alpertasbeyoglu

Dünya atom enerjisinden kaçıyor! Türkiye atom ölümüne koşuyor!

Japonya’da yaşananlar sadece doğa felaketi değil…

Doğayı ve doğa olan insanı kapitalist normlara sıkıştırmış, doğa, tüm canlılar ve insan için en büyük tehlike olan atom enerjisini “emin ve temiz enerji” ilan etmiş dünyanın felaketi…

Gezegenimizi bir kez yetmiyormuş gibi 36 defa yok etmeye yetecek atom silahları biriktiren dünyanın felaketi…

Renk, cins, dil, sınır gözetmeksizin tüm insanlığın insanca birliğini yaratma çabalarının henüz daha büyük bir aşama kaydetmediği dünya koşullarında, insanlığın olumsuz ve insanlığı olumsuzlamanın birliği çoktan yaratıldı.

Kendisinin de bir parçası olan minnacık atom önünde insanlık, küçücük, çaresiz, milyonlarıyla yok olabilecek zavallı bir yaratık haline getirildi.

Atom silahları ve atom enerjisi korkusu, Kuzey’den Güney’e, Batı’dan Doğu’ya, bebekten ihtiyara, kadından erkeğe kadar sık sık bastırılsa da sürekli bir tehlike, sürekli bir korku halini aldı.

Düzenli ve örgütlü, kazananları ve kaybedenleriyle doğa tahribatı, tüm yaşam koşullarıyla insanlığı uçurumların eşiğine getirdi.

Hep birlikte yürüyoruz uçurumun kenarında… Bazen burası kayıyor, bazen öbür taraf kaynıyor…

Bazen Çernobil, bazen Fukuşima, bazen buzulların hızlı eriyişi, bazen doğanın “öç” alan sel baskınları…

Gezegenimiz kara ve denizleriyle atom santralleri ve atom silahlarıyla donatılmış bir kitlesel ölüm örümceği ağı…

İnsanlık ne kendi yarattığı tehlikelere ne de doğaya hakim. Zaten dinlerle birlikte doğup kapitalist bilimsel teknolojiyle cisimleşen doğaya hakimiyet fikri baştan yanılgı…

Fukuşima, tüm atom santraline sahip ülkelerde yeni tartışmalara ve yeni protesto hareketlerine yol açtı…

Atom lobisi, atom santrallerinin emniyetini ve neden zorunlu olduğunu anlatmakla meşgul.

İnsanlığın ve doğanın yaşam hakkını en üst hak olarak görenler ve hümanist bilim, sokaktan ve medyadan atom santrallerini hemen kapatmaya çağırıyor.

Hükümetler, mesela Almanya, daha üç ay önce emin ilan edip sürelerini uzattıkları atom santrallerini geçici olarak kapatıyorlar. Yenileri ise devam ediyor.

Atom santrallerini kapatmak mümkün mü gerçekten?

Mümkün, hemen şimdi!

Tüm atom santrallerini bugün kapatsak bile, tehlikeleri ebediyen sürecek atom çöplükleri kalmayacak mı?

Kalacak! Hemen şimdi dünya enerji tekellerinin tüm sermayelerine bu çöplükleri “güvenilir” hale getirmek için el koymak zorunlu değil mi? Hemen ardından atom silahlarını bu çöplüklere yerleştirmek zamanı çoktan geçmedi mi?

Bundan daha büyük insanlık görevi var mı?

Türkiye Fukuşima öncesi ne yapıyor? Rusya ile Akkuyu’da nükleer santral antlaşması imzalıyor. Atom santraline bulaşan atom bulaşıcılığına kapılır hali, Akkuyu’nun yanı sıra Sinop’a da bir atom santrali planlıyor.

Belki de dini bütünlüğü gereği en azından “Allah’ın verdiği canı Allah alır” düsturuna inanması gerektiğini ve bu nedenle silaha ve “görünmeyen ölüme” karşı çıkması beklenebilecek Enerji Bakanı Taner Yıldız atom santrallerini tehlikesiz ilan ediyor.

Hem de Fukuşima’dan sonra! Hem de “3. Nesil” santral olacakmış, “teknolojik gelişmelerde güvenliği çok ön plana almış” olacakmış…

Oysa gerçek o ki, güvenilir atom enerjisi hiç bir zaman olmadı ve hiç bir zaman da olmayacak.

Kendisi de bir deprem bölgesi olan Türkiye’ye düşen görev ise ancak şu olabilir: Atom santrali girişimlerini hemen durdurmak, çevre ülkelerin ve dünyanın atom santrallerinden kurtulması için diplomatik ve siyasi çağrı yapmak ve girişimlerde bulunmak…

Ama bunu elbette bu hükümet ve sermayenin karına kilitlenmiş hükümetler yapmayacak…

Pekala Fukuşima’da atom trajedisi yaşanırken, dünya medyası bu konuya kilitlenmişken bizim medya ne yapıyor:

Birisi “pornografik siyasete” karşı çıkıyor.

Birisi “mecliste başörtüsü istiyoruz” diyor.

Birisi “ABD belgelerinde Fethullah Gülen” manşetleriyle uğraşıyor.

Birisi İbo’ya suikastı ve Başbakan’ın delikanlılığını manşet yapıyor.

İnsanlık kendi yarattığı tehlikler karşısında küçüldü…

Türkiye bu tehlikenin ciddiyetine uygun bir tartışma kuramadığı için, hatta bu tehlikenin belki de bilincinde olmadığı için daha da küçülmüş olmasın…

Egemenlerinin kararlarıyla minnacıklaştırılmış Japonya halkı: Önce kalbimiz sizinle!

BİZİ TAKİP EDİN

359,938BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,886TakipçiTakip Et
7,854AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL