Dünyanın hikâyesi onun kadrajında...
17.06.2018 11:32 YAŞAM
Gezi tutkusunun peşinden giderek otostopla 18 ülkeye, 52 kente seyahat eden belgesel fotoğrafçısı Rızacan Kumaş, 8 yıl sürecek dünya turu hedefiyle 236 ülke gezip fotoğraflayacak. Kumaşla gezdiği yerlerin hikayesini konuştuk

Çiğdem Saygılıer

Belgesel fotoğrafçısı 26 yaşındaki Rızacan Kumaş için seyahat “Özgürlük” demek. 1992 yılında İzmir’de dünyaya gelen ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nde eğitim alan Kumaş, son bir yıldır hep yollarda.
3 yıl önce sırt çantasını ve fotoğraf makinasını yanına alarak dünyayı gezmeye karar veren Kumaş, bu süre zarfında 18 ülke 52 şehir gezdi. Şimdiki rotası olan Vietnam, Kamboçya, Laos için 13 Haziran’da yola çıktı şu an Vietnam Hanoi’de. Hedefi ise ‘The World’ adını verdiği proje kapsamında 236 ülke gezerek her ülkeden 1 fotoğraf olmak üzere 236 fotoğrafla 236 ülkede sergi açmak.

»Dünyayı gezme fikrin nasıl ve ne zaman ortaya çıktı? İlk yurtdışı seyahatini nereye yaptın?
Küçük yaşlarda farklı kültürlere ilgi duymaya başladım. Kendimi bildim bileli sınırların gereksiz olduğunu düşünürüm. Yaptığım araştırmalar okuduğum kitaplar ve izlediğim filmlerle farklı kültürlerle bu ilgim gün geçtikçe arttı ve nasıl yapabilirim diye düşündüm ve hayatımı bunun üzerine inşa ettim. Zaten belgeselcilik ve fotoğrafçılık ile uğraştığım için çok da zor olmadı. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde bulundum. Ama ilk yurtdışı yolculuğum ülkemizdeki çoğu insan gibi Gürcistan’a oldu. 3 yıl önce otostop ile Ankara’dan Doğu Ekspresi’ni kullanarak Kars’a geçtim. Oradan Artvin, Hopa ve son olarak Gürcistan’a vardım. Yaklaşık 1 hafta kaldım. İnanılmaz keyifliydi.

dunyanin-hikayesi-onun-kadrajinda-475835-1.
Thailand

»Hedefin nedir? Şu an ne kadarını gerçekleştirdin?
“192’si Birleşmiş Milletler tarafından ülke olarak tanınan toplam 236 ülke var dünyada. Ben hepsini gezip, gezimi belgesel haline getirmek istiyorum. Şu ana kadar Gürcistan, Almanya, KKTC, Sırbistan, İran, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Rusya, Çin, Vietnam, Thailand, Malezya, Singapur, Nepal, Hindistan, Pakistan olmak üzere ancak 18 ülke görebildim.

dunyanin-hikayesi-onun-kadrajinda-475832-1.

»Şu ana kadarki gezilerinde ne gibi ilginç olaylar yaşadın?
“İran’da yemek yediğim bir mekan bana hesap ödetmemişti. ‘Sen misafirsin’ deyip para almadıkları gibi ekstra ikramlarda bulundular. O an insanlığın hâlâ yaşadığını ve ölmediğini hissetmiştim. Rusya’da Trans-Sibirya ekspresine bindiğim zaman kimse İngilizce bilmiyordu hatta tek yabancı bendim. Kasım ayıydı ve dışarıdaki hava sıcaklığı -35 dereceydi. Rusça bilmiyordum. Çok üşüdüm, yardım isteyemedim ve neredeyse 48 saat boyunca el yordamı ile hayatta kaldım. Öte yandan Pakistan’daki Afganistan Mülteci kampına girdim ve orada yaşanan hayatları görmek çok etkileyiciydi kampta şehrin içinde çok kötü şartlarda yaşarken 10 km ötede Pakistan’ın lüks alışveriş merkezleri vardı. Zaten kampta halk bu sebeple çok sık polis-asker baskısına maruz kalıyor gitmeleri için sistematik tacizlerde bulunuluyordu; geceleri yan taraftaki askeriyeden ateş açmak gibi”

»Başaramayacağını hiç düşündün mü? Yerleşik bir düzenin veya evin olarak gördüğün bir yer var mı?
“Başaramayacağımı düşünseydim zaten yola çıkmazdım. İçinde oturduğum kendime ait bir evim yok. Ama benim evim yollar. Klişe gibi gelebilir ama gerçek bu. Yollarda olduğum zaman kendimi huzurlu hissediyorum. Ama bir şehre bağlı kaldığımda bu hapishane hayatı gibi geliyor bana. Eğer evi kirasını ödediğin ya da sahip olduğun bir şey olarak düşünürseniz evet bir evim yok. Ama benim ev anlayışım huzur bulduğum yer demek. Yaklaşık 1 yıldır sürekli olarak yollardayım. Hayatımda hiç bu kadar huzurlu ve güvende hissettiğimi hatırlamıyorum.

dunyanin-hikayesi-onun-kadrajinda-475833-1.
Hindistan-Pakistan Sınırı

»Çevren bu durumu nasıl karşılıyor? İnsanların tepkileri nasıl?
Tüm dünyayı gezme planımı inandırıcı bulmayanlar çoğunlukta oluyor. Yalnız beni tanıyan dostlarıma bunu söylediğimde yapacağıma çok emin bir şekilde arkamda olduklarını söylediler. Ama genel itibariyle, ‘Otur oturduğun yerde. Çalış, maaşlı işin olsun. Para kazan, ev al, evlen ve çocuk yap’ deniliyor. Herkesin düşüncesine saygı ile yaklaşıyorum. Ama aile kurmak ya da para kazanmak ya da bir ev sahibi olmak değil amacım. Amacımın insanlara dokunabilmek, fotoğraf çekmek ve keşfetmek olduğunu söylüyorum.

»Yoldayken ne hissediyorsun?
Sürekli yollarda olmak bana kendimi özgür hissettiriyor. İçinde yaşadığımız sistemin yarattığı hayali sınırlar yüzünden kendimizi belirli bir parçaya ya da mekana hapis etmek ne kadar doğru olabilir ki? Yolda olmanın verdiği hissiyat emin olun hayatınızda tadıp tadabileceğiniz çoğu duygudan öte.

»Yola çıkarken ne gibi bir hazırlık yapıyorsun? Bir ritüelin var mı?
Yola çıkarken önce tabii çantamı hazırlıyorum. Dışarı çıkıp otostop çekmeye çalışıyorum eğer otostop çekemeyeceğim bir yerse nasıl gidebileceğimi araştırıyorum otobüs ya da trenle tercih etmeyi tercih ediyorum. En son tercihim ise uçak. Asla vazgeçemediğim bir ritüelim var. İlk ulaşım aracıma bindiğim zaman araba, otobüs, tren ya da uçak olsun David Bowie’den Space Oddity’i açıyorum.

dunyanin-hikayesi-onun-kadrajinda-475834-1.
Afgan mülteci kampı/Pakistan

»Şimdiye kadar en etkileyici bulduğun yer neresi?
Dünyanın en eski medeniyetlerinden biri olan İran. İnsanların hoşgörüsü olsun kültürel bilgileri olsun kendini geliştirmeleri olsun gerçekten hayranlık ile izlenecek bir yer. Gittiğiniz zaman Kuzey İran’da Şii kültürünü tadıyorsunuz. Güneyine indiğiniz zaman ise çok farklı bir dünya. Sanki az evvelki İran’dan eser yok.

»Bu gezinin Hedefi nedir?
Yolda tanıklık ettiğim kültürlerin, insanların yaşamlarına dair izleri biriktirip aslında ne kadar farklı kültürlerden olsak bile insan olmanın verdiği ortak noktalara sahip olduğumuzu göstermeye çalışıyorum. Buna bir insan belgeseli diyebiliriz. Gezinin sonunda içinde her ülkeden bir fotoğrafın yer aldığı “The World” adı verdiğim bir sergi açmak istiyorum.