Efso demokrasim var!
KAAN SEZYUM KAAN SEZYUM

Referandumda oy kullanma hakkını hayırdan yana kullananlar halkın üzerine bomba yağdıranlarmış. Güzel tespit, güle güle kullanalım. E abisi öyleyse yapmasaydık o kadar referöndüm meferendöm… Nasıl olsa dön baba dönüyoruz. Ülkece şizofren olduk. Biri çıkıyor bir şey diyor, 5 dakika sonra başka yere çıkıyor aksini söylüyor. Ya herhalde bizim algımız, hafızamız yalancı. Karşımdakine hep inanmak, kendimi hep sorgulamak istiyorum. Böyle daha iyiye ulaşılabilir diye düşünüyordum ama sürekli uyutuyorlar. Her fırsatta uyutuyorlar. Uyku da öyle tatlı ki, bir süre uyumaya alışınca insan gözünü açmak istemiyor. Uykumda konuşuyorlar, bilinç altım doluyor.

Uykumda şunları duydum mesela. Bizim ülke en süper demokratik özgür ülkeymiş… Öyle diyorlar, öyle olduğunu 40 kere söylerlerse olacağını, herkesin buna inanırsa öyle olacağını düşünüyorlar.

Aksine mahkeme kararı da çıksa, KHK de çıksa dünya dönecek, bunu kimse görmüyor. Görmek istemiyor.

En demokratik olduğumuz iyi oldu. Bu sayede hapiste hiç gazetecimiz filan kalmadı. Hepsi teröristmiş zaten. Hoş bazıları henüz neden tutuklandıklarını bile bilmiyorlar ama olsun, onlar da o yolun yolcusuydu…

Çok demokrasi aşığı olduğumuz için geçen gün Urfa’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için yürüyüş yapmak isteyen 21 kişi gözaltına alındı. Mesela demokrasi bunu gerektirir.

Çok demokratik ve eşitlikçi olduğumuz için “Kadını nisa, yani insan olarak görüp kabul ettiğimizde pek çok sorunun çözüme girdiğine şahit olacağız” gibi bir açıklama yapabiliyoruz. Ya kadını da insan gibi görmeye çalışsanıza biraz. Neden göremiyorsunuz? Gör ya, en demokratik ülkeyiz ya. En Avrupa bile biziz. Merkıl sen kimsin? Mersedes boykotu yaptırmayın bana. Altımızda araç kalmaz Allah muhafaza…

Mesela ülkemizde kadına şiddet her yıl yüzde bilmem kaç yüz yükselirken, tek bir açıklamaya bakar gerçekleri değiştirmek. Al sana açıklama. Çıktısını al duvara as, sonra da düşün “Neden böyle?” diye: “Kadına şiddet, üç beş psikopatın yanlışıdır…” Yaaa bunlar mitoz mayoz doyasıya bölünüp bölünüp çoğalmışlar demek ki.

Ya son zamanların unutulan serisi Sallama Rüzgarları’nı en son: Kabataş’ta üstü derili, çıplak, işemeli fantezilerin videosunun bir cuma günü izletileceği haberiyle hatırlıyordum… “Ayakkabılarıyla girdiler”in yapımcılarından yeni bir bölüm geldi “Gezi’de gençlere bedava alkol dağıtılmış…”… Şimdi önce Kabataş fantezisi gibi kavramsal bir açıklama sandım. Sonra da düşündüm “Neden haberimiz olmadı?”… Valla içeceğimden değil ama bedava bi şey varsa, orada ben de varım. Yani olsaydı sağdan soldan “Kaan abi bira dağıtıyorlar beleş” diye haberi gelirdi, sesi gelirdi, fotoğrafı, tiviti filan olurdu. Belki bazı şeyler olmamasına rağmen olsun isteniyor. Ya bunu isteyenler de nedense içki içenler değil. İçki içmeyensin, içki içenin içki içmemesine ya da bedava içki içmesine neden sitem? Kaldı ki bizim memlekette içki de bedava değil. İçmeyin yine de ama gençseniz, canınız da çektiyse alın bir bakın, kendiniz karar verin. Başkaları niye şunu yap bunu yapma desin?

Gençsen, içki neymiş diye de merak ediyorsan al dene kardeş. Amele gibi içersen rezil olursun, sefil olursun. Ama gençlik bir kere yaşanıyor, olacaksam da olayım, diyorsan ol. Rezilliğini de kendine yap, insanları rahatsız etme. Ama çok da önermem, kendin bilirsin. Bence zaten en iyi içmeme kararı başkasının koyduğu yasakla değil, kendin içmemek istediğinde kendi kendine verdiğin karardır. İçki içmenin ne olduğunu bilmeyen içki içmeyi yasaklayacağına, sen kendin “Gerek yokmuş” de kendin bırak. Tüm yasaklardan daha da etkili. İçmek istemezsen günün hiçbir saatinde sana alkol satılamaz zaten. Neyse işte saçma sapan mevzular. Daha geçenlerde kamuoyu olarak “Çocuklarla evlenilebilir mi?” gibi korkunç şeyleri tartışıyorduk. Ağır ağır insan olacağız bence.

Ama bu yasaklarla değil, kendimizi özgürleştirmemizle olacak.