Ekonomist Uğur Civelek: 2018 yılı parlak geçmeyecek
26.12.2017 16:53 EKONOMİ
Ekonomist Uğur Civelek'e göre, Türkiye ekonomisi 2017 yılında ılıman küresel iklimle birlikte günü kurtarmaya dönük önlemlerle ekonomiyi ayakta tutmaya çalıştı. Buna karşın yüksek enflasyon ve işsizliğin sürmesi 2018 yılı için alarm veriyor

EKONOMİ SERVİSİ

Ekonomi yönetiminin 2017 yılında günü kurtarmaya yönelik ağrı kesici niteliğindeki önlemlerle yılı tamamladığına dikkat çeken ekonomist Uğur Civelek, “2018’e daha iyi miras devrediyorsak başarılı, daha kötü bir miras devrediyorsak başarısızız demektir. Ben devredilen bir miras açısından parlak bir tablo olmadığını düşünüyorum” dedi.

Teşvikler tek kullanımlık, büyüme kontrolsüz
Ece Zereycan ile BirGün Gazetesi Ekonomi Editörü Semih Güven’in hazırladığı ‘Ekonominin Notları’ programına telefonla bağlanan Civelek, hükümetin başarı olarak sunduğu 2017 yılının ekonomik göstergelerini değerlendirdi. Ekonomide başarının tek kriterinin büyüme olmadığının altını çizen Civelek , “Bu koşulda siyasi iradenin yaptığını bir kriz yönetimi, bir acil müdahale olarak görmek lazım. Tek kullanımlık örnekler devreye girdi. Sonucu düşünülmeden ekonomik büyümeyi artırmak için Kredi Garanti Fonu devreye sokuldu. İlk 2 çeyrekte yüzde 5’in biraz üzerinde bir büyüme gerçekleşti bir önceki yıla göre. Üçüncü çeyrekte yüzde 11’i gördük. Yılın geneline baktığımızda büyüme yüzde 6-7 aralığında bir seviyede gerçekleşecek gibi görünüyor. Yani tek kullanımlık önlemlerle ve vergi teşvikleriyle kontrolsüz bir eğilim var” dedi.

Gerçek işsizlik TÜİK’in açıkladığının 2 katı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı işsizlik rakamlarıyla ilgili de değerlendirmede bulunan Civelek, resmi rakamların gerçek işsizliği yansıtmadığını söyledi. Civelek, “TÜİK her ay 31 bin civarında hane halkını ziyaret ediyor, işgücü anketi yapıyor. Gelen yanıtlar 22 şubede derlenip sonuçlar merkeze bildiriliyor. Merkez de genel değerlendirme özeti yapıyor. Yani rakam üzerinde bir takım müdahaleler yapılabiliyor. Eğer işsiz olduğunu beyan edenlerin daha fazlasını işsiz saymazsanız oran düşer. Çünkü işsiz saymak için tanımları biraz farklılaştırırsınız. Görüntü biraz değişir ya da yorumu biraz farklılaştırırsınız. Şu an Türkiye’de 29 milyon civarında istihdam edilen bir kesim var. 3 milyonu aşan bir rakam işsiz olarak görülüyor. Geride kalan nüfus, yani 58 milyonluk faal nüfusun geri kalanı çalışmadan yaşıyor gibi görünüyor. İşsiz olduğunu beyan edenlerin bir kısmı bu geri kalan kısımda değerlendiriliyor. O nedenle işsizlik rakamları düşük çıkıyor. İşsiz sayısı, açıklanan beyanların 2 katına yakın” şeklinde konuştu.

Ek istihdamlar geçici
Türkiye’de istihdamın hizmet sektöründe yoğunlaştığına da işaret eden Civelek, mağazalarda çalışan kişi sayısında ciddi azalmalar gözlemlediğini ifade etti. Söz konusu durumun 2018 yılında işsize iş bulmada sıkıntıları artırabileceğini bildiren Civelek, “Bu yıl istihdam teşvikleri devreye sokuldu. Ek istihdamlar için teşvikler verildi. Bu teşvikler işsizliğin azalmasına sınırlı bir katkı yapabilir ama bu geçici bir katkı olabilir. 2018’de yine ikinci istihdam seferberliği açıklandı. Bu yaklaşım 12 ayla sınırlı olmak üzere devam edecek. İş dünyasında rekabet gücü artmıyorsa, iç talep gecikmiyorsa bu ek istihdamı korumak olanaksızdır” dedi.

Sarraf davası kaos çıkarabilir
ABD’nin New York kentinde görülen Rıza Sarraf davasından çıkacak sonucun ekonomiye olası etkileri hakkında da görüş bildiren Civelek, bankacılık sektörü için kaos senaryosunun yaşanabileceğini ifade etti. Civelek şunları söyledi: ABD dünyada giderek yalnızlaşıyor. Bizim bulunduğumuz coğrafya, ABD için sürdürülebilir kaos yöntemiyle kontrolü sağlamaya çalıştığı bir bölgeydi. Bu sürdürülebilir kaos, kaosa doğru evirilebilir. Sarraf davasındaki muhtemel sonuçları da bunun bir parçası olarak görmek daha isabetli olabilir. Bu bölgede bir kaos yaşanacaktır. Olumsuzluklar daha baskın, riskten kaçınma eğilimi daha güçlü olabilir. Bu ortamda Türk bankacılık sistemine faturaların çıkması, sistemin tahammül sınırlarının aşılmasına katkı yapabilir. Yani, 2018’de bir önceki yıla göre daha büyük belirsizlikler var. Daha ağır sorunlar var.