Ekonomi büyümüyor, şişmanlıyor
ASLI AYDIN ASLI AYDIN
Ekonomideki yapısal sorunların kredi genişlemesiyle örtülmesi şişkinlik yaratabilir, fakat unutmayalım ki kapitalizmin en büyük krizleri ‘oturduğu yerde şişmanlamadan’ meydana gelir

2017 yılının ilk çeyreğinde ekonomik büyüme yüzde 5 gibi ‘yüksek bir rakam’ ile gerçekleşti. Büyüme rakamı açıklandığında, ekonomik gelişmeleri asgari ölçüde takip edenler kuvvetle muhtemeldir ki ilk olarak şu soruyu sordular: Enflasyonun yüzde 11.75, işsizliğin yüzde 12.6 olduğu bir ekonomi nasıl yüzde 5 büyür?

Sorunun yanıtına ışık tutacak temel verileri inceleyelim;

Kelimenin tam anlamıyla ite kaka, yani tüm kredi imkanları seferber edilerek ekonomik büyümenin 2017’nin birinci çeyreğinde yüzde 5 olarak gerçekleşmesinin, öyle abartıldığı gibi aman aman bir performans olmadığı ile başlayalım. Bu kadar kredi pompalaması ve Türkiye ekonomisinin tüketim yapısı göz önüne alındığında bu büyüme rakamının gayet sıradan olduğunu söyleyebiliriz. Hatta istatistiksel verilerin bizlere izin verdiği ölçüde (zincirlenmiş hacim endeksine göre) karşılaştırma yaptığımızda bu yılın ilk çeyrek rakamı, 2010 yılından bu yana sağlanan birinci çeyrek büyüme ortalamalarının altında kalıyor.

ekonomi-buyumuyor-sismanliyor-303781-1.

Harcamalar yönüyle incelendiğinde 2010-2017 dönem aralığında açık ara farkla 2017 yılında kamu harcamaları ve ihracat tarafında önemli bir sıçrama gözüküyor. Özel tüketim harcamalarında önceki yıla göre bir artış gözlense de, bunu ortalama içinde ele aldığımızda çok ciddi bir farklılık gözükmemekte. Ücret tarafında bir iyileşme olmadan, salt kredi desteğiyle sağlanan özel tüketim artışı 2017’nin ilk çeyreğinde zincirlenmiş hacim endeksi verilerince yüzde 5,1 olarak gerçekleşirken, yedi yıllık ortalama seviyesi 6,2’nin altında kalıyor.

Belli ki 2017 yılı, bugüne kadar hasıraltı edilen yatırım harcamalarındaki sorunun artık görünmez kılınabileceği bir yıl olmaktan çıkacak. Lakin yatırımlardaki 7 yıllık değişim ortalaması yüzde 11’den 2017’de yüzde 2,2’ye çakılmış gözüküyor. Yatırımın olmadığı bir ortamda, istenirse yüzde 10 büyüme kaydedilsin, bunun ne vatana ne de millete faydalı bir büyüme olmayacağının bir kez daha altını çizelim. Yatırım meselesi çok ciddi fakat bir o kadar da ciddiye alınmayan bir sorun malesef…

ekonomi-buyumuyor-sismanliyor-303782-1.

Mali disiplin rafa kalktı
Peki, 2017’nin ilk üç ayında ekonomiyi ne büyüttü diye soracak olursak… Tablodan da izlenebileceği üzere ortalamanın üstüne çıkan kamu harcamaları ve ihracattaki artış dikkat çekici. Referandum harcamalarının tarihsel rekorlar kırdığını daha önce yazmıştık. Kamu maliyesindeki bozulan dengelerden de kolaylıkla anlaşılabileceği gibi kamu bütçesinde kesesinin ağzının bu dönem epey açıldığını rakamlardan da görebiliyoruz. Elbette kamu hizmetleri için aynı şeyi söylemek oldukça güç, yani eğitim ve sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinde aynı mali disiplin devam ediyor. Fakat iş ihale, kredi, teşvik vb mekanizmaları çalıştırmak olduğunda mali disiplinin bir anda rafa kalktığı ortada.

İhracata gelince… Bir önceki yılın aynı ayına göre verilerle karşılaştırıldığında, Ocak ayında yüzde 18’e yakın bir artış kaydeden ihracata, yüzde 16’lık artışla ithalatın eşlik ettiği görülüyor. İhracattaki bu artış Şubat’ta bir anda eksiye düşerken mart ayını yeniden pozitif bir artışla kapamış. Ne var ki mart ayındaki yüzde 13,5’lik artış, Nisanda yeniden yüzde 7,4’e inmiş. Üç aylık ortalaması ancak yüzde 10 iken, 2008’deki yüzde 45’lik seviyesinin yakınına bile yaklaşamamış. Sözün kısası ihracat performansını ‘en kötüye’ göre değerlendirmek ile geçmişteki iyi denilebilinecek performansına göre değerlendirmek arasında fark var.

Velhasıl ekonomideki tüm verileri içeriklerinden kopararak değerlendirdiğimizde, ortaya bize ait olmayan bir öykü çıkıyor. Bu ‘büyüme öyküsüne’ inanmak elbette serbest, fakat bunun hiç kimseye faydasının olmayacağı da açık. Ekonomideki reel ve yapısal sorunların kredi genişlemesi yoluyla örtülmesi bir şişkinlik yaratabilir, fakat unutmayalım ki kapitalizmin tarihindeki en büyük krizler çoğunlukla bu reelden kopuk şişkinliklerden yani ‘oturduğu yerde şişmanlamadan’ meydana gelmişlerdir.