"Ebeveynler işe, çocuklar kreşe"
02.02.2018 12:43 GÜNCEL

Tüm Bel-Sen, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarında hizmet üreten kamu emekçilerinin taleplerini bir basın bülteniyle sıraladı.

Tüm Bel-Sen'in yayınladığı basın açıklaması şu şekilde:

"KREŞ HAKTIR!

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarında hizmet üreten kamu emekçileri yıllardır temel bir takım talepleri, geçerken çözülebilecek bir takım sorunlarının anlaşılabilmesi için eylemler etkinlikler düzenliyor. Yemek kartı, ulaşım kartı, kreş istiyor.

Giderek yoksullaşan, çalışma koşulları ağırlaşan bizlerin en temel ihtiyaç, en basit haklardan yola çıkarak ortaya koyduğumuz talepler yıllardan beri görmezlikten geliniyor.

Büyükşehir idaresi, Türkiye’deki pek çok işveren gibi, daha doğrusu herhangi bir işveren gibi çalışanları bir maliyet unsuru, çalışanların taleplerini ise şımarıklık olarak görüyor. Çalışanların taleplerine kulaklarını tıkıyor. Sarı sendikalarla kurulan Toplu Sözleşme Masaları’nda en basit talep ve ihtiyaçlarımız gündem dahi olmuyor.

En çok göz ardı edilen taleplerimizden biri de kreş.

Kreş bir gereksinim. Kreş bir hak!

Neden mi?

Çünkü okul öncesi olarak adlandırdığımız 0-6 yaş dönemi büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu, yaşamın en kritik dönemlerinden biri olarak, çocukların fiziksel, ruhsal, zihinsel olarak sağlıklı büyüme ve gelişmesinde çok önemli bir dönem. Bu özel dönemde çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu bakımı sağlamanın yolu, etkin, erişilebilir ve parasız okul öncesi eğitim olanaklarından tüm çocuklarımızın yararlanmasıdır. Bu nedenle kamu idareleri ihtiyacı
karşılayacak sayıda kreşler açmalı, bu alana kamusal kaynak sağlamalıdır.

Peki mevzuat ne diyor?

Mevzuat; çocuk bakımının kadının bir yükümlülüğü gibi tarif eden, paylaşmadığımız cinsiyetçi bir bakış açısının ürünü de olsa, kreş açılmasına dair hükümler taşıyor.

Peki Büyükşehir ve bağlı kuruluşlar nasıl yaklaşıyor?

Soruyu şöyle soralım. Büyükşehir Belediyesi eğitimin ve hatta çocuk bakımının dahi gericileştirildiği; bu alanın cemaatlere, gerici yapılara teslim edilmeye çalışıldığı bu dönemde, kamuda bir maliyet unsuru olarak görülüp eritilmeye çalışıldığı bu dönemde hâkim görüşleri mi paylaşıyor? Bu duruma razı mı? Bu konuda hiçbir yükümlülüğünün olmadığını mı düşünüyor? Yukarıda tarif ettiğimiz gibi kreş bir haksa, çocuklarımızı seküler, eşitlikçi, özgürlükçü alanlarda büyütmek istememiz bir haksa bu hakkın hayata geçmesi konusunda neden bu kadar isteksiz?

Talebimiz ne?

0–6 yaş grubu çocuklar için en az 50 çalışanın bulunduğu işyerlerinde ve 50’den az çalışanın bulunduğu işyerleri için çalışma alanına yakın ortak bebek bakım üniteleri ve kreşler açılmalıdır. Bu hizmet bütün çalışma alanlarında verilmeli ve kreşlerde yeterli sayıda uzman personel
bulundurulmalıdır. Konuya ilişkin yasal hüküm ve düzenlemeleri de aşağıda bulmak mümkün:

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 30. Maddesi uyarınca çıkarılan Gebe veya Emziren
Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair
Yönetmeliğin 13. Maddesine göre;
“(1) Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 kadın
çalışanı olan işyerlerinde, emziren çalışanların çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma
yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta EK-IV’te belirtilen şartları taşıyan bir emzirme
odasının kurulması zorunludur. (2) Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150’den çok kadın çalışanı
olan işyerlerinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması, bakımı ve emziren çalışanların çocuklarını
emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın EK-IV’ te belirtilen şartları
taşıyan bir yurdun kurulması zorunludur. Yurt, işyerine 250 metreden daha uzaksa işveren taşıt
sağlamakla yükümlüdür. (3) İşverenler, ortaklaşa oda ve yurt kurabilecekleri gibi, oda ve yurt açma
yükümlülüğünü, kamu kurumlarınca yetkilendirilmiş yurtlarla yapacakları anlaşmalarla da yerine
getirebilirler. (4) Oda ve yurt açma yükümlülüğünün belirlenmesinde, işverenin belediye ve mücavir alan
sınırları içinde bulunan tüm işyerlerindeki kadın çalışanların toplam sayısı dikkate alınır. (5) Emzirme
odası ve/veya yurt kurulması için gereken kadın çalışan sayısının hesabına erkek çalışanlar arasından
çocuğunun annesi ölmüş veya velayeti babaya verilmiş olanlar da dâhil edilir.”

Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Açılacak Çocuk Bakımevleri Hakkında Yönetmeliğin 2.
Maddesine göre;
“Bakımevleri kurumun bağlı veya ilgili olduğu bakanın onayı alınmak suretiyle
kurumca istihdam edilen memurların 0-6 yaş grubuna giren enaz 50 çocuğu için kurumun idari ve mali
işlerle ilgili birimine bağlı olarak açılabilir.” Aynı yönetmeliğin 11. Maddesine göre; “Bakımevine,
yazılı müracaatı bulunan kurum memurlarının çocukları kabul edilir. Ancak aynı kurumda çalışan anne ve
babanın çocuğuna öncelik tanınır. Anne ve babanın ayrı kurumlarda çalışmaları halinde ise çocuk annenin
çalıştığı kuruma bağlı bakımevine kabul edilir. Annenin çalıştığı kurumda bakımevi açılamamış ise babanın
çalıştığı kuruma kabul edilir. Müracaat sayısının bakımevi kapasitesinin üzerinde olması halinde kurumda
geçen hizmet süreleri itibariyle veliler arasında yapılan sıralamaya göre kabul işlemi yapılır. Hizmet
sürelerinin eşitliği halinde ise bakımevine alınacak çocuklar kura ile tespit edilir.”

Çocuk Hakları Sözleşmesinin 2. Maddesine göre; “Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının,
vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde
tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve
idari önlemleri alırlar.” Aynı sözleşmenin 18. Maddesine göre; “1. Taraf Devletler, çocuğun
yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin
tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce
ana-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek
yararını gözönünde tutarak hareket ederler. 2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması
ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-
baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların,
faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar. 3. Taraf Devletler, çalışan ana-babanın, çocuk bakım
hizmet ve tesislerinden, çocuklarının da bu hizmet ve tesislerden yararlanma hakkını sağlamak için uygun
olan her türlü önlemi alırlar.”

Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin (CEDAW) 11. Maddesine göre;
“2. Evlilik ve analık sebebiyle kadınlara karşı olan ayrımı önlemek ve etkin çalışma hakkını sağlamak
amacıyla, Taraf Devletler uygun önlemleri alacaklardır. a- Hamilelik ve analık izni sebebiyle veya evliliğe
bağlı olarak işten çıkarma ayrımını yasaklamak, bu ayrımı yapanları cezalandırmak, b- Önceki iş, kıdem
ve sosyal haklar kaybedilmeksizin, ücretli olarak analık izni veya benzeri sosyal içerikli tazminatlar
vermek, c- Özellikle çocuk bakımevleri ağının tesisi ve geliştirilmesi yoluyla anne ve babanın aile
yükümlülüklerini; görev sorumlulukları ve kamu hayatına katılma ile birleştirmeyi mümkün kılan
destekleyici sosyal hizmetlerin sağlanmasını teşvik etmek, d- Hamilelik süresince zararlı olduğu
kanıtlanan işlerde kadınlara özel koruma sağlamak."