Dostumuz düşmanımız!
Ayşenur Arslan Ayşenur Arslan

Erdoğan’ın en eski yol arkadaşlarından Mehmet Metiner, 15 Temmuz’un yıldönümünde yazısına ilginç bir başlık attı:

“Dostun kim, düşmanın kim bil oğlum!”

Aslında başlığın ilginç ya da tuhaf bir yanı yoktu da, sonrası bir acayipti. Zira başlığın “hedefi” doğrudan darbe sürecinin ve bugünün iki kritik ismiydi: MİT Müstaşarı / Başkanı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı / Savunma Bakanı Hulusi Akar.

Şöyle yazıyordu Mehmet Metiner:

“Unutmayalım: 15 Temmuz’dan önce darbe döneminin ebediyen kapandığına nedense inandırmıştık kendimizi. Veya birileri bize bunu inandırmıştı. Darbeden 15-20 gün önce çeşitli bakanlarımıza ve güvenlik-istihbarat bürokrasimizin yetkililerine darbe yapılacağı söylendiğinde bu iddia dikkate bile alınmamıştı. 15 Temmuz gecesi bile darbe ihtimali çoklarımızın aklına gelmemişti. Tanklar boğaz köprüsünü tuttuğunda ve savaş uçakları semalarımızı yırtarcasına üstümüzde uçtuğunda bile.. Bir ülkenin istihbarat teşkilatı darbe olacağını vaktinde haber alamıyorsa, ordunun en üst komuta kademesi yanı başındaki hainlerin varlığının farkında değilse oturup düşünmek lazım. O yüzden dostumuz kim, düşmanımız kim bilmek durumundayız diyorum.”

Eğer sözünü ettiği o iki kişi, 15 Temmuz sonrası görevlerinden alınmış olsaydı, yazı “bak gördün mü oğul neler neler oldu” tadında bir Dede Korkut masalından ibaret kalırdı.

Ama hayır!

O iki kişi, darbe gecesi neyi / neden yaptıklarını veya yapmadıklarını açıklamadı. Açıklayamadı.

Binlerce soru ve kopkoyu bir kuşku bulutuna rağmen, yeni rejimde yine “güvenliğin zirvesinde” yer kaptı.

Peki bunun nedeni, Erdoğan’ın YİNE dostunu düşmanını tanıyamamış olması mı?

Yoksa...

• • •

Aradan geçen iki yıl, 15 Temmuz girişimindeki tabloyu bir ölçüde aydınlattı.

Örneğin, «son» başbakan olduğunu zanneden.. Oysa hiçbir zaman «gerçek» bir başbakan olamayan Binali Yıldırım! Yazık, ona hiç kimse hiçbir şey söylememişti anlaşılan. Ne öncesinde ne de sonrasında.

Bu yüzden saf saf “MİT Müsteşarı’na darbe ihbarının neden bize haber verilmediğini sordum. Cevabını veremedi” diye anlattı.

Hatta rivayete göre, bu yüzden Hakan Fidan’la bir yıldan fazla küs bile kaldı!

Acaba yeni rejimde kendisi bir Meclis Başkanlığı makamı bir de madalya ile yetinmek zorunda kalırken, Fidan ve Akar ikilisinin neden başrolde olduğunu biliyor mudur? Nihayet anlamış mıdır?

Tekrar Mehmet Metiner’in yazısına dönersek, acaba bu ikili gerçekten de darbeyi haber alamamış.. Gerekli yerlere bildirememiş.. Gereğini yapamamış mıdır?

• • •

Bizim şu zaman çizelgesine ve o sırada olup bitenlere inanmamızı istiyorlar:

Saat 19.26’da MİT Müsteşarı Fidan’ın Marmaris’te bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı aradığı, kendilerine ulaşamayınca koruma müdürü ile görüştüğü, Cumhurbaşkanı’nın güvenliği ile ilgili bir problemin olup olmadığını ve ilave güvenlik tedbirlerine ihtiyaç duyup duymadıklarını sorduğu..

Saat 21.00’de.. Yani MİT’ten ciddi ihbarların geldiği.. Hava Kuvvetleri’nde normal dışı hareketliliğin yaşandığı.. Ve hatta darbe girişiminin fiilen başladığı bir saatte.. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar (her nedense) sırtı kapıya dönük vaziyette otururken odasına girenler tarafından derdest edildiği..

Saat 21.30 civarında.. Ortalığın karıştığını Erdoğan’ın eniştesi bile duymuşken, Hakan Fidan’ın, MİT’in Yenimahalle’deki merkezinde Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve Suriye muhalefetinden din adamı Muaz el Hatib ile yemek yediği.. ve saatler 22.00’yi gösterdiğinde de “ciddi bir ihbar var” diye masadan fırlayıp gittiği..

Falan filan..

• • •

Bunlar birinci ağız bilgiler. Yani iddia değil, uydurma hiç değil.

Bu bilgilere / tabloya baktığınızda.. Ve Erdoğan’ın her iki ismi de “çekirdek ekibe” dahil ettiğini düşününce.. Ne gelir aklınıza?

Sahiden.. Erdoğan da (meseleyi belki daha sonra çözmüş olan) Binali Yıldırım da boşuna “15 Temmuz yeni rejimin yolunu açtı” demiyor!

Doğrusu Mehmet Metiner’in, Binali Bey gibi saf saf böyle düşünüp yazdığını sanmıyorum.

Aklıma, acaba “yakın geçmişte olduğu gibi yeni rejimde de ekip dışı kaldığı için kızıp yazmış olabilir mi” sorusu takılıyor. “Ben bu kadarını yazıyorum, gerisini siz akıl edin” demiş olabilir mi, diye düşünüyorum.

Yok canım!

Sanmam!

Zira Mehmet Metiner, Erdoğan’ın Başkan olmasını ve Türkiye’yi TÜRK USULÜ İSLAM CUMHURİYETİ’ne dönüştürmesini.. Kısacası DAVAYI içerden biliyor, yürekten destekliyor.

Dava uğruna her şeyin mübah sayılması gerektiğini.. Yani “HARBİN HİLE OLDUĞUNU” bilmiyor olamaz.