alpertasbeyoglu

DÜNYA GÖRÜŞÜM İNSAN

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; insanın değeri yok.

 Hiç olmadı ki?

Oysa gelişen dünyaya uyum adı altında yılların personel müdürlükleri bir günde insan kaynaklarına dönüştürüldü. Objektifinde insan olmayanların insan kaynakları politikası olsa ne olur ki?

İzleyin göreceksiniz; insan kaynakları bölümlerinde her şey var insan yok.

Öyle bir devletimiz var ki, birey yani yurttaş devlete karşı sorumluluk duyup devleti koruyor. Oysa sosyal hukuk devletinde devlet yurttaşına karşı sorumludur ve yurttaşın temel hak ve özgürlüklerini korur.

Çağdaş ülkelerde devlet politikalarının özünde insan vardır.

Her adım insanın mutluluğu için atılır.

Sınırda öldürülen 35 insan devletin yurttaşına bakışını ne de güzel yansıtıyor. Bu devlet hiçbir zaman insana değer vermedi.

 
Çünkü bu devlet dünya görüşünden ötürü insanları idam eden bir devlet…

Dünya görüşüne katılmadığı gençlerin ailelerini mahkeme salonları yerine morg önünde buluşturan bir devlet.

Çalıştırdığı insanın emeğini çalan bir devlet…

Kısacası “Önce devlet sonra insan” diye haykıran bir devlet.

 

 

 

Sınırdaki 35 kişinin ölümünün utancı acıyı bile gölgede bırakıyor.

Evin öfkeli oğlunun öfke patlamasıyla sokağı silahla taraması, insanların ölümü karşısında babanın utanç içinde kalması, soylu duruşunun altında soysuz bir eğitimin, bakışın varlığının gün yüzüne çıkması gibi…

Sınırları kan kokan bir ülkenin yöneticilerinin insana bakışı gün yüzüne çıksa ne olur ki? Gözünde kanlı yaşlar akan anaların, dul kadınların, eli koynunda kalan genç kızların acısı diner mi? 

Bu topraklarda insanı kıble seçenlerin kanlı katliamlarda yok edilmesi bir tesadüf mü?

Bu köşede hep insani duyarlılıklar öncelik aldı.

Duygusal değil duygulu yazılar yazıldı.

Yine yeniden insan kıblemdir!

İnsan dünya görüşümdür!

Yeni bir yılda da insan kalemimde olacak.

Vicdan arayacağım…

Ödün vermeden, korkmadan, sevgiyle nakışların en zoru insanı işlemeyi sürdürmek umudu ve isteğiyle yeni yıla acıyla girsek de acıyı bal eylemeden; acılara takılmadan bu yolculuk sürecek…

Sevgili Esra Tüce’nin yeni yıl mesajına tüm gönlümle katılıyorum.

Robin SHARMA der ki;

“Bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık ömrünün sonuna vardığında rüyalarını yaşamamış olduğunu görmektir. Ömrünün sonuna, hatta ortasına gelip, bir sabah uyandığında, cesaretli davranmadığını, yıldızlara uzanmadığını, potansiyelinin onda birini bile gerçekleştirmediğini fark etmek, insanın kalbini kırar. Bu konuda bana güven, örneklerini her gün görüyorum.

Ömrümüzün sonunda yüreğimizi pişmanlıkla dolduran şey, aldığımız riskler değildir. En büyük hüznü hissetmemize yol açan şey, almadığımız riskleri, kaçırdığımız fırsatları, yapmadıklarımızı düşünmektir. Hayatını çekingen biri olarak yaşama dostum. Çık arenaya, eleştirileri unut, sana verilen günlerin armağanıyla özgürce ve büyük oyna! Hayat kısa, yıllar tıpkı sıcak kumsalda parmaklarının arasından akan kumlar gibi çabucak kayıp gidiyor. Sen parıldamak, yeteneklerini gün ışığına çıkarmak için yaratılmışsın! Hayatta bir tek başarısızlık vardır: o da denememektir…

En büyük başarısızlık, en yüce oyunu oynamak istememek, seni ürküten yerlere doğru yürümemektir…”

2012 Yılında; gönlünüzdeki “en yüce oyunu”  oynama cesareti bulmanızı, yolunuzun her daim açık olmasını ve tüm rüyalarınızın gerçekleşmesini  diliyorum… Sevgiyle… ESRA ” 

Mutlu Yıllara…

BİZİ TAKİP EDİN

359,925BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,087,046TakipçiTakip Et
7,864AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL