‘Eğitim sistemi sanatı tamamen yok sayıyor’
07.08.2018 09:49 KÜLTÜR SANAT
Eğitim Uzmanı Prof.Dr. Erhan Erkut: Sınavsız sistem mümkün değildir. Öğrencinin becerilerini kanıtlamasını sağlayan bir sistemin olması lazım

DERYA AYDOĞAN [email protected]

Gençler meslek tercihleri yaparken ilgi duydukları sanatsal alanlardan daha çok toplum tarafından ‘altın bilezik’ olarak gördüklen meslekleri seçmek zorunda kalıyor. Dosyamızın dün yayımlanan bölümünde Sosyolog Volkan Çobanoğlu, iktidar ve medyanın sanatçıyı itibarsızlaştıması sonucunda ailelerin çocuklarını ‘sanatçı’ olmasından çekindiklerini belirtti.

İktidar ve medya sanatçıyı itibarsızlaştırken eğitim sistemimiz öğrencilere nasıl bir bakış açısı ile yaklaşıyor? Konuyla ilgili merak ettiklerimizi Eğitim Uzmanı Prof. Dr. Erhan Erkut ile konuştuk.

»Siyasi iktidar ve medya sanatçıyı itibarsızlaştırırken eğitim sistemimiz sanatçıya nasıl bir bakış açısı ile bakıyor?
Aslında sadece sanat özelinde bir şey değil bu. Akademisyen, üniversite, eğitimci ve eğitim de itibarsızlaştırılıyor.

»Öğrencilerin sanatsal alana yönlendirilmeleri ile ilgili eğitim sisteminde ne yapılabilir?
Bunun ilköğretimde yapılması lazım. İlköğretimde çocukların becerilerinin, yeteneklerinin keşfedilip, desteklenmesi lazım. Şuan ki sınav sistemimiz sanatı, sporu, müziği tamamen dışlayan bir sistem. Aktif olarak veliler çocuklarını bu konuların dışındaki konulardan uzak tutuyorlar. Sporu bıraktırıyor mesela. Müzikle ilgileniyorsa ’ilgilenme’ diyor. Sonra böyle bir ulustan sporcu, müzisyen, sanatçı yetişmesini bekliyoruz.

egitim-sistemi-sanati-tamamen-yok-sayiyor-496564-1.

Sistem sanatı lüks gibi gösteriyor
Sanatın gerilemesi ya da geriletilmesi Türkiye fenomeni de değil sadece. Sanat değil sadece, sosyal bilimler, insani bölümler bu konuda bütün dünyada gerileme görüyoruz. Bu biraz kapitalist sistemin bunları lüks olarak görmesi. Kendi işine yarayacak insanları yetiştirmesinin öne çıkarılmasıdır. Türkiye bunun örneklerinden bir tanesi sadece. İnsan refahını ele alan bir eğitim sistemi geliştirmek gibi bir hedefimiz olduğunu düşünmüyorum. Diplomayı nasıl nakite çeviririz kafası hakim ne yazık ki.

»Aileler çocukları sanat eğitimi alsın diye özel okullara göndermek zorunda kalıyor. Bunu da tabii sadece maddi olarak karşılayabilen aileler yapıyor.
Eğitime ulaşımda, eşitsizliğin bir boyutu da bu. Maalesef devletin kontrolündeki sosyal bilimler lisesi, sanat lisesi bunların sayısı oldukça az. Dolayısıyla bu alanlarda uzmanlaşmak, eğitim almak isteyen çocuklar, özel okullara yönelmek zorunda kalıyorlar.

Sosyoloji, felsefe ve sanat yok sayılıyor
»Sınavsız giriş sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sınavsız girişin Türkiye’de mümkün olmadığını düşünüyorum. Çünkü istenilen bölüm ve üniversite kontenjanı çok kısıtlı. İsteyen sayısı ise çok yüksek. Arada bu kadar büyük bir fark olduğu zaman, sınavsız üniversite girişi olmaz. Dünyada hiçbir yerde yok bu. Bizdeki problem bunun çoktan seçmeli sınavla yerleştirilmesi. Ve bu sınavdaki konularında kısıtlı olması. Türkçe, matematik, fenden ibaret olması. Antropoloji, sosyoloji, felsefe, sanat gibi şeyler yok sayılıyor. Bu durum bir yana , eğer yabancı dil okumayacaksanız, yabancı dil sınavından bile iyi bir puan almanız gerekmiyor.

Yabancı dili geçtim, Türkçe kompozisyon olmadığı için sınavda Türkçe yazmayı bilmiyor çocuklar. Sadece çoktan seçmeli Türkçe sınavında başarılı olmayı biliyorlar. Okuduğunu anlatmaktan aciz, yazamayan bir nesil yetiştiriyoruz. Ama bunun faturasını sadece bu iktidara çıkarmak yanlış. Bu çok uzun yıllardan beri Türkiye’de mevcut. Sınavın başka şeylerle desteklenmesi lazım. Tek seçici olmaması lazım. Bunun dışında başka sınavlar olabilir, öğrenci dosya hazırlayabilir, öğrenciye mülakatlar yapılabilir. Öğrencinin becerilerini kanıtlamasını sağlayan bir sistemin olması lazım.

***

Biz çocuklara önce sevgiyi öğretmeliyiz

egitim-sistemi-sanati-tamamen-yok-sayiyor-496565-1.

Eğitim sistemi ile ilgili görüşlerini ifade eden Müjdat Gezen her şeyin bilinçli yapıldığını söyledi. Gezen, “Eğitimin hiçbir dalında çocuklar istediğini alamıyor. Ben vaktiyle üniversitede konuşmalar yaptığımda, ‘İstediği bölümde okuyan varsa el kaldırsın’ diyordum, 1200 kişilik amfide 30 kişi zor el kaldırıyordu. Bu sistemin bence bilinçli olarak yaptığı bir şey.

‘Sevilerek yapılan çöpçülük, sevilmeden yapılan doktorluktan iyidir’. Bir işin içine sevgi katmıyorsanız o işten hayır beklemeyin. Çocuklara evvela sevgiyi öğretmeliyiz. İyi insandan, iyi aktör, iyi bahçıvan, iyi bakkal, iyi doçent çıkacağını söylüyoruz. Önce iyi insan olmak lazım. Bu ülkede insanlar istediği branşı rahatlıkla okuma imkanı bulamıyorlar.

Öğretmen olmak istiyor, okumuş. Ancak atanamıyor, olmayacak işler yapıyor. Bu sadece eğitim sisteminin değil, içinde bulunduğumuz mevcut sistemin hatta sistematiğin bu ülkeyi ne hale getirdiğidir. Burada en kötüsü şudur, Avrupalı bir insan arkasında devletinin olduğunu bilir. Bizde ise devlet, hiçbir zaman halkı ile barışmamıştır. Hâlâ her gün, kapım ne zaman çalınır, beni tutuklarlar mı, birine hakaret mi ettim acaba gibi korkularla yaşayan bir toplum olduk biz.

Siyasilerin sanatçıları itibarsızlaştırmaya çalışması bir gerçektir… Dünyanın pek çok ülkesinde sanatçı olmak için girilen okullar ağır sınavlarla dolu. Onun için daha bir seçici, yani elekten geçicidir. Diğer işlerde yakınınızı en yüksek mevkiye bile getirebilirsiniz. Ama sanatta torpille kimseyi yüksek yerlere getiremezsiniz. Bence bu da üzerinde durulması gereken, olayları daha yukarıdan analiz etmek daha doğru olur. İçinde bulunduğumuz eğitim sistemi bugüne kadar 7 tane milli eğitim bakanı değiştirmiş öncelikle bunu bir sorgulamak lazım” dedi.