Ekonomi eğrilere değil insana ilişkindir
HAYRİ KOZANOĞLU HAYRİ KOZANOĞLU
Krizin akut hale geldiği 2008 sonbaharından daha bir yıl geçmişken, tüm “İtiraflar”, “öz eleştiriler”, “kendini kırbaçlamalar” adeta unutuldu

Krizin akut hale geldiği 2008 sonbaharından daha bir yıl geçmişken, tüm “İtiraflar”, “öz eleştiriler”, “kendini kırbaçlamalar” adeta unutuldu, eski alışkanlıklara geri dönüldü
Küresel ekonomik krizin baş göstermesiyle birlikte, “neoliberal itikat”  sahiplerinin aniden inançları sarsıldı, ezberleri bozuldu. Hele bir zamanlar “maestro” lakabı yakıştırılan Amerikan Merkez bankası eski başkanı Alan Greenspan’in, “inandığı ideolojinin yanlış olabileceğini kavramasıyla ‘şok’ içerisinde bulunduğunu” itiraf etmesi iktisatta “ana akım” meslek erbabını iyiden iyiye bedbinliğe sürükledi.
YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR
Üstelik “zamanın ruhunun” değiştiğini hisseden bazı iktisatçılar “yavuz hırsız” misali içinden geldikleri disipline yüklendikçe yüklendiler. Örneğin, maruf Londra Ekonomi Okulu’nun önde gelen hocalarından, üstelik merkez bankalarının en doktrinerlerinden İngiliz Merkez Bankası’nın bir zamanlar tepelerinde bulunmuş Willem Buiter açtı ağzını yumdu gözünü:
“Anglo-Amerikan üniversitelerinde son otuz yılda alınan tipik bir lisans üstü makro-ekonomi veya parasal ekonomi eğitimi, ekonomik davranış ve ekonomi politikalarına ilişkin onlarca yıl süren ciddi araştırmaları geri götürmüş olabilir. Bu bireysel ve toplumsal anlamda zaman ve kaynak israfıdır…”
Yerimiz Buiter’den ancak böyle kısa bir alıntıya olanak tanıyor. Yoksa o hızını  alamıyor, veryansın etmeyi sürdürüyor. Nobel ödüllü iktisatçı Paul Krugman’ın da, “Son otuz yılda makro-ekonomi, en iyimserinden hiçbir işe yaramaz, en kötümserinden de doğrudan zararlıdır,” ifadesini kullandığını biliyoruz.
Gelgelelim, krizin akut hale geldiği 2008 sonbaharından daha bir yıl geçmişken, tüm bu “İtiraflar”, “öz eleştiriler”, “kendini kırbaçlamalar” adeta unutuldu, eski alışkanlıklara geri dönüldü. Krize neden olduğu söylenen aşırı likidite neredeyse sele dönüştü; borsalar, altın ve diğer metalar, tahviller velhasıl tüm varlık fiyatları tekrar asansör gibi tırmanmaya başladı. Hem de işsizliğin alıp başını gittiği, kamu borcunun kabardığı, krizin nüksetmesi halinde daha yüksek bir insani fatura çıkacağı bilinirken.
"KRİZLE MÜCADELE BİZDE ÖĞRENİLİR"
Bu arada okullar da açıldı, üniversiteler kaldıkları yerden aynı  “hurafeleri” temcit pilavından beter, çünkü ısıtmaya bile gerek duymadan, öğrencinin önüne sürmekten vazgeçmiş görünmüyorlar. Üstelik bazı vakıf üniversiteleri, yavuz hırsız misali, “krizle mücadele ancak bizde öğrenilir” türü bezirganlıklara başvurmayı ihmal etmiyorlar.
Biz de durumdan vazife çıkararak, medya ve kültür eleştirilerinde yoğunlaşan Adbusters dergisinin “neoklasik ekonomiyi” masaya yatırdığı özel sayısından bazı alıntılar yapmayı görev bildik. İsterseniz önce 2000 yılında Fransa’da ortaya çıkan “post-otistik” hareketiyle başlayalım.
Bu hareket Fransa’nın elit okulu ‘Ecole Normale Supériore’da (ENS) filizlenir. Öğrenciler öncelikle “piyasaların her sorunu çözeceği” doğmasını mercek altına alırlar. Otistik analojisi, otizm hastaları gibi ekonomi disiplininin dış dünyadan kopukluğu, meslek mensuplarının zeki ama obsesif karakterlerinden yola çıkılarak yapılır. Öğrenciler gerçekle ilgisi bulunmayan varsayımlara dayalı matematiksel modellere kazan kaldırırlar. İstedikleri, aslında farklı görüşlere, farklı teorilere de yer veren çoğulcu bir eğitimdir. İşsizlik, ekolojik kirlenme gibi temel konuların, “neyleyse güzel eyleyen” piyasaların insafına terk edilmeden, başlı başına bir sorun olarak ele alınmasıdır. Post-otistik ekonomi hareketinin öğrenci liderlerinden Emmanuelle Benicourt umutlarını şöyle anlatıyor:
Biz ekonomi derslerinin öğretilmesinde somut dönüşümleri tetiklemeyi umut ediyoruz… Biz gerçek dünyadaki ekonomi fenomeninin anlaşılabilmesinin insanlığın geleceği açısından çok önemli olduğuna inanıyoruz. Fakat ekonomiye ve ekonominin öğretilmesine hakim olan bugünkü dar, çağın gerisinde kalmış, naif yaklaşımlar bunu imkansız kılıyor. Bunun için önerdiğimiz reformların, hem etik hem de ekonomik anlamda sadece Fransa’da değil tüm dünyada arkasının kovalanması gerektiğine inanıyoruz.
Nitekim hareket Anglo-Sakson dünyasının “top” üniversitelerinde de karşılık bulur. Gelecek korkusu, CV’leri “temiz tutma” kaygısı çoğu ekonomi öğrencisini ürkütse de İngiltere’nin Cambridge ve Oxford, ABD’nin Harvard üniversitelerinde hararetli bir tartışma ortamı yaratılır. Post-otistik ekonomi bülteni 7500 kişiye ulaşır. Bu bültende Steve Keen'in “Neoklasik ekonomi bir din haline geldi. Çünkü matematiksel bir cilası var, bu cila kelimesinin altını çiziyorum. Nedeni, öğretilenlerin gerçekten doğru olduğuna inandırması. Bir kez bir şeyin doğruluğuna inanırsanız, dışarıdan bir etkiyle güveniniz sarsılana kadar bu düşünce tarzını terk edemezsiniz.” yorumundaki gibi çizgi dışı fikirler yer bulur.
Harvard’da ise eleştiri okları George Bush’un ekonomi kurmayı Martin Feldstein’e yönelir. Hazret bir yandan Harvard’da ekonomiye giriş dersini uzun yıllardır elinde tutmakta, taze dimağlara “neoliberal ideolojiyi” zerketmektedir. Öte yandan da ekonomi bürokrasisinde adeta bir imparator ölçüsünde belirleyici konumunu muhafaza etmektedir. Bu nedenle Bush’un ekonomi kadrosu, “Felstein mezunlar kulübü” diye anılmaktadır. 22 ülkeden ekonomi öğrencileri ve akademisyenlerin imzaladığı bir açık mektupla ekonomi bölümlerine başvurulur, şikayetler dile getirilir. O sıralar Harvard’ın başkanı şimdilerde Obama’nın baş danışmanı Lavrence Summers’dır. Hani kadınların matematik zekalarını kendince mizah konusu yapan, baş ekonomistliğini yaptığı Dünya Bankası’nın ekolojik artıkları yoksul ülkelere yığmasını öneren zat-ı muhterem.
 Muhalifler haliyle mektuplarına tatminkar bir yanıt alamazlar ama, yine de yeni bir ders koydurmayı başarırlar. Aktivistlerden Jessie Marglin’in babasının verdiği derste standart ders kitapları kullanılsa da, en azından öğretilenlerin altında yatan varsayımlar kritik bir mercekten gözden geçirilir, sorgulamaya açık öğrencilere farklı bir perspektif sunulur. Sorgulayan, düşünen, vicdanlarının sesine kulak veren öğrencilerin eleştiri bombardımanından kendini kurtaramayanlardan biri de George Mankiw olur. Bu Harvard profesörü 800 sayfalık, renkli resim ve grafiklerle bezeli, ilginç hikaye ve kutularla cazibesi artırılan, dünyada en yaygın okutulan iktisat kitabını kaleme alan kişidir. Türkiye’de İngilizce eğitim yapan üniversiteler de dahil, kitap adeta küresel bir tekel oluşturmuştur.
‘İŞSİZLİK VARSA SENDİKA SUÇLUDUR’
Mankiw da neoliberal doktrinin Ortodoks bir izleyicisidir. Eğer bir ekonomik sorun baş gösterirse ya piyasalar mükemmel işlememektedir, ya da mevcut değildir. Mankiw’a göre eğer işsizlik varsa; işsizlik ödeneği, sendikalar ve asgari ücret suçludur. Piyasalara bu müdahaleler ortadan kalkarsa işsizlik de kalmaz. Bir röportajda Harvard’ın kapıcılarının ücretlerinde mütevazi bir artışın bile felaket olacağını söylemekten çekinmez.
Öğrenciler Mankiw’un kitaplarını “muhafazakar propaganda” olarak niteler, “tüm bir nesli doktrine ettiğini” öne sürerler. Protestolar karşısında daha önce söz ettiğimiz gibi alternatif olarak Steve Marglin’in dersi konur. Ne yazık ki Marglin’in dersinin yeterli kredisi olmadığı için Mankiw 800, Marglin ise ancak 100 öğrenciyi cezp eder. şimdi mizah hissi gelişkin öğrenciler “direnişlerini” Mankiw’un kitaplarına şu pulu yapıştırmakta cisimleştiriyorlar:
Uyarı:
Bu ekonomi kitabı sadece eğlence amaçlıdır. Bu çalışmada yer verilen kişiler ve olaylar tamamen hayalidir. Gerçek yaşamla benzerlikler sadece tesadüfidir. Buradaki teorilerin uygulanması iklim değişikliğinin artması, ücret farklılıklarının iyice açılması ve sefaletin yayılması risklerini taşır. Bu yüzden bazı türlerin kökünün kuruduğu bilgileri alınmıştır.
Alınan bilgilere göre yine George W.Bush’un danışmanlarından Stanford ekonomi profesörlerinden John B.Taylor yeni bir ders kitabı hazırlıyormuş. Kitabın adı da: “Yoldan Çıkmak: Hükümet Politikaları ve Müdahaleleri Finansal Krizlere nasıl neden oldu, uzattı ve kötüleştirdi” imiş. Hani akla ister istemez zamanın Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın, “bu ülkeye komünizm gerekirse biz getiririz” sözlerini getiriyor. Zaten Türkçe’de de ilk kriz kitabını bu ülkede neoliberal ideolojinin yayılmasına büyük hizmeti dokunan “Ekodiyalog” programı yorumcularından Mahfi Eğilmez kaleme almadı mış
Adbusters o denli zengin bir dosya sunuyor ki buraya ancak çok sınırlı  bir bölümünü alabildik. İlgilenenler adbusters.net sitesine göz atabilirler.. İsterseniz, post-otistik hareketinin bir Madrid üniversitesi kampüsünün duvarlarına yazdığı sloganla yazımızı bağlayalım: “La economia es de gente, no de curvas!” – “Ekonomi eğrilere değil, insana ilişkindir.”