Eğitim Sen: Tek adam rejimine karşı demokrasi için mücadeleye çağırıyoruz
10.07.2018 14:22 GÜNCEL

Eğitim Sen İzmir 3 No'lu Üniversiteler ve KYK Şubesi, İzmir'de KHK'lerle işine son verilen akademisyenler için eylem yaptı.

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan'ın da katıldığı eylemde basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamada, Bakanlar kurulu ve parlamentonun fiilen ortadan kalktığı tek yetkinin cumhurbaşkanında olduğu yeni bir sistem ile karşı karşıya kalındığı hatırlatıldı. Son KHK’yle ihraç edilen ‘imzacı’ akademisyen sayısı 404’e çıkmıştı. Olağanüstü hal (OHAL) kapsamında yayınlanan 701 Sayılı KHK’yla 18 bin 632 kişi ihraç edilmişti; 12 dernek, üç gazete ve bir televizyon kapatıldı. İhraç edilenlerden 199’u akademisyen. 18’i ise ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı bildirinin imzacısı.

Açıklamada ayrıca, "7 Temmuz’da son KHK diye tanımlanan fakat son olmayan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile çoğu akademisyen, sağlık emekçileri, öğretmen, polis olmak üzere toplam 18 bin 632 kamu personeli daha memuriyetten çıkarıldı. 21 Temmuz 2016 tarihinden beri 7 kez uzatılan OHAL – KHK ler sonucunda toplam 3162 KESK üyesi arkadaşımız ihraç edilmiştir. 701 nolu ihraç KHK’si ile İzmir özelinde Dokuz Eylül üniversitesinden daha önce açığa alınmış olan barış imzacısı 9 akademisyen arkadaşımız ve 4 SES üyesi sağlık emekçisi arkadaşlarımız da ihraç edildiler" denildi.

UMUT ASLA BİTMEZ

Yapılan ihraçların umudun karşısında duramayacağını ifade eden Eğitim Sen mensupları, "Gezi direnişiyle eşitliğin, özgürlüğün ütopya olmadığını gösteren milyonlar; adalet için yolları aşındıranlar; vicdan ve adalet için nöbet tutanlar; mahkemelerde onurlu duruşlarıyla yargılayanları yargılayanlar; derelerine, ormanlarına sahip çıkanlar; barış talebini yükseltenler; emekten yana bir ülke için mücadeleden asla vazgeçmeyenler; üniversiteleri, madenleri, fabrikaları direniş alanlarına çevirenler; kadına yönelik şiddete, ayrımcılığa karşı direnen, emeğine, bedenine, kimliğine sahip çıkan ve sokakları asla terk etmeyen, itaat etmeyen kadınlar varken bu ülkede umut asla bitmez!" dedi ve ekledi: "Herkesi umudu ve direnişi sahiplenerek çoğaltmaya, tek adam rejimine karşı demokrasi için mücadeleye çağırıyoruz."

Basın açıklamasının tamamı şöyle:

15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle ilan edilen OHAL ve 15 günde bir çıkardıkları KHK’leri kendisine muhalif olanları susturmanın aracına dönüştüren AKP iktidarı, 24 Haziran seçimlerinden sonra parlamentoda salt çoğunluğu elde edememesine rağmen, partili cumhurbaşkanı KHK ler ile tüm yetkileri kendisine bağlayarak gücü elinde tutmaktadır. Şimdiye kadar yaptığımız basın açıklaması ve eylemlerde OHAL ve KHK rejiminin amacının tek adam sultasını yaratmak olduğunu söylemiştik.

24 Haziran seçimlerinden sonra her gün yeni bir KHK ile güne başlar olduk. 698, 699 ,700 sayılı KHK’ler ile Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine uyum sağlamak amacıyla ardı ardına uyum KHK’leri yayımlandı. Bu KHK ler ile başbakan ve bakanlar kurulu ifadeleri çıkarılarak yerine cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yardımcıları ifadeleri konuldu. Bakanlar kurulu, hükümet, başbakanlık ifadeleri cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanlığınca şeklinde değiştirilerek, bakanlar kurulu cumhurbaşkanlığına devredilmiş oldu. Tüzükler yönetmelik, kararnameler artık karar haline dönüştü. Bu çıkan kararnameler 9 Temmuz da cumhurbaşkanının yemin töreninden sonra tek yetkinin cumhurbaşkanında olan karar olarak hayatımıza girmiş oldu. Bakanlar kurulu ve parlamentonun fiilen ortadan kalktığı tek yetkinin cumhurbaşkanında olduğu yeni bir sistem ile karşı karşıyayız.

KHK’ler yeni bir rejim inşası doğrultusunda araçsallaştırıldı, KHK’ler aracılığı ile olağanüstü hal süreklileştirildi, tek adam rejimi yasal olmayan biçimde güçlendirilerek, 24 Haziran seçimlerinden sonra çıkarılan uyum KHK leri ile de tek adam rejimi yasal hale getirildi.

7 Temmuz’da son KHK diye tanımlanan fakat son olmayan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile çoğu akademisyen, sağlık emekçileri, öğretmen, polis olmak üzere toplam 18 bin 632 kamu personeli daha memuriyetten çıkarıldı. 21 Temmuz 2016 tarihinden beri 7 kez uzatılan OHAL – KHK ler sonucunda toplam 3162 KESK üyesi arkadaşımız ihraç edilmiştir. 701 nolu ihraç KHK’si ile İzmir özelinde Dokuz Eylül üniversitesinden daha önce açığa alınmış olan barış imzacısı 9 akademisyen arkadaşımız ve 4 SES üyesi sağlık emekçisi arkadaşlarımız da ihraç edildiler.

2 yıl önce, (diğer birçok üniversitede olduğu gibi) üniversitelerde bir “cadı avı”nın fitili ateşlendi. 15 Ocak 2016’da “Barış Akademisyenleri” diye bilinen 12 öğretim elemanı hakkında soruşturma başlatıldı. 2212 akademisyen barış talep eden bir metne imza attılar. Birlikte yaşamı savunan, devletin tüm yurttaşlarına eşit davranması gerektiğini belirten ve çatışmacı yollar yerine barış seçeneğini hatırlatan kısa bir metne imza attılar diye, devletin en tepesinden yan odalarımızda oturan kimi meslektaşlarımıza kadar ihbarcılık yayıldı.

Rektörlerin, genel sekreterlerin, dekanların ve maalesef yan odalarda oturanların içlerindeki kötülük ve iktidara yaranma güdüsü bir an ortaya çıkıverdi. Barış imzacıları ile yetinmediler; sendika aktivistlerini, işgüvenceleri için mücadele eden araştırma görevlilerini de fişlediler.

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde 2 yıldır süre giden husumet ve cadı avı haklarında soruşturma açılan 12 akademisyenden dördü emekli olmak zorunda kaldı. Diğer sekiz akademisyen arkadaşımızda nerdeyse 1 yıl açıkta bekletilerek, 701 nolu KHK ile de emekli olan arkadaşımız dahil ihraç edildiler. Ayrıca önceki dönem rektör olan ve arkadaşlarımızın açığa alınmasını sağlayan Prof. Dr. Adnan KASMAN da 701 nolu KHK ile ihraç edilmiştir.

İhraç edilen tüm arkadaşımız Su gibi berraktır, hepimizin ve ülkemizin yüz aklarıdır. Onlar;

  • Türkiye’deki en yüksek puanlarla profesör olmuş tıpçılardır.
  • Dünya literatürüne giren bilimcilerdir.
  • Sadece profesörlüğünde 115 uluslararası makale yazanlardır.
  • Uluslararası meslek derneği başkanlarıdır.
  • Onlarca kitaba, makaleye, bildiriye, projeye emek verenlerdir.
  • Dünya çapçında hekimlerdir.
  • Avrupa üniversitelerinde ders verenlerdir.
  • Sayısız ödül alanlardır.
  • Sadece disiplin içi çalışmalarla yetinmeyip toplumsal sorumlulukları gereği raporlar hazırlayanlar, atölyelere katılanlardır.
  • Kamuya açık onlarca panele, konferansa katılanlardır.
  • Sivil toplum kuruluşlarının gönüllüleridir.
  • Sendika ve meslek odalarının aktivistleridir.
  • Laik , bilimsel eğitim mücadelesini her alanda yaygınlaştırmaya çalışan öğretmenlerdir.
  • Gece- gündüz demeden 24 saat nöbet tutan hemşirelerdir.

Bu karanlık dönemde, ne yazık ki olan öğrencilerimize olmaktadır. Üniversiteler, okullar yozlaşmakta; laik ve bilimsel eğitim tükenmektedir.

Ama bu karanlık süreçte olanları asla unutmayacağız. Kraldan çok kralcı üniversite yöneticilerini, ihbarcı memurları, kafasını kuma gömen meslektaşlarımızı unutmayacağız.

Bu ülkenin emek ve meslek örgütleri ve demokrasi güçleri olarak;

Emek, demokrasi, laiklik ve barış mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz.

Eğitim ve sağlık başta olmak üzere hayatın her alanında topluma dayatılan gericileşmeye, çocuklarımızın ve toplumun geleceğinin çalınmasına izin vermeyeceğiz.

Barış içerisinde bir arada yaşamı, demokratik, laik, eşit, özgür ve adil bir düzeni birlikte inşa edeceğiz.

Gezi direnişiyle eşitliğin, özgürlüğün ütopya olmadığını gösteren milyonlar; adalet için yolları aşındıranlar; vicdan ve adalet için nöbet tutanlar; mahkemelerde onurlu duruşlarıyla yargılayanları yargılayanlar; derelerine, ormanlarına sahip çıkanlar; barış talebini yükseltenler; emekten yana bir ülke için mücadeleden asla vazgeçmeyenler; üniversiteleri, madenleri, fabrikaları direniş alanlarına çevirenler; kadına yönelik şiddete, ayrımcılığa karşı direnen, emeğine, bedenine, kimliğine sahip çıkan ve sokakları asla terk etmeyen, itaat etmeyen kadınlar varken bu ülkede umut asla bitmez!

Umut biziz!

Biz halkız!

Herkesi umudu ve direnişi sahiplenerek çoğaltmaya, tek adam rejimine karşı demokrasi için mücadeleye çağırıyoruz.