Dünyada kriz trendleri...
HAYRİ KOZANOĞLU HAYRİ KOZANOĞLU
İçinden geçtiğimiz dönemde Marx’ın ünlü “katı olan her şey buharlaşıyor” sözünü doğrulayan birçok gözlem var...

İçinden geçtiğimiz dönemde Marx’ın ünlü “katı olan her şey buharlaşıyor” sözünü doğrulayan birçok gözlem var. Krizin doğal sonucu ise, yarattığı tahribatla birlikte krize uygun yeni trendlerin açığa çıkması
Ekonomik krizin insan yaşamı üzerindeki etkilerini Boyner Holding murahhas azası Cem Boyner, “insanlar alışveriş etmiyor, kahve içmiyor, yemek yeme korkusuyla tuvalete gitmiyor, seks yapmıyor” şeklinde yorumlamıştı. Diğer gözlemlerin doğruluğu gün be gün açıktı da “yorgan altı” istatistiklerine Boyner’in nasıl ulaştığı biraz merak konusu oldu. Krizin de ortaya çıkan trendlerin de küresel olduğunu varsayarsak, bu konuda en yetkili bir ağız, ABD porno endüstrisinin önde gelen ismi, Hustler dergisinin patronu Larry Flynt Boyner’i doğruladı.
Flynt yorumla yetinmedi,  “Amerika’nın seks iştahındaki ani sönüşten” ortaya çıkan mağduriyeti dile getirerek, Obama’nın eli değmişken “yetişkinler sektörü” (adult industry) için 5 milyar dolarlık bir canlandırma paketi talebinde de bulundu. Kriz travması insanların ruh hallerinde, meslek tercihlerinde, tüketim alışkanlıklarında ciddi kırılmalara neden olabiliyor. Üniversite mezunu gençlerin 1700 lira maaşa tamah ederek uzun dönem askerlik için kuyruğa girdiğini her beraber okuduk. İsterseniz ben de yakın çevremden bir örneği aktarayım.
Miami’de yaşayan 50’li yaşlarda bir kuzenim var. Bilgisayar sektöründe 20 yılı devirmişken, krizle birlikte kendini kapıda bulur. 3 dil bilmesi, iki diploması, çeşitli sertifikaları kendisine yeni bir iş kapısı açmaz. Tam umutsuzluğa kapılmışken, tavsiyeyle, itfaiyecilikte ekmek olduğuna kanaat getirir. Aylardır peşpeşe sınavlara, mülakatlara giriyor; emekliliğe kadar daha düşük bir maaşa razı olup, “itfaiye müfettişi” etiketiyle yeni bir kariyer inşa etmeyi planlıyor. Bu gözlemler, bir kez daha Marx’ın ünlü “katı olan her şey buharlaşıyor” sözünü doğrulayan bir dönemden geçtiğimizi hatırlatıyor.
BİR KRİZ SONRASI PANORAMA
İsterseniz, ekonomik sarsıntının ana üssü Amerika’dan yola çıkarak, bir kriz sonrası panoraması çizelim, Türkiye’deki gözlemlerimizle karşılaştıralım. Dolar milyonerlerinin yüzde 55’i mevcut yaşam tarzlarını sürdürememe endişesine kapılmış. İlk kısıntılar estetik ameliyatlar, özel uçaklar, hizmetçiler, bahşişler, Tayyip Erdoğan ve mahdumlarını üzecek de olsa, mücevherat harcamaları bütçelerinde yapılmış. Forbes dergisine göre, “aşırı lüks yaşama endeks”inde yer alan havyar ve yat fiyatlarının 2008’de yüzde 12 sıçraması da zenginlerin “belini bükmüş.”
2000-2007 arasında Amerika’nın en zengin yüzde 5’inin geliri yılda ortalama yüzde 9 artarken, orta kesimler için bu oran yüzde 3’te kalmış. Bu arada maliyetler de hızlı artmış. Örneğin, genç kızların sosyeteye ilk takdim balosunda bir masa için davetiyelere 14000 dolar ödenmiş. Merril Lynch’i kurtarma misyonuyla göreve getirilen başkan yardımcısı Peter Kraus’un üç aylık bir dönem sonunda performansı beğenilmeyince, ‘sadece’ 25 milyon dolarlık bir tazminatla (bu durum ‘altın paraşüt’ diye tabir ediliyor) bileti kesilmiş. Aksilik bu ya, eşi daha bir gün önce Park Avenue’da 33.6 milyon dolara başlarını sokacak bir ev almış. Şimdi kara kara borcu nasıl ödeyeceklerini düşünüyorlarmış!
Amerikan sigorta devi AIG üst düzey yöneticileri bir hafta içerisinde Kaliforniya’daki bir sayfiye mekanında şirket hesabından 443 bin dolarlık harcama yapmışlar. Stres atmak için kaplıcaya 23400 dolar, golf parkuruna 6900 dolar ödemişler. Bu arada ortalama işsizlik ödemesi haftalık 293 dolarda seyrediyormuş. Herhalde şöyle düşünülüyor: Neyine yetmez! Gariban bir işçi, iki, bilemedin üç birayla kendine gelir. Halbuki bir “executive” öyle mi? Kaplıcalar, masajlar, manikürler, psikiyatrik seanslarla belki biraz huzur bulabilir.

ABD’LİLERİ RAHATLATAN İLGİNÇ TESPİT
Amerikalılar, geleneksel iyimserliklerini koruyor, kriz ortamında kendilerine teselliler buluyorlar. Önce, 1929 Krizi istatistiklerine bakıyorlar. Yok yok darbe o kadar şiddetli değil, 1929-33 arasındaki gibi kişi başına gelirde yüzde 26’lık bir gerileme söz konusu olmaz, diye avunuyorlar. Sonra, madem bizde 11-12 milyon, Avrupa’da 8 milyon kaçak göçmen var; işsizlik artsa da fatura önce onlara çıkar, “sahici” Amerikalıları, Avrupalıları o denli şiddetli vurmaz tespitleriyle ferahlıyorlar.

İÇ KARARTICI VERİLER, PEŞLERİNDE
Ne kadar “pembe gözlükler” taksalar da, iç karartan veriler peşlerini bırakmıyor. Üniversiteden mezun olurken ortalama gencin 20000 dolar borcu var. Buna karşın Harvard üniversitesinin yeni yayımlanan bir araştırması, ABD’deki istihdamın bazı beyaz-yakalı uzmanlık isteyen işler dahil yüzde 40’ının yurtdışına kaçabileceğini gösteriyor. Diğer yandan finansal piyasalardaki çalkantı, emeklilik hesaplarındaki birikmiş paranın yüzde 20’sini buharlaştırmış. Bu nedenle orta yaş kategorisindeki birçok çalışan, emekliliğini ertelemeye karar vermiş. Haliyle işsiz kalanların ve yeni mezunların işi daha da zorlaşmış.

KRİZİN ‘BEKLENMEYEN SONUÇLARI’
Foreign Policy dergisinin son sayısı “finansal krizin 13 beklenmeyen sonucuna” yer vermiş. Bu sonuçlar özetle şöyle:
1. Küresel durgunluk ortamında hükümetlerin eline daha kalibreli bürokratları istihdam etme olanağı geçecek. Örneğin daha dün Wall Street’e yönelen gençler şimdi diplomasiyi tercih edebilecek.
2. Küresel kriz dünya çapında mal ve hizmetlere talebi kısacak. Çare hükümet ihalelerini kapmakta aranacak. Bu da rüşvet ve yolsuzlukların artması anlamına gelecek.
3. Küresel ısınmaya ilişkin projeksiyonlar tekrar gözden geçirilecek. Küresel ekonomi, durgunluktan sıyrılamadığı müddetçe daha az sera gazı atmosfere yayılacak.
4. Yayıncılık grupları iflastan kurtulmayı daha fazla reklam gelirinde arayacak. Bu da özellikle internet ortamında kapıdan çıkıp bacadan giren mebzul miktarda reklam bombardımanı anlamına gelecek.
5. Ekonomi için kıtlık dönemleri kiliseler için bolluk dönemleri demek. Bir araştırma, her durgunlukta kiliseye gidenlerin sayısının yüzde 50 sıçradığını ortaya koyuyor.
6. Kriz dönemlerinde yetişenler daha tasarrufa yatkın oluyor. Büyük Bunalım döneminde yetişenlerin ebeveynlerine göre risk almaktan kaçındıkları ortaya çıkmış. Bu kriz ortamında yetişen gençlerin de tüketim iptilasının daha düşük olması beklenebilir.
7. Araştırmalar, bunalım dönemlerinde eteklerin uzadığını, büyüme sırasında ise kısaldığını ortaya koymuş. Bir de, kriz dönemlerinde erkek dergileri orta sayfalarında daha olgun ve yuvarlak hatlı kadınlara yer veriyormuş.
8. İşsizlik ortamında 18-24 yaş arası daha fazla gencin askerliğe yönelmesi bekleniyor. Irak savaşının hız kesmesinin de azalan risk algılaması nedeniyle mesleğin cazibesini artıracağı düşünülüyor.
9. Devlet okullarının ağırlığı artacak. Özel üniversiteler hem okul ücretlerinin yüksekliği, hem de yatırım portföylerinin gerilemesi sonucu daha az burs önerebilmeleri nedeniyle cazibe yitimiyle karşılaşacak.
10. Özellikle 55-64 yaş arası kuşağı daha geç emekli olacak. Bu nedenle işgale uğrayan mevkiler nedeniyle kariyer basamaklarında tırmanmak da zorlaşacak.
11. Ticarette korumacılığın yanı sıra yabancılar önündeki engeller de artacak. Turizm yavaşlarken, yurtdışında okuyanların sayısı da gerileyecek.
12. Ekonominin geleceği konusunda karamsar yorumlar yapan, Nourel Roubini, Robert Schiller, Stephen Roach, Joseph Stiglitz gibi uzmanların popülaritesi artacak. Dünya başkentlerini arşınlamaya, ceplerini doldurmaya devam edecekler.
13. Büyük Bunalım dönemi moda mevzu olmayı sürdürecek. Özellikle 1930’larda insanların bütçelerini nasıl denkleştirebildiğine ilişkin kitaplar çok satacak.
Not: Bu yazıda Mother Jones, Foreign Policy ve The American Interest dergilerinin Mart/Nisan 2009 sayılarından yararlanılmıştır.