Dünyanın en önemli seçimi
ALPER BAHÇEKAPILI ALPER BAHÇEKAPILI
Geçen hafta Berlin’deki bir evde gizlice buluşan 124 müzisyen dünyanın en iyisini seçmeye çalıştı.

Seçimler... Demokratik bir toplumun bayramı sayılması, büyük bir coşku, mutluluk ve huzur içerisinde geçmesi gereken seçimler... Zira medeni ve demokratik bir toplumda halkın siyasete direkt olarak müdahale ettiği o en kritik ve en özel anlardan biri seçimler… Ama dönüp de baktığınızda seçimlerin aslında -hele ki bizimki oturmamış demokrasilerde- olağanca çirkinliğiyle baş gösterdiğini görüyoruz. Halihazırdaki politik kültürümüzün vazgeçilmez bir parçası olan dini, dili, ırkı siyasete alet etmek, seçim dönemlerinde doruğa çıkıyor. Karşı tarafı -rakip partiyi- olağanca güçle yermek asli amaca dönüşüyor. Haliyle bu seçim atmosferi tüm seçmenlerin üzerine de yansıyor. Toplum gerildikçe geriliyor. Hiçbir seçimin sonunda da halk topyekûn kazanmıyor. Her seçimin sonunda bir de kaybeden oluyor. Demokrasinin böyle tuhaf bir durumu da var. Bu sorun bize özel de değil. Birçok ileri Batı medeniyetinde de seçim dönemlerinde centilmenliğin dışına çıkmak, fanatikleşmek âdetten. Ama her zaman ve her seçimde böyle olmuyor elbette.

Geçen günlerde Avrupa’nın, hatta dünyanın müziğe dair en önemli seçimlerinden biri için oy verecek olan 124 kişi bir araya geldi. Öyle ki, müzik dünyasında bu seçim, kardinallerin yeni Papa’yı belirlemek için toplanmasıyla eş düzeyde tutuluyor. Bu 124 müzisyen Dahlem, Berlin yakınlarındaki gizli bir evde buluştuklarında cep telefonlarını ve tüm elektronik cihazlarını dışarıda bıraktılar. Alanlarında dünyanın en iyileri arasında gösterilen bu 124 kişi, dünyanın en iyi orkestralarından birinin yeni şefini seçmek için toplandılar; Berlin Filarmoni Orkestrası’nın mevcut şefi Sir Simon Rattle’ın yerine kimin geçeceğini belirlemek için... Viyana Filarmoni ve New York Filarmoni ile birlikte dünyanın en iyi orkestralarından biri sayılan Berlin Filarmoni’nin başına geçmek, müzik dünyasında ulaşılabilecek en saygın mertebelerden biri olarak gösteriliyor. Çaykovski, Antonin Dvorak, Richard Strauss ve Gustav Mahler gibi klasik müzik dehalarının da yönettiği, 1882’de kurulan orkestranın şu anki daimi şefi Sir Rattle, 2018’de görevine veda edecek. Bu münasebetle gerçekleştirilen seçimde, orkestra üyesi olan 124 kişi (teoride yaşayan herhangi bir şefe oy verebilecekken) ortakça belirlenen yaklaşık 30 şef arasından kendilerine göre en iyi olanı belirliyorlar. Devam eden oylamalar neticesinde, diğer adayların elenmesiyle nihai oy çoğunluğuna ulaşan şefe teklif götürülüyor.

Pop yıldızı maaşı
Son 60 yıldır sırasıyla göreve gelen üç daimi şefin, Herbert von Karajan, Claudio Abbado ve Sir Simon Rattle’ın ayak izlerini kimin takip edeceği konusunda farklı görüşler ve büyük bir merak vardı. Daniel Baremboim, Riccardo Chailly, Gustavo Dudamel gibi öne çıkan güçlü adaylar, kendilerini yoğun gündemleri sebebiyle bu spekülasyondan ve ‘yarışmadan’ bir süredir uzak tutuyorlardı. Diğer ciddi adaylar arasında 56 yaşındaki Berlinli şef Christian Thielemann ve genç yaşıyla (37) güçlü görünen Litvanyalı Andris Nelsons ön plandaydı. Seçilecek olan aday sadece Berlin Filarmoni’nin muazzam konserlerini yönetmekle kalmayıp pek tabii bir pop yıldızınınkine eşdeğer mertebede bir yıllık gelire de (yaklaşık 500 bin avro) sahip olacaktı. Ancak yaklaşık 11 saat süren ‘gizli’ oylamaya ve görüşmelere rağmen Berlin Filarmoni yeni şefini belirleyemedi. Söylenilenlere göre Berlin Filarmoni önümüzdeki bir yıl içerisinde kesin kararını verecekmiş. Heyecanla beklemeye devam edeceğiz.

İçimi aydınlatan seçimler
Bizler tekrardan başa, seçim konusuna dönelim. Berlin Filarmoni Orkestrası’nın seçimlerine bakınca bizim buradaki siyasi seçimlerin beni neden sıktığını farklı bir şekilde yeniden anladım. Sadece siyasetteki seviyesizlikten değil. Adaylar yüzünden de... İstisnaları tenzih ederek söylüyorum ki aslında seviyesizliğin sebebi adayların kendisi. Türkiye’de oy isteyen, aktif siyasette yer alan isimler arasında hayatımıza pozitif şekilde etki edebilecek çok az insan var. Üstelik sonuç ne olursa olsun aramızdaki birileri de hep kaybediyor. Oysa Berlin Filarmoni’nin daimi şefliğinin potansiyel adaylarının her biri -eğer ilgi gösterirseniz- hayatınızı pozitif şekilde etkileyebilecek isimler. Üstelik bu seçimin sonucu ne olursa olsun -halk olarak- kaybetmeniz de pek mümkün değil. Herkes kazanacak. Yani seçimi ‘iyi’ ile ‘daha iyi’ arasında yapıyorlar bir anlamda. Bizse yıllardır ‘kötü’ ile ‘daha kötü’ arasında seçim yapıyoruz. Bu yüzden, Türkiye’deki seçimler içimi karartırken, Berlin Filarmoni’nin seçimleri içimi aydınlattı. Sizlerle de paylaşmak istedim...