Dünyanın en büyük insani krizi
30.07.2017 09:34 BİRGÜN PAZAR
Arap dünyasının en zengin ülkesi Suudi Arabistan, 2015’te Arap dünyasının en yoksul ülkesine savaş açtı. Bu süreçte, 25 milyon nüfuslu Yemen, ciddi şekilde yıkıma uğradı. BM’ye göre, savaşta, en az yarısı sivil olmak üzere yaklaşık 20 bin kişi öldü

Vijay Prashad

Suudi jetleri Yemen’in Mavza bölgesindeki bir araç konvoyunu vurdu. Saldırıda çoğu aynı aileden en az 20 sivilin hayatını kaybettiği belirtildi. Aileler, güneybatıdaki Taiz kenti yakınlarında alevlenen çatışmadan kaçıyordu. BM (Birleşmiş Milletler) Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden Shabia Mantoo yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Yemen’de hiçbir yer siviller için güvenli değil.” BM’ye göre, bu olay da daha öncekiler gibi “Yemen’de sivillerin karşı karşıya olduğu aşırı tehlikeyi gösteriyordu.” Suudi Arabistan, olayla ilgili resmi açıklama yapmadı. Krallığın Ortak Olaylar Değerlendirme ekibi (JIAT) deliller üzerine çalışacak. JIAT daha önceki mezalimler üzerine de çalıştı. 2017 Nisanı’nda yayınlanan raporda, pek çoğu için suçu kabul ettiler. Fakat her bir olay için Suudi hükümeti ya “orada hastane olduğundan haberdar değildik” ya da sivillerin bulunduğu yerleşim bölgeleri Suudi Koalisyonu karşıtlarınca askeri üs olarak kullanılıyor, dedi. Okul, hastane, pazar ya da yerleşim yeri gibi sivillerin bulunduğu alanlara yönelik Suudi bombardımanına dair delillerin ağırlığını reddetmek mümkün değil. Ancak Suudi Arabistan sorumluluk almıyor.

Arap dünyasının en zengin ülkesi; Suudi Arabistan, 2015’te Arap dünyasının en yoksul ülkesine savaş açtı. Bu süreçte, 25 milyon nüfuslu Yemen, ciddi şekilde yıkıma uğradı. BM’ye göre, savaşta, en az yarısı sivil olmak üzere yaklaşık 20 bin kişi öldü. Hastanelerin ve tıp merkezlerinin yarısı artık işlemediği için yaralananların sayısı belirlenemiyor.

Hayatta kalanlar ise tehlike içinde. Onlar için zaman duruyor ve savaş sonsuz şekilde devam ediyor. Çektikleri acı şiddetleniyor. Eski dertler yeniden ortaya çıkıyor. Bunlardan biri de kıtlık. BM’nin Yemen Özel Temsilcisi Ismail Ould Cheikh önceki hafta Güvenlik Konseyi’nde bir konuşma yaptı. Buna göre, 25 milyon nüfusunun 20 milyonu savaştan etkilendi. Çoğunun suya, sağlık önlemlerine, hijyene, gıdaya erişimi çok kısıtlı. 2,3’ü çocuk olmak üzere 7 milyon kişi “kıtlığın doruklarında yaşıyor”. 320 bin kolera şüphesi taşıyan vaka var. 1,700 kişinin ise bu hastalıktan öldüğü doğrulandı.

Yemen’den haberler, BM personeli, birkaç korkusuz gazeteci ve yaşadıklarını dünyaya duyurmaya çalışan Yemenliler’den geliyor. BM, üç BBC muhabirini Yemen’e götürmek istedi, ancak Suudi destekli kuvvetler buna izin vermedi. BM Yemen İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nden Ben Lassoued, “Bu olay dünyanın en büyük insani krizinin uluslararası medyadan neden çok ilgi görmediğini bir ölçüde açıklıyor” dedi.

Yemen, Somali, Güney Sudan ve Nijerya, insan eliyle yaratılan bir kıtlığın sancıları içinde, 20 milyon kişi ölümcül şekilde açlık çekiyor. BM bu ülkelerdeki kıtlığı önleyebilmek için gerekli 6,27 milyar doların yalnızca yüzde 43’ünü toplayabildi. ABD, 1,9 milyar dolarlık katkı yaptı. Fakat bu Amerikan silah endüstrisinin Yemen’i bombalayarak kıtlığa terk edilmesine neden olan Suudi Arabistan’a silah satarak kazandığı paranın çok küçük bir bölümü. Son olarak Trump Suudi Arabistan’la 110 milyar dolarlık silah anlaşması imzaladı. Bu anlaşma 350 milyar dolarlık başka bir anlaşmaya ek olarak yapıldı.

Diğer bir değişle, ABD savaş suçu ve kıtlıkla sonuçlanan bir savaşı ateşliyor. Bu yıkımda sorumluluğu var.

2016’da BM uzmanları Suudi Arabistan’ın Yemen’de “yaygın ve sistematik” şekilde insan hakkı ihlali yaptığına karar verdi. Rapor denizden ve havadan ulaşım yollarına, gıda depolarına ve su kaynağına Suudi saldırılarını inceliyordu. Uzmanlar, yerel gıda ve tarımsal üretim alanına üç Koalisyon saldırısı tespit etti.

BM destekli üç barış girişimi başarısız oldu. Bu yılın Mayısı için takvimlenen görüşmeler duraksadı. Umman’da görüşmeler başladı, masada güven yaratma tedbirleri vardı. BM liman kenti Hudayda’nın yönetiminin tarafsız bir ülkeye bırakılmasını önerdi. Her iki taraf da bu kritik kentin kimin kontrolünde kalacağı konusunda anlaşamadı.

UNICEF’ten Justin Forsyth ABD Senatosu’nda yapılan oturumda, Yemen gibi kriz bölgeleriyle acilen ilgilenilmesi gerektiğini söyledi. Maddi kaynak yaratılmalı ve krize siyasi çözüm bulunmalı. Her ikisi de şu anda mümkün değil. Bu savaşların sonu yok gibi görünüyor. Trajedileri sürekli artıyor. Yine de Forsyth daha fazlasının gerektiğini belirtti. “Çatışma, kuraklık gibi iklim olayları, iklim değişikliği, geçim kaynağı kaybı ve yoksulluğun, kıtlığı ve krizi derinleştirdiğini söyledi. Bu nedenleri konuşmazsak krizler tekrarlanır” dedi. Forsyth derin zorlukları gündeme getirecek kadar cesurdu. Ancak bazılarından bahsetmedi: Gelir eşitsizliğini destekleyen, makineyi insan emeği yerine koyan bir ekonomik model ve sömürgeci dönem yoksulluğunun prangalarını çıkaramamış geniş bölgelerdeki acılara karşı umursamazlık.

Senatörler sağduyulu bir görüntü verdiler. Sonra ilerlediler. İmzalanacak silah anlaşmaları, konuşulacak (seçim kampanyaları için) bağışçılar; gün içinde yapılacak çok şey vardı. Dünyadaki tüm sorunlara konsantre olmak, ızdırap hikâyelerini sindirmek çok zordu. Belki bir sonraki kahveyle bir ağrı kesici daha almalıydı…

Çeviri: Ömür Şahin Keyif