‘Ekonomideki darboğaz sanatı dibe batırdı’
09.07.2018 10:21 KÜLTÜR SANAT
Ekonomideki derin kriz halkın kültür sanat harcamaları yapmasına engel olurken, kültür sanat sektöründe ise kurumlar döviz yükselişiyle başa çıkmaya çalışıyor

Öykü Özfırat - [email protected]

Enflasyonun 14 yılın zirvesine çıktığı, yemeden içmeye her şeyin faiş zamlarla yurttaşın belini büktüğü Türkiye’de, döviz kuru ise durdurulamaz bir biçimde artmaya devam ediyor. Bu ekonomik darboğazın yükselişe geçtiği ülkede büyük şirketler küçülmeye giderken, çok sayıda orta ölçekli kuruluşlar da iflaslarını açıkladı, kepenk kapattı. Yurttaşlar ise çok sayıda kalemde harcamalarında kısıtlamaya gitmek zorunda kaldı. Bu kısıtlamaların en tepesinde ise her ekonomik krizde olduğu gibi sosyal ve kültürel harcamalar var. Artan döviz kuru, en temelde yurttaşları vurduğu gibi hali hazırda Türkiye’de sayısı gitgide azalan kültür kuruluşlarını da derinden etkiledi.

Peki bu etki ne boyutlarda? İstanbul’da faaliyet gösteren büyük kültür-sanat işletmeleri yükselen dövizle mücadele etmekte zorlanıyor. Planlamalarını çok önceden yapmalarına rağmen şirketler, özellikle uluslararası isimleri Türkiye’ye getirmekte büyük zorluklarla karşı karşıya. Buna karşın zaten büyük kitlelerce yüksek kabul edilen bilet fiyatlarında zama gidemeyen bu şirketler, kültür-sanat etkinlikleri için sponsor da bulamıyor. Devlete ödenen yüksek vergiler de cabası. Hal bu iken devletten finansal destek de alamayınca işler iyiden iyiye çıkmaza giriyor. Dünyanın en büyük kültür şehirlerinden birisi olan İstanbul’da kültür ve sanat alanında iş yapan kurumlarlara sorularımızı yönelttik, ayakta kalma mücadelelerini ve geleceğe dair planlarını konuştuk.

Sorularımıza Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nden (Zorlu PSM) Genel Müdür Murat Abbas, Kadıköy Sahne’den Müzik Direktörü Serkan Fidan, Moda Sahnesi kurucularından Selçuk Aydoğan, Pozitif’ten Yönetici Ortağı Ayşegül Turfan Mumcuoğlu, Kabak & Lin Kurucu Ortak Murat Sezgi, Big Burn Festivali’nden Pazarlama Müdürü Gökçe Özer, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ndan (İKSV) İstanbul Caz Festivali Direktörü Yardımcısı Harun İzer yanıt verdi.

»Döviz kurlarındaki artış festivalinizi/ sahnenizi nasıl etkiledi?
Kadıköy Sahne:
Mekancı olarak konuşmam gerekirse, KadıköySahne’de çok fazla yabancı sanatçı çıkartmadığımız için bundan doğrudan etkilenmiyoruz. Ancak memlekette üretilen her şeyin hammaddesi yurt dışından geldiği için dolaylı yollardan etkilenmemek mümkün değil. Afişten teknik malzemeye kadar her şey artık daha pahalı. Bir de dövizdeki artış müşterileri etkiliyor. Kültür ve sanat etkinliklerini takip eden insanlar artık daha az dışarı çıkıyor, çıktıklarında da daha dikkatli harcama yapıyor. Bizimki gibi ekonomik dengeleri ucu ucuna kurmuş bir işletme için %10’luk bir daralma bile sıkıntı olurken, son dönemde cirolardaki düşüş %30’lara çıktı. İş festivallere gelince, bu yaz için planımız tüm festivallerimize birer ikişer yabancı grup koymaktı. Ancak döviz kurunun geldiği noktada bunu yapma şansımız kalmadı. Sadece bir iki festivalde yabancı isimler olacak. Onlarla da kıran kırana pazarlık halindeyiz. Zira bugünkü kur ile ödemeyi yapacağımız gün arasındaki kurun farklı olacağından eminiz, sadece farkın ne kadar olacağını kestiremiyoruz. Adamları da pek ilgilendirmiyor tabii, para birimi bizim para birimimiz…

ekonomideki-darbogaz-sanati-dibe-batirdi-484597-1.
Serkan Fidan



Zorlu PSM: Maalesef çok olumsuz etkilediğini söyleyebilirim. Almış olduğumuz işlerin %50’den fazlası, özellikle büyük sahnede, yurtdışı kaynaklı içerikler... Bu yüzden de döviz kurlarındaki artış bizi son derece olumsuz etkiliyor.


Moda Sahnesi: Moda Sahnesi’nin yapım aşamasında bütün teknik malzemeyi euro üzerinden aldığımızdan dolayısıyla kur artışıyla birlikte oluşan TL farkı bizim için ekstra bir yük oldu.


Pozitif: Elbette bu durum riski artırıyor ve bütçe dengelerini etkiliyor. Cappadox Festivali’nden örnek vermek gerekirse, 2017 sonbaharında belirlenen bütçenin karşılığı haziran yani festival ayına geldiğimizde değerinin bir kısmını kaybetmişti. Bunu öngörerek risk yönetimi yapılmasını gerektiriyor. Uluslararası piyasada başka festival ve deneyimlere oranla daha limitli bir hareket alanı ve çok sert bir rekabet ortamı oluşuyor. Sanatçının kaşeleri, sahne prodüksiyonu, seyahat bütçeleri, kimi zaman da performansın video ve/veya yayın maliyeti sadece bilet fiyatlarıyla zaten karşılamak mümkün değil. Ki bilet fiyatlarını katılımcıya erişim yaratabilmek için makul tutmaya devam etmek şart. Kur artışı, ekonomi istikrarsızlığı dışında eski büyük ölçekte işlerden hem trend olarak uzaklaşma var hem de yeni iş gelir modellerinin yaratılması gerekiyor.

Kabak & Lin: Döviz kurlarındaki artış, sektördeki farklı ebatlardaki tüm festivalleri etkiliyor. Programınıza dahil etmek istediğiniz grupların bazılarıyla henüz fikir aşamasındayken vedalaşmanız gerekiyor. Dahil edebileceklerinizin kaç kişi seyahat ettikleri, uçaklarının nerede olacağı vb. konularda çok dikkatli olmanız gerekiyor. Bu sene festivallerde yaptığımız yanılma paylarını çoktan aştı - ve acı verici bazı bütçesel durumlar yaşadık.

Big Burn Festival: Dövizdeki artış bizi biraz küçülmeye itmese de büyümemizi engelledi. Line up’a eklemeyi düşündüğümüz bazı isimlerden vazgeçtik. Özellikle yılbaşı ile seçim arasındaki süreçte dövizdeki oynama karar alma mekanizmalarımızı oldukça etkiledi. “Bu hafta mı ödesek, haftaya düşer mi?” gibi sorular bir süre hayatımızı yönetti.

Bütçe bir yıl önce hazırlanıyor
İKSV: Bu yıl 25.’sini gerçekleştirdiğimiz İstanbul Caz Festivali’nin programı ağırlıklı olarak uluslararası sanatçılardan oluşuyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen bu sanatçılarla anlaşmalarımız çoğunlukla Euro veya ABD doları üzerinden gerçekleşiyor. Dolayısıyla kurlardaki değişiklikler bizim de planlamalarımızı önemli bir şekilde etkileyebiliyor. Festivalin bütçe hazırlıkları genelde bir önceki yılın sonbaharından başlıyor, bu yıl da aynı şekilde geçen yılın sonunda baz aldığımız kur rakamları üzerinden bir planlama yapmıştık. Diğer taraftan festivalimizin gelirlerinin büyük bir kısmı bilet satışı ve sponsorlarımızdan geliyor. Tabii bütün bu gelirlerin temelde Türk Lirası üzerinden olduğunu belirtmek lazım. Ani kur değişiklikleri, yerel ekonomideki diğer bütün kurumlar gibi bizi de ciddi şekilde olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor. İstanbul Caz Festivali’nin 21 yıldır Garanti Bankası gibi kaygı ve ihtiyaçlarımızı bilen bir festival sponsoru olmasının da festivalin sürdürülebilirliği açısından büyük bir şans olduğunun belirtmek isterim.

‘Direniyoruz’
»Bilet fiyatlarında artışa gittiniz mi?
Kadıköy Sahne:
Yansıtmamak için çok direniyoruz. Artan maliyet farkını daha fazla bilet satarak kapatmak öncelikli hedefimiz. Ama bunu başaramazsak ister istemez yansıyacaktır.

Zorlu PSM: Göreve başladığım 2014 yılının Ekim ayında ilk görev akşamımda The Beauty and the Beast (Güzel ve Çirkin) Müzikali vardı ve Amerikan Doları o gün itibarıyla 2.05 idi, bunu net bir şekilde hatırlıyorum. Bugün geldiğimiz noktada ise, dolar 4.60’ı geçmiş durumda yani döviz kurlarında çok net bir şekilde iki katından fazla bir artış söz konusu. Dışarıdan almış olduğumuz gerek müzikaller ve büyük hacimli konserler, gerekse diğer etkinliklerde elbette döviz bazında bir değişiklik söz konusu değil. Biz ise döviz kurlarındaki bu artışı bilet fiyatlarına maalesef yansıtamıyoruz. Kur bazında ise, az önce belirttiğim gibi, 2014 yılının Ekim ayına kıyasla iki katından fazla bir artış söz konusu. Halbuki bilet fiyatlarındaki artış oranlarına baktığımızda %20-25’i geçemiyoruz maalesef. Şu anki bilet fiyatlarımızın bile yüksek bulunduğu noktada bu kurlardaki artışlara paralel bilet fiyatı ayarlamaları yapabilmemiz mümkün değil.

ekonomideki-darbogaz-sanati-dibe-batirdi-484601-1.
Murat Abbas

Moda Sahnesi: Kur artışına paralel olarak bilet fiyatlarında bir artış yapmamız mümkün değil. Seyircinin alım gücünü de düşündüğümüzde kur farkı sadece bize değil seyircilerimize de bir yük getirdi.

Pozitif: Kayda değer bir artışa gitmedik. Bu gibi farkları katılımcıya neredeyse hiç yansıtmamaya çalışıyoruz, geçtiğimiz senelerle aynı oranda aynı kalan ya da geçmiş senelere oranla minimum artış oldu. Şu anda sonbahar programını hazırladığımız Babylon’da da senelerdir fiyat artışı yapmıyoruz. Sponsor markalar, partnerlerin desteği ve deneyimi sahiplenmeleri çok kritik.

Kabak & Lin: Festival katılımcılarına elimizden geldiğince yansıtmamaya çalıştık ve bu sebeple bilet fiyatlarında ciddi artışlara gitmedik. Türkiye'de etkinlik sektörü ve festivaller, ekonomik gerekçeler haricinde güvenlik problemleri, siyasi gerginlikler farklı konular sebebiyle de ciddi anlamda etkinlendiği için, fiyat artışlarını adil olan şekilde biletlere yansıtamıyorsunuz.

Big Burn Festival: Tek günlük ve iki günlük biletleri iptal ettik. Ancak kombine bilet fiyatımız 10 ile 20 TL oynadı..


İKSV: İstanbul Kültür Sanat Vakfı kamu yararına çalışan, kâr amacı gütmeyen bir kültür kurumu. Dolayısıyla etkinliklerimizin erişilebilirliği bizim için çok büyük önem taşıyor. İstanbul Caz Festivali olarak bilet fiyatlarımızı her zaman izleyicilerimiz açısından mümkün olan en uygun şekilde belirlemek isteğindeyiz. Festivalde öğrenci bileti uygulaması yapıyoruz, “Parklarda Caz” gibi ücretsiz etkinlikler de düzenliyoruz. Genel anlamda baktığımızda aslında geçen yıla göre fiyatlarımız çok büyük oranda değişmedi. Ama tabii ki konser özelinde, her konserin kendi ihtiyaç ve maliyetleri oranında farklı fiyatlandırmalara gitmek durumunda kalabiliyoruz. Mesela kapalı ve oturmalı salonlarda gerçekleşen konserlerimizin fiyatları yaklaşık geçen yıl ile aynı kalırken, Nick Cave & The Bad Seeds gibi her yıl olmayan tarzda büyük bir etkinliğin bilet fiyatı, o etkinliğin gerekliliklerine göre özel olarak belirleniyor. Ama festivalde genel anlamda bilet fiyatlarımızdaki artışların asgari düzeyde kaldığını söyleyebilirim. Diğer taraftan, fiyatlarımızın aynı sanatçıların yurtdışındaki festival ve konser bilet fiyatlarına göre de çoğu zaman daha uygun olduğunu belirtmekte fayda var.

ekonomideki-darbogaz-sanati-dibe-batirdi-484614-1.
Harun İzer

>>Yurtdışından gelecek sanatçılarla ilgili bütçe anlamında sorun yaşadınız mı?
Kadıköy Sahne:
Dediğim gibi kıran kırana pazarlıklar sürüyor. Zeytinli Rock Festivali ve bu yıl ilk kez yapacağımız Milyonfest İstanbul için yabancı gruplarla kıran kırana pazarlık halindeyiz. Bazılarının indiği en son rakamları geçen sene söyleseler belki hemen kabul ederdik ama bu yıl hayır demek zorunda kalıyoruz.


Zorlu PSM: Sanatçılarla bire bir tabii ki bütçe anlamında sorun yaşamıyoruz ama sahneye koymak istediğimiz etkinlikleri veya Zorlu PSM’de sahneye çıkarmak istediğimiz sanatçıları getirmek artık her geçen gün daha da zorlaştı, havuz iyice daraldı. Ne yazık ki, döviz kurlarındaki artışlar yurtdışı kaynaklı içerik sahiplerini çok fazla da ilgilendirmiyor. Etkinliklerin veya sanatçıların ve konserlerin yabancı para cinsinden fiyatları değişmediği için her geçen gün büyük ölçekli etkinlikleri getirmekte zorlanıyoruz. Kurlardaki hareket yukarı doğru ilerlemeye devam ettikçe önümüzdeki günlerde ve yıllarda doğal olarak yabancı içeriklerin de sayısının azalacağını öngörüyoruz.

Pozitif: Hayır çünkü zaten belirli bütçe, dönem ve konsept aralığı çerçevesine uygun olan sanatçı havuzundan aylar öncesinden risk yönetimi de gözetilerek planlama yapılıyor. Yaklaşık 30 yıllık tecrübemizde çeşitli krizlerle karşılaştık, biliyoruz ki ekonomide her zaman sürprizler olabiliyor, bunlara da hazırlıklı olmak gerekiyor.

Kabak & Lin: Evet, yukarıda bahsettiğim sebeplerle yaşandı. Uluslararası bir isim için Avrupa, Doğu Avrupa turneleri olağan akışında ve kaşe seviyelerinde ilerlerken, ülkenizdeki gelişmeler sebebiyle turne takvimlerine girmeniz hem sizin bunu gerçekleştirmeniz anlamında, hem de kendilerinin risk algısı anlamında zorlaşıyor.


Big Burn Festival: Yaşamadık çünkü fiyatları belli. Bütçeniz varsa alabiliyorsunuz, yoksa alamıyorsunuz. Gelecek sanatçılarla sorun genelde bütçesel anlamda değil, politik (terör vs) durumlarda gerçekleşen iptallerden dolayı oluyor.

ekonomideki-darbogaz-sanati-dibe-batirdi-484602-1.
Gökçe Özer


İKSV: Festivalimizin en büyük bütçe kalemlerinden birini sanatçılara yapılan ödemeler oluşturuyor, bunların da döviz üzerinden olması bizi kur oynamalarına karşı hassas hale getiriyor. Özellikle festivalimizin uluslararası anlamda oldukça saygın bir konuma sahip olması ve İstanbul’un halen sanatçılar açısından sevilen bir şehir olması en büyük şanslarımız arasında. Genel olarak sanatçılarla bütçe açısından çok büyük sorunlar yaşamadığımızı söyleyebilirim. Ama dediğim gibi kur farkları bunun dışında bir unsur olarak bizi olumsuz etkileyebiliyor.


»Kültür Bakanlığı’ndan destek alıyor musunuz?
Kadıköy Sahne: Yok almıyoruz. Biz festivallerimizin ekonomik kurgusunu kendi öz kaynaklarımız doğrultusunda dışarıya bağımsız yapıyoruz. Yaptığımız işlerin süreklilik arz etmesinin temel sebebi bu. O sebeple ne bir belediyeye ne bir bakanlığa ne de bir sponsora bağımlı olmadan hareket etmeyi tercih ediyoruz. Ekonomik olarak bağımlı festivallerin süreklilik sorunu yaşadığını geçmişteki örneklerden görebiliyoruz. Bizim en büyük destekçimiz her zaman festival katılımcıları oluyor.

Zorlu PSM: Kültür Bakanlığı’ndan veya devletin herhangi bir kurumundan maalesef kültür sanat kurumları olarak arzuladığımız desteği alamıyoruz. Aldığımız çok küçük bir destek var ama bu %1 civarlarında bile değil, bahse konulabilecek bir destek değil. Üzerimizdeki vergi, rüsum ve telif yükü oldukça yüksek. Türkiye’de kültür sanatın gelişebilmesi için yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Geçmiş yıllarda sponsor olabilecek firmalara, sponsorlukları karşılığında, birtakım vergisel avantajlar sağlanıyordu. Bunlar da ortadan kalktığı için özel sektörden de her geçen gün daha düşük miktarda destek almaya başladık. Dolayısıyla maalesef Türkiye’de kültür sanat, eğlence ve müzik işinin sürdürülebilirlik oranı her geçen gün aşağılara doğru düşüyor.

Moda Sahnesi: Kültür Bakanlığı, senede bir defa 1 oyuna bir defa verilmek üzere devlet desteği vermekte. Yeterli değil. Aldığımız yardımla, 2 aylık kiramızı ödemekteyiz.

Pozitif: Maddi destek almıyoruz. Ancak geçtiğimiz sene gerçekleşen 3. Kültür Şurası’nda da konuşulduğu gibi kültür, sanat ve “eğlence” (konserler bu kategoriye girebiliyor) olarak tanımlanan faaliyetlere uygulanan çeşitli vergilerin tanımı ve oranları gözden geçirilip indirime gidilmesi tüm ülkenin ve bölgenin kültür sanat alanında kalkınması ve istikrarı için faydalı olur. Istanbul ve Türkiye’nin uluslararası ve yerel içeriğin buluştuğu noktada tekrar bir merkez ve kültür rotası olması için destek gerekiyor. Yerelde yeni yeteneklere, seslere destek, katılımcı kitlesi oluşturmak ve onlarla buluşmak için donanım ve telif yönetimi, kazanç sistemiyle ilgili yenilikçi yaklaşımlar gerekiyor.

Kabak & Lin: Daha önce Kültür Bakanlığı'ndan herhangi bir destek almadık. Yeterli olmadığı sanırım aşikar. Bu konularda epey doluyuz aslında. Dünya'nın çeşitli yerlerinde festivaller yapan arkadaşlarımızla sohbet ettiğimizde, aldıkları fonları ve yaşadıkları ülkelerin konuya ilişkin uzun dönem planlarını, uygularını gördüğümüzde boğazımız düğümleniyor. Bir gün buralarda da bu konular ön plana çıkacak, buna inandığımız için yaptığımız işlere sarılarak devam ediyoruz.

ekonomideki-darbogaz-sanati-dibe-batirdi-484606-1.
Murat Sezgi


Big Burn Festival: Kültür Bakanlığı’ndan bir destek almıyoruz, ancak böyle bir destek için de talebimiz olmadı. Festivali uluslararası anlamda biraz daha büyüttüğümüz zaman belki böyle bir desteği bize vermeyi düşünebilirler.


İKSV: Etkinliklerimiz Kültür Bakanlığı tarafından da destekleniyor ve vakıf olarak gelirlerimizin %7’ye yakın bir kısmı bu destekten geliyor. Festivalde özellikle Türkiye’den sanatçılarla yabancı sanatçıların bir arada sahne aldığı, ortak projeler geliştirdiği bölümler düzenliyoruz. Bu tür proje ve konserlerin düzenlenebilmesi için kamudan gelen kaynakların önemi oldukça büyük. Bir nevi Ar-Ge faaliyeti olarak düşünmek lazım bunu. Bu tür yaratıcı ve yenilikçi adımlar ancak kamunun desteği ile yeşerebilir. Biz etkinliklerimizin devamlılığı ve gelişimi için her türlü desteği aynı derecede önemli görüyoruz, önümüzdeki yıllarda bu alandaki desteklerin giderek artacağını umuyoruz.

»Sizce sanatın ve sanatçınınn ekonomideki iniş çıkışlardan etkilenmemesi için nasıl bir politika izlenmeli?

Kadıköy Sahne: Herhangi bir ekonomik dalgalanmadan ilk önce kültür sanat etkinlikleri etkilenir. Zira insanların bu alanı eğlence olarak kodlamalarından kaynaklı ilk kıstıkları harcamalar da bunlar oluyor. Zaten kör topal ilerleyen bir sektörün bu kadar korumasız olması da maalesef sektör aktörlerine ölümcül darbeler vurabiliyor. Ancak bunun değişmesi için toplumun kültürel anlamda gelişmesi gerekir ki bu da on yıllar sürecek bir eylem. Politika müessesenin tek faydası vergilerin düzenlenmesi olabilir. Misal son tüketicilerin pahalı bulduğu biletlerin %18’i KDV, KDV düşüldükten sonra kalan bedelin de %7’si telif bedeli, %20’si ise eğlence vergisi. Günümüz koşullarında bilet satışlarının tümünü Biletix vb firmalar üzerinden yaptığınız için artık kayıt dışı bir satış da söz konusu değil. Ancak kayıt dışı gideriniz çok fazla. Bunları belgelendiremediğiniz için de kağıt üzerinde gözüken gelirinizin %20’si kadar da gelir vergisi ödüyorsunuz. Hal böyle olunca satılan her biletin üçte ikisi vergi oluyor. Kültür sanat etkinliklerine vergisel anlamda kolaylıklar sağlanması şart.

Zorlu PSM: Az evvel dediğim gibi acilen yasal düzenlemelerin yapılması, vergisel yüklerin düşürülmesi, muafiyetlerin getirilmesi ve rüsum oranlarının aşağıya çekilmesi veya kaldırılması gerektiği kanaatindeyiz. Sponsorluk mekanizmasını da geliştirebilmek adına markaları / şirketleri sponsor olmaya özendirecek yasal avantajların bir an evvel hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Moda Sahnesi: Avrupa ülkelerinde bunun güzel örnekleri var, örnek teşkil etmesi anlamında o örnekler incelenebilir.

ekonomideki-darbogaz-sanati-dibe-batirdi-484615-1.
Selçuk Aydoğan

Pozitif: Ülkenin her kesiminden insanların bir araya gelmesiyle planlanan ve ilgili kaynakların yatırıldığı kültür politikalarımızın oluşturulmasıyla olabilir.

Kabak & Lin: Ülkenin her kesiminden insanların bir araya gelmesiyle planlanan ve ilgili kaynakların yatırıldığı kültür politikalarımızın oluşturulmasıyla olabilir.

Big Burn Festival: Daha çok yerli isim yetiştirmeliyiz. Türkiye’nin pop/rock/elektronik/hip hop, her türden “yeni ve genç” süperstarlara ihtiyacı var. Yerli ve genç sanatçıya duyulacak güven, bu isimlerin uluslararası arenada da büyümesini sağlayacaktır.

İKSV: Ülkelerin kültür politikalarının, ekonomik dalgalanmalardan bağımsız bir şekilde devamlılık arz etmesi, uzun vadede kültürel alanda başarı için en önemli faktörlerden biri. Dolayısıyla kamu kurumlarının bu alandaki yatırım ve destekleri oldukça önemli. İKSV olarak farklı gelir kaynakları yaratmayı önemsiyoruz ve alternatif imkânlar oluşturmak için çaba sarf ediyoruz. Örneğin İstanbul Caz Festivali olarak son iki yıldır SOCAR Türkiye’nin desteği ile “Vitrin Türkiye Güncel Müzik Buluşması” adı altında bir bölüm düzenliyoruz. Burada, dünyanın değişik yerlerinden gelen festival ve etkinlik yöneticileri Türkiye’den müzisyen ve sanatçıları izliyor, bu vesile ile tanıştıkları ve müziklerine aşina oldukları Türkiye’den sanatçıları ülkelerine davet ediyorlar. Bu da Türkiye’den müzisyenlerin dünyanın değişik yerlerinde isimlerini duyurmalarında büyük önem taşıyor. Aynı zamanda yine SOCAR Türkiye’nin katkılarıyla Vitrin bölümüne katılan iki gruba da toplam 5.000 Euro değerinde “İpek Yolu” Turne Destek ödülümüz veriliyor. Bu tür katkılar ve destekler aslında Türkiye’de kültür ve sanatın gelişmesi ve dünyada iz bırakabilmesi için çok önemli ve özel sektör sponsorluklarında devlet teşvikinin artmasının bu alanın gelişmesine katkı sağlayacağını düşünüyoruz.