Eddie The Eagle: Sadece uç
TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ
‘Eddie The Eagle’ı iddiasında bulunmadığı bir film gibi eleştirmek çok manasız. Filmin bir kalbi var. Bu kalbi bulun ve bu iyi hissettiren filmi olumsuz eleştiriler yüzünden kaçırmayın

Filmleri eleştirmeyerek izlemek, ardından eleştiri yazmak için en ideal tavırlardan biridir. Bu kişisel mottoma işlevsel olarak birebir uyan bir film vizyona girdi bu hafta; esin kaynağını İngiliz kayakla atlama sporcusu Michael “Eddie” Edwards’ın gerçek hayatından alan ‘Eddie the Eagle – Kartal Eddie. ’

Mucizelere inanır mısınız?
eddie-the-eagle-sadece-uc-125755-1.
Eddie the Eagle, bir spor filmi, bir komedi filmi ve bir dram filmi; kısacası hem eğlenceli hem anlamlı hem iyi hissettiren bir film. Film, İngiliz işçi sınıfından olan ve çocukluğundan beri Olimpiyat sporcusu olmanın hayalini kuran, gözlüklü, atletik olmayan Eddie Edwards’ın (Taron Egerton) imkansız görünen bu hayali için gösterdiği akıl almaz azim ve cesaret ile ilgili. Zaten çocukluğundan beri dışlanan Eddie’nin aslında tek dezavantajı atletik olmayan yapısında değil. Eddie bu hayali için, sıvacı olan babasının şüpheci yaklaşımına, Britanya Olimpiyat Komitesi’nin züppe ve düşmanca tavırlarına, maddi zorluklara ve de kendisine kabadayılık taslayan kayakçılara karşı savaş vermesi gerekmektedir. Eddie’nin kendiliğinden, kendi için ürettiği bitmek bilmeyen azmi ile bu engellere karşı gösterdiği samimi isyan filmin tümünü de samimi kılıyor. Bu duygu seyirciye kolaylıkla geçiyor ve filmin sonuna kadar Eddie ile beraber Kış Olimpiyatlarının en tehlikeli dalı olan Kayakla Atlama parkurunda sevinç, üzüntü, sinir bozukluğu, stres gibi duygu değişiklikleri arasında gidip geliyorsunuz. Film her ne kadar gerçek hikayeden uzak düşse de, gerçek Eddie’nin hikayesini hiç bilmeden izlemek filmin tatlı lezzetini daha katmerliyor.

Olimpiyatlara katılacağım!

Eddie the Eagle, bir spor filmi, bir komedi filmi ve bir dram filmi; kısacası hem eğlenceli hem anlamlı hem iyi hissettiren bir film. Eddie’nin “Ben Olimpiyatlara katılacağım!” diyerek, Norveç başta olmak üzere bu alanda hatırı sayılır ülkeler tarafından parsellenmiş olan Kış Olimpiyatlarına katılmak istemesi neredeyse fantastik anlamda imkansız. Ancak kendisinin gösterdiği inatla iç içe geçmiş azim, öyle bir azim ki bunu gören seyirci, bu imkansızlık hissini terk ettirip ‘Hadi Eddie!’ diye desteklemeye başlıyor. Ve o an empati devreye giriyor. Hayatın sert gerçekleri dolayısıyla hak ettiklerini elde edemeyen insanlar için dua ederiz çünkü onların istediklerini başarmaları, bizim için de dışarıda bir şans olduğunu gösterir. Bir yandan da çoğumuz bu inatçı insanların azimlerini görüp kendi tembelliğimize kızarız, sürekli olarak sadece söylendiğimizi fark ederiz.

Olimpiyat nire?
Biz bu topraklarda Olimpiyat ruhu, Olimpiyat sporcusu olarak yarışmak hakkında pek bir şey bilmeyiz. Olimpiyat denince doping veya halter, spor denince yeşil mafyaya dönüşen futbol gelir aklımıza. Henüz 4 yaşındayken ailelerimiz bizleri sporun belli bir dalı ile yoğun şekilde pek uğraştırmaz. Lisede basket ve voleybol oynarız yalandan. Kayak, tenis, yüzme gibi beylik dalların çoğu zengin uğraşıdır çoğumuz için; çünkü öğrenmesi de, uygulaması da pahalıdır. Örnek alacağımız büyük atletlerimiz de yoktur ülkemizde. Olimpiyat ruhunu çok iyi ifade eden filmlerden biri olduğunu düşündüğüm, Eddie the Eagle, belki bizlerin Olimpiyat dünyası için hayata mağlup başlamamızın önüne geçirebilir ve gençlerin imkânsız gördüğünü imkânlı kıldırabilir.

Filmin kalbi var
eddie-the-eagle-sadece-uc-125756-1.
Başta da dediğim gibi filmleri uzman edasıyla, salt eleştirel bir gözle seyrederseniz, fark ettiğiniz her hata sizi filmin ruhundan kopararak, dönüşü olmayan olumsuz düşüncelere sevk edebilir. Normalde hiç umursamasam da bu filmle ilgili nedense olumsuz eleştiriler okuyunca, bunu kendime adeta dert edindim. Bu naif filme bu kadar sert ve duygusuz bakabilen kişi bence içindeki sevecenliği arttırmak için çaba harcamalı. Evet, film sinemasal değer açısından veya yönetmenlik açısından herhangi bir yenilik sunmuyor. Sanki zorunda! Ancak Edward the Eagle, ne vaat ediyorsa onu sunan bir film. Onu iddiasında bulunmadığı bir film gibi eleştirmek çok manasız. Filmin bir kalbi var. Bu kalbi bulun ve bu iyi hissettiren filmi olumsuz eleştiriler yüzünden kaçırmayın.