş; oğlu, kızı ve damadı 1.5 milyon Yuroya (6 milyon lira eder kemiksiz) güzel bir araba almışlar. Yani siz de çalışın, paranız tek başına yetmezse 3-4 kişi bir şeyler alabilirsiniz kendinize. Bir şeyler almak mutluluk değil zaten. Bakınız bu ekip arabaya o kadar para verdikten sonra 6.5 ay beklemek zorunda kalmış. Bu bir dramdır. 6 milyon lira bayıl, bir de üzerine 6.5 ay bekle… Zor iş… Bazen zenginlerin kendilerine özel Cola’ları olmadığı için üzülüyorum. Mesela ben de aynı kolayı içiyorum, Aaaaoolu’nun olu da. Zenginliğin zor anları. Neyse ki zenginlerimiz kendini iyi ve ayrıcalıklı hissetsin diye ülkemizde bir şişe kolanın 35-50 liraya satıldığı seçkin mekânlar var. İşte o mekânda içtiğiniz kolanın tadı artık psikolojik olarak benim sahilde içtiğimle aynı değildir. Zenginler de zenginlerini yaşamak istiyor ülkemde. Adamlar haklı. Bu kadar fakir ancak bu kadar zenginle açıklanabilir. Çevrenizdeki arabalara bakın, bu kadar lüks arabayı alacak parası olanlar hayatlarını nasıl yaşasın? İster istemez vizyonsuz olanları hemen yerli yerleşkelerde çevresi paparazzi kaplı mekanlarda “Lahmacunun tanesini 300 liraya yedim, 32 bin lira hesap verdim kalktım” şovu yapmak zorunda. Adam zengin ve vizyonsuz ne yapsın? Ülke ülke dünyayı mı gezsin? Haliyle artizlik olsun diye ayağına viski de döker, Ayfon 9’unu denize de fırlatabilir. Parasıyla değil mi? Para bu arkadaşta bol var. Ne yapalım? Gösteriş gösterilmediği zaman gösteriş olmuyor, inanabiliyor musunuz? Maalesef söyleyecek hiçbir şeyiniz, ilgilendiğiniz pek bir hobiniz yoksa (spor araba toplama ve plakalarına isminizin ilk harflerini yazdırma bir hobi değil bence bu arada) vur keke vur. Vizyon olmaması daha alt gelir gruplarında, eğlenmek için pavyona gitmek gibi bir şey. Konsomasyona gel ve bütün paramı al.

Gerçeklikten uzaklaşmak için hayal kuruyorum. Apaçık bir vadideyim. Yükseklerdeyim, çevremde uzamış çimler, alnımın üzerinde güneşten açık maviye dönüşmüş gökyüzü var. Kırda çimlerde koşuyorum, birden fark ediyorum ki bir keçiyim. Hemen çimlerin tadına bakıyorum. Biraz daha koşup, ilerideki çayın kenarına kadar hızlı bir şekilde dik yamaçtan iniyorum. Dereden su içiyorum, bir kurbağayla göz göze geliyoruz. Hop kurbağayım artık. Suya atmıyorum ve kaçıyorum. İyi bir amfibiyen olmak bunu gerektirir.