Dünya ne konuşuyor?
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ
Hafta başında BBC Chatham House’da bir konferans düzenledi. 23 ülkede 25 bin kişiyle görüşerek bir araştırma yapmışlar. Fikir

Hafta başında BBC Chatham House’da bir konferans düzenledi. 23 ülkede 25 bin kişiyle görüşerek bir araştırma yapmışlar. Fikir sağlam, insanların medya gündeminden etkilenmeden ne düşündüğünü ve nelere önem verdiklerini anlayabilmek için bir nevi “kendi aranızda haberler hakkında ne konuşuyorsunuz?” sorusu yöneltilmiş.
Önce ne bulmuşlar ne bulmamışlar anlatayım sonra da biraz hırpalayayım BBC’yi. BBC dünya servisinin müdürü Peter Horrocks çok ilginç şeyler anlattı. Afrika’da yaptıkları köy çalışmalarını. Örneğin her köyde bir kişiye cep telefonu vermişler ve köydeki en önemli haberleri BBC’ye aktarmalarını istemişler. Bu başarılı da olmuş ama bunun aynı zamanda istismar olduğunu da düşünebilirsiniz. Sonuçta İngiltere’de evinde televizyonu olan herkes, hatta cep telefonundan televizyon izleyenler dahi TV Lisans Ücreti diye bir yıllık vergi ödüyor. Yaklaşık 360 Türk Lirası. Bu toplanan verginin neredeyse tamamı BBC’ye aktarılıyor. Artı reklam gelirleri, ticari faaliyet gelirleri ve saire... ve aynı BBC Afrika’da da kendisine beleş muhabirler tutuyor! Pazarlama açısından harika fikir, patronları mutlaka bayılmıştır. Neyse bu TV vergisi çok sinir bozucu ve adaletsiz bir şey; bir başka hafta ona bakarız.
Araştırmaya geri dönelim şimdilik. Görüşmelerin yapıldığı ülkeler dünyanın ekonomik olarak en etkili ülkelerinden seçilmiş. Aralarında Türkiye’de var. Buna bakarak vay memleket ilk 23’e girmiş; harbi teğet geçmişiz diye sevinebiliriz bu arada. Gelişmekte olan 7 ülkeyle birlikte Türkiye’de sadece kentsel alanlarda görüşme yapılmış.
13 farklı sorun hakkında sorular sorulmuş ve temel olarak insanlardan bunlar arasında bir tercih yapmaları istenmiş. Ve böylece en önemli sorunlar tespit edilmiş. Güvenlik, yoksulluk, küreselleşme ve çevre sorunları ana başlıklar. Anlaşılır bir şekilde insanlar küresel bir takım sorunların yerelde, kendi hayatları için etkilerini, sonuçlarını konuşurlarmış daha çok. Hemen her ülkenin ilk üç sırası aşırı yoksulluk, çevre kirliğili, artan gıda ve enerji fiyatları ve salgın hastalıklar almış.
Brezilya, Şili gibi Latin Amerika ülkeleri hemen her sorunu çok ciddi bulurlarmış. Buna Latin ateşi diyebiliriz sanırım. Onun karşısında Japonlar pek bir kayıtsızmış olup bitene. Yine şaşırmadık!
Çin, Şili ve İspanya dışında kimse işçi haklarının ihlal edilmesini pek takmıyormuş. Bir taraftan iyi gibi görünüyor belki de bu üç ülke dışında heryerde işçiler mutludur. İnanmadınız değil mi? Dinci radikalizm ve terörizm de genel olarak pek muhabbet konusu değilmiş. Yani terör diye diye hayatımızı terörize edenlerin bir numara çevirdiği kesin. Ya da cümleten kayıtsız kalmışız! ABD’li kardeşlerimiz de genel olarak hemen her konuya çoğunluktan daha kayıtsız. Biraz dünya ekonomisinin hali biraz da savaşlar onları düşündürmüş! Herhalde en çok oraya yatırım yaptıklarındandır.
Memleketin hali nedir diye sabırsızlanıyorsunuz değil mi? Asayiş berkemal. Beklenmedik bir şey yok. Bazı konularda Latinlerle birlikte heyecanlanmışız ama önemli değil. En çok yükselen enerji ve gıda fiyatlarını konuşurmuş yurdum insanı ve ardından ne olacak bu dünya ekonomisinin hali? dermiş. Sonra da terör meselesi.
En az dert ettiğimiz şeyler ise insan hakları ihlalleri, işçi hakları ihlalleri ve uluslararası göç. Sonuncuyu anlarız. Zaten ondan o kadar çok yok bizde.
Dinleyicilerden birisi Kenya ve Nijerya ile ilgili sonuçlara ilişkin ilginç bir noktayı işaret etti. İki ülkede de iklim değişikliği meselesi çok düşük çıkmış. Ancak bu ülkelerde konuşulan dillerden Swahili dilinde iklim değişikliğinin karşılığı yokmuş! Her ikisinde de aşırı yoksulluk ve artan gıda fiyatları ilk ikide. Orada bir iletişim sorunu olmamış gibi.
BBC’nin sunuşu yapan Pazar araştırması uzmanları araştırma yöntemiyle ilgili soruları geçiştirdiler. Dolayısıyla bu araştırmanın ne kadar güvenilir olduğu çok belli değil. Belki tam rapor falan yayınlanırsa detayları öğreniriz. Ancak şu haliyle sadece laf-ı güzaf. Bir de bilmediğimiz bir durum yok. Amerikalılar paradan, Afrikalılar açlıktan yoksulluktan bahsediyor; Brezilyalılar ateşli ve Türkler iki arada bir derede.
İyi pazarlar ve bol şanslar.