Ekmek yok, pasta isteyen
EVRİM COŞAR BİLGİN EVRİM COŞAR BİLGİN
İsveç’te basın sektörüyle hükümet arasında temposu giderek yükselen bir pazarlık sürüyor. Peşin peşin söyleyelim hükümetin eli çok...

İsveç’te basın sektörüyle hükümet arasında temposu giderek yükselen bir pazarlık sürüyor. Peşin peşin söyleyelim hükümetin eli çok güçlü. İktidardaki ikinci dört yılını yarılayan sağ blok koalisyonun Kültür Bakanı Lena Adelsohn Liljeroth, İsveç basını üzerinde ‘dördüncü kuvvet’ deneyi yapıyor.

1955 doğumlu kadın bakan, 70’lerin ortalarında gazetecilik eğitimi almış. 2002’de parlamenter olana kadar gazetecilik yapmış. Yine de Lena Liljeroth adı, uluslararası arenada, bakanın imzasını attığı “naif” ırkçı bir skandalla birleşmiş durumda. Bu yıl Dünya Sanat Günü’nde, Stockholm Modern Sanat Müzesi’nde düzenlenen bir toplantı sonrası, bir sanatçının hazırladığı, Afrikalı çıplak kadın figürlü pastayı, eline tutuşturulan bıçakla kesen ve oradakilere dağıtan Bakan Liljeroth dünya basınına konu olmuştu. Pastayla kadın sünnetine dikkat çekmek isteyen sanatçı başarıya ulaşırken Bakan Liljeroth, kadın sünnetine ve ırkçılığa maruz kalanlarla dalga geçmekle suçlandı. Bu haberi, haftalarca köpürten İsveç gazetelerinin geleceği şimdi aynı Kültür Bakanı Lena Liljeroth’un ellerinde.

İsveç’te basın sektöründeki kriz son aylarda oldukça derinleşti. Yüzlerce gazeteci işsiz kaldı. İlan verenlerin farklı medyalara kaymasıyla küçülme politikalarına yönelen yazılı basın, artan masraflarını okuyucuya da yansıtamıyor. İsveç’te zor durumda olan süreli yayın organları, hükümet eliyle dağıtılacak basın desteğini bekliyor. Basın desteği, İsveç’in günlük basında çoğulculuğu ve rekabeti korumak için devletin 40 yıldır sürdürdüğü bir politika. Dağıtım ve yürütme desteği olarak iki kaleme ayrılıyor. Ülkede 1500 tirajını yakalayan bütün süreli yayınlar yürütme desteğinden yararlanabiliyor. Bölge bölge gazete tirajları belirleniyor. En çok basılıp satılan gazete, destekten pay alamıyor. Basın desteği, ikinci sıradaki gazeteyle başlayıp dağıtılıyor. Devletin dağıtacağı basın desteğinin miktarını, sıklığını hükümetler belirliyor. Örneğin 2011’de, önceden planlanan, 565 milyon kron basına pay edildi. Dağıtım kaleminde ise abone sistemini oturtmuş gazeteler, maliyetlere yansımaksızın, devlet tarafından okuyucuya iletiliyor.

Kültür Bakanının “Ben de kısa dönemde neler olacak göremiyorum” dediği, İsveç yazılı basını büyük bir değişimin içinde. Gazeteler, kâğıttan dijital formata geçiyor. Ara formüllerle örneğin, yayım günlerini, haftada iki güne indiriyorlar. Svenska Dagblaget ve Skånska Dagblaget gibi seneler içinde iki milyar kronluk büyük devlet desteği almış olan gazeteler bile işletmeyi döndüremiyor.

Hükümet, ‘İsveç günlük medyasına neler oluyor?’ sorusuna cevabı anlamak için parlamentoda bir komisyon kurdu. İlk planlamalarını tamamlayan komisyon, “Biz en erken Ağustos 2013’te konuşuruz” dedi. Sağcılar da yeni yasal düzenlemeler gerekli diyip basına destek paketini Ocak 2017’ye ertelediler. Olan gazetecilere oldu, tazminatlar konuşulmaya başlandı.

Bu sancılı dönemde hükümet kanadının patronu Kültür Bakanı Lena Adelsohn Liljeroth, yaşananları, İsveç’teki çok güçlü demokrasinin, günlük basına ihtiyacının kalmaması olarak değerlendiriyor. “Günümüzde demokratik dengeleri kuran farklı aktörler var. Başka medyalar ve sivil toplum kuruluşları, iktidarda olanları inceliyor. Günlük basın eskisi kadar önemli değil. Yine de kabul ediyorum, bir konuda görüş sahibi olmak için google yapamazsınız” diyor. Bakan ekonomik krizin nasıl atlatılacağının formülünü de şöyle çıkartıyor: “Geleneksel basın İsveç’te hemen şimdi ölmeyecek ama değişecek. Belki de gazete dediğimiz şey, hafta sonları daha kalın olarak elimizde, hafta içi ise sadece dijital ortamda olacak. Bütün dünya aynı soruyu soruyor nitelikli gazetecilikten nasıl para alınır?”

Dünya beklesin. İsveç günlük medyası, bakan zoruyla haber atlatır. Demek her memlekette ileri demokrasi dönüp gazetecinin başına bela oluyor.