Düğmeleme sırası Terim’de
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Fatih Terim, sanırım o meşhur basın toplantısında: “Önümde ceket ilikleyenler şimdi beni eleştiriyor” diyerek bir serzenişte bulundu.
Aslında bu serzeniş değil bir itiraftı.
Her şey, bütün hatası burada başlamaktaydı; önünde ceket ilikletmekle.
Niye insanlar Fatih Terim’in önünde ceket ilikleme ihtiyacı içine girmişler?
Niye Fatih Terim insanların böyle bir pozisyonunu kabul edip, geçerli kılıp, kabul ediyor?
Ve niye şimdi insanlar bu tavırlarından vaz geçtiler?
Demokratik temayüllerde böyle bir duruş kabul edilemez. Çünkü bu tip taleplerin altında bilgi eksikliğinden doğan, itaat edilmesi üzerine kurgulanan biat kültürü yatar.
Öyle tehlikelidir ki bu beklenti; sonrası, büyük eksikliklerden kaynaklanan bu davranış şekli, mesleki unsurla ve yönetim mekanizması içinde sistematik kurgu haline gelir ve otoriter anlayış hâkim kılınmaya çalışılır.
Diyalektik diye bir kavram var.
“Diyalektik kavramı, kelime kökü diyalog ve etik kurallı bir şekilde tez ve antitezin ortaya konulmasıyla belli bir konu üzerinden ortak değerlerin inşası anlamına gelir.”
Terim için biraz zorlayıcı bir tanım oldu, zaten bu süreci bilmediği için kendi otoriter tavrını ortaya koyarak, kendine uygun davranış kalıplarını insanların kendine karşı kullanmasını zorunlu kıldı.
Zamanında eleştirilere açık olsaydı ve o kişiler önünü iliklemeden, tüm açıklıkla düşüncelerini ona aktarabilseydiler, yaşamı boyunca böyle bir sürece açık olsaydı, kendisi ortak bir değer yaratabilme şansına sahip olabilirdi.
Eğer eleştirinin içeriğini bilseydi.
“Eleştiri, bir kişi, eser ya da konuyu doğru ve yanlışlarını göstererek anlatmak amacıyla yazılan kısa metinlerdir. Sanat, edebiyat, düşünce eserlerini hem öz hem yapı yönünde açıklayan, başarılı ve başarısız ya da değerli ve değersiz yönlerini gösteren, bunları örneklerle somutlayıp belirten yazı türüdür.”
Terim’i zorlamaya devam edeyim;
Birtakım davranış modelleri üzerinden hayatını ve mesleki unsurlarını sürdüren Terim, artık tıkanma noktasına geldi ve çıkış bulamamakta.
Çok şanslı ki; bu ülkede yaşıyor!

Arda, Burak, Selçuk ve Gökhan’ı kadroya almak zorunda kalırsın ve en acısı oynatmak zorunda kalırsın


Çünkü analitik ve sosyal yaklaşımları reddedip, sadece dogmatik birtakım kalıpların geçerli olduğu, popülist bir toplumun içinde yaşıyor.
Çünkü böyle olmasa, 30 milyonunun yardımla geçinmeye muhtaç olan bir ülkede, dünyanın en çok kazanan Milli Takım antrenörü olamazdı. Ve sadece tesadüflere dayalı en iyi üçüncülük istikrarı üzerine elde ettiği başarılara (!) rağmen.
Aksi halde yıllar önce kendi sürecini bitirmek zorunda kalacaktı.
Ama toplum yapısı sert, agresif, tehditkâr ve içi tamamen duygu sömürüsünü kapsayan söylemleri kabul ediyor ve donanımların ve mesleki donanımların tamamının değerlendirilmesi bunlardan sonra geliyor, belki de gelmiyor.
Ve bu yüzden otoriter tavırlar geçerli bu ülkede.
Ama futbolun Terim için acımasız yanı; sürekli uluslararası alanda mücadele etmesidir.
Her şeyin, tüm gerçeklerin, bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmaya mahkûm olduğu bir alan.
Bir de bu kadar iletişim ve bilginin çabuk paylaşıldığı ve bulunduğu zaman diliminde zaten hiç şansı olamaz.
Eğer o ceketleri ilikletmeyip, bir sandalyeye davet edip, oturtup, tüm düşüncelere ihtiyaç olduğunu fark ederek, tüm fikirleri sabırla dinlemiş olsaydı şimdi farklı bir boyutta antrenör olurdu.
Ve böyle bir basın toplantısı yapmak zorunda kalmazdı.
Uygulamalardaki bilgi eksikliğinden kaynaklanan zafiyetlerin, her zaman telafisi demagoji ile olur.
Ve bu demagoji, aynı zamanda kişisel bir propagandadır.
Yetersizliklerin ve donanım eksikliklerinin giderilmesine yönelik bir stratejidir bu propaganda.
Ve her zaman, otoriter zihniyetteki kişilerin böyle toplantılara ve bir zümreye ihtiyaçları vardır, ya kendi yaratırlar bu zümreyi ya da buldukları ortamı sonuna kadar kullanırlar.
Çünkü bilgiyi kaçırmışlardır.
İşte bilgiye ulaşmak imkânsızlaşınca; eksik yapı, kendi eksiğini gizleyici birtakım arabesk tasvirlere ihtiyaç duyar.
Bu da feodal hiyerarşik bir düzende, otoriter bir zapttır.
Her karşı geliş ve her eleştiri bir ihanet olarak algılanır ki Terim böyle algıladığı için o futbolcuları kadro dışı bıraktı.
Otoriteye saygısızlık, asla af edilmez.
Ama gün gelir şartlar değişir.
Ve başka bir üst otorite senin kabul ettiğin koşulları, sana uygular ve her şeyi kaybettiğini sana hatırlatır.
Sonra, Arda, Burak, Selçuk ve Gökhan’ı kadroya almak zorunda kalırsın ve en acısı oynatmak zorunda kalırsın.
İroniye bak ki şimdi düğme ilikleme sırası sende.