Anasayfa KÜLTÜR SANAT Dunkirk: Klişelerle dolu, boş bir film

Dunkirk: Klişelerle dolu, boş bir film

Christopher Nolan’ın iki filmini çok beğenirim. Memento (Akıl Defteri) ve Inception (Başlangıç). Bu filmler bir yandan macera filmleri olmakla birlikte travma ile kimlik yıkımı ve inşası üzerine çok ilginç şeyler söylerler. Interstellar’ı (Yıldızlararası) da beğenmiştim ama bugün filmden pek bir şey hatırlamıyorum.

Nolan’ın Batman serisinin üçüncü filmi ‘The Dark Night Rises’ (Kara Şövalye Yükseliyor) ise nefret ettiğim bir filmdi. Faşizandı çünkü.

‘Dunkirk’ ise beni çok şaşırttı. Nolan’dan bu kadar kötü ve klişelerle dolu bir film beklemiyordum. “Ne klişesi?” denilebilir. Ne karakter ne de olay örgüsü içeren, 3 farklı zamanda geçen ve 3 öyküyü içiçe geçirerek anlatan bir film nasıl klişelerle dolu olabilir ki? Açıklamaya çalışacağım.

Dunkirk’ün ne anlattığını şu ana kadar herkes öğrenmiştir: Film, 1940’ta Fransa’nın kuzeyinde toplanan Britanya ve bir kısım Fransa askerlerinin ülkelerine geri götürülüşlerini anlatıyor. Filmin bir bölümü karada, bir bölümü havada, bir bölümü de denizde geçiyor. Havadaki bölüm 1 saat içinde, denizdeki bölüm 1 günde, karadaki bölüm ise 1 haftada yaşanıyor. Bu öyküler içiçe geçince, farklı sürelerde geçtikleri için paralel bir kurgu oluşamıyor tabii ki. ‘Aynı anda başka yerde ne oluyor’u görmüyoruz. Asimetrik paralel kurgu, bir ahenksizlik yaratıyor.


Tabii bu 3 bölümün de birbirleriyle kesiştikleri anlar oluyor. Denizdekiler sonunda kıyıya yanaşıyor, havadaki yere iniyor vs… Ama genelde öyküler birbirlerinden ayrı zamanlarda işliyorlar.

Havadaki öykü 3 İngiliz pilotuyla başlıyor. Kısa zamanda uçaklardan biri düşüyor. Ardından ikincisi suya iniş yapmak zoruunda kalıyor. Suya yumuşak iniş yapan uçağın bu tip durumlarda klişe gereği pilot kabini son ana kadar açılmaz. Pilot kabinden çıkmak için debelenir, son anda mucizevi bir şekilde kurtulur. Dunkirk’te aynen böyle oluyor.

Son kalan pilot, yakıtı bitmek üzere olduğu için emirlere uyup üsse geri dönmek ile Alman uçağını vurmak arasında kalınca, tabii ki kahramanca savaşa devam etmeyi seçer (ve ülkesini bir uçaktan yoksun bırakır). Ama neden uçağını deniz üzerinde terk edip, paraşütle İngilizlerin yakınına bir yere atlamayıp, karaya Almanların arasına indiğini açıklayan bir şey yok filmde. Ya da ben anlamadım. Önce paraşütle atlamamasını, uçağını kurtarmak istemesine bağladıysam da durumun öyle olmadığı anlaşıldı. O zaman niye?

Küçük bir teknenin sahibi oğluyla birlikte İngiltere’den Dunkirk’e doğru yola çıkar. Tekneye son anda bir başka yolcu daha atlar. Annesinden ve babasından habersiz tekneye binen bu ergen yolcuyu, tekneden indirmek ya da “git babandan, annenden izin al önce” demek yerine, teknesine almakta sakınca görmez geminin kaptanı. Oysa kendisi son derece sağduyulu ve düşünceli bir adam olarak çizilmektedir. Elalemin çocuğunu böyle bir tehlikeye atmak, karaktere aykırı gözükür ama film nasıl olursa yine de paçasını kurtarır eleştiriden. Ve bu kaçak yolcu dramatik bir şekilde ölmeden önce ‘kör olur’, sonra da nasıl bir ezik olduğunu ve savaşta bir rol oynayarak kendisini kanıtlamak istediğini anlatma fırsatı bulur. Yeşilçam kıskançlıktan çatlardı bu sahneyi görse…

Karada ise geri çekilme sürecini yöneten komutan son ana kadar önceliği Britanyalılara verir, Fransızlar ise gemilere alınmaz. Tam geri çekilme başarıyla tamamlanmış gibi gözüktüğünde, komutanımız Dunkirk’te kalıp Fransızların tahliyesine refakat edeceğini açıklar. Bu plan onu aşağıda dinleyen diğer bir subayın gözünden verilir. Yani, bir kişiyi yüceltmek için yapılan klasik aşağıdan yukarıya çekme açısı kullanılır. Neden böyle bir bilgi, yani komutanın geride kalacağı bilgisi son anda, son saniyede ifşa edilir? Neden komutanı yücelten bir kamera açısı seçilir? Klişe bir anlatım biçimidir bu.

Bunca klişe içinde, insanı derinden etkileyen hiçbir şey yok filmde. Müziği de çıkarsak, ne ciddi bir gerilim ne büyük bir dehşet duygusu veremiyor film. Alman uçaklarının saldırısından sonra bile, karadakiler yeniden bekleme sırası kurmaya çalışıyor. Ne kan var, ne çığlıklar, ne de paniğe kapılmış askerler. Filmde Britanya ordusunda savaşan ve tahliye sırasında en sona bırakılan Hintli askerler de yoktur. Fransız ordusundaki Arap askerler de yoktur. Son ana kadar Dunkirk’te kalan haberleşme uzmanı kadın memurlar yoktur. Tarihsel ve politik bir arka plan yoktur. Beyaz, Avrupalı ve erkek bir öykü anlatılır, gerçek öyle olmadığı halde.

Bilemiyorum, belki de bir şeyler kaçırdım, belki de ikinci bir izleme filmi sevmemi sağlayacak. Ama bu ilk izleme sonunda, Dunkirk’ün neden yere göğe konulamadığı benim için bir muamma olarak duruyor. Nolan’ın en kötü filmi bu, hatta düpedüz kötü bir film bu. Ki Nolan’ı önemserim, Kara Şövalye’ye rağmen.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,025AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

AKP’nin ‘yargı reformu’ açıklamasına CHP’den tepki: ‘Hukuk yok’ önce onu anlayın

MHP’nin af önerisi Meclis gündeminde beklerken, AKP 23 Haziran seçimleri öncesinde ‘örtülü...

Yer: Ankara, Bahane: Gezi, Harcama: 34 milyon

Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı faaliyet gösteren Elektrik Gaz Otobüs Genel Müdürlüğü’nün (EGO)...

Askerlik Kanunu’ndan ‘kadrolaşma’ çıktı

Kamunun her alanında liyakatı bitiren ve eş dost atamalarıyla kadrolaşma yoluna giden...

Rektör atamaları yine şaşırtmadı

Kamuoyunun, “Suça Ortak Olmayacağız” bildirgesinde imzası olan bir akademisyenin memuriyetten men edilmesini...

Çin’den ABD’ye bir ‘Huawei’ tepkisi daha: Kanıt gösterin

Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Huawei konusunda “söylentiler uydurduğunu” savunarak bu ülkenin “devlet...

Feminist grev dalgası: İp atlayalım mı?

Sena ÖzcanlıKadınların, Polonya’dan Arjantin’e, İspanya’dan Amerika’ya...

Feministin çantasında, “Çok konuşan erkek siyasetçilere” cevap var!

Feministin çantası bu hafta kilometrelerce ötede açıldı, içerisinden iki yumak çıktı, biri...

Bir umut hikâyesi

Gülay Mübarek'in internette tanışıp iki ay görüştüğü E.K. peşini bırakmadı. İki yıldır...

Her 10 kadından 7’si kendini güvende hissetmiyor: Erkekler dijital dünyada da kadına şiddet uyguluyor

İnternet ve mobil cihaz kullanımının günden güne yaygınlaşmasıyla son on yılda sıkça...

Uzmanlardan ailelere uyarı: Şizofreniyi ergenlik belirtisiyle karıştırmayın

Beynin karar verme bölgesinin bozulmasıyla ortaya çıkan şizofreni, dünyadaki tüm ırk ve...

Sonraki haber